NO, YOU CAN’T (HAYIR, YAPAMAZSIN)


Merakla beklenen seçimlerin sonrası olusan siyasi tablo ve Merkez Bankasının (FED) kararının önumuzdeki donemde ekonomiye etkileri merakla bekleniyor. Başkan Obama’nın 2008 seçim sloganı olan “YES, WE CAN” bu seçimler sonucunda ”CAN WE?’ olarak değistilirse yanılmamış oluruz.Temsilciler Meclisi’ndeki yeni tablo, 1938 yılından sonraki en büyük değişim. Bu değişim ile, Başkan Obama’nın yasa çıkarma yetkisi, büyük darbe aldı. Cumhuriyetciler, Obama’nın geri kalan iki yıllık görev süresinde, gündemdeki icraatlara ve planlanan kanunlara engel olacaktır. Ortak bir yolun bulunması oldukça zor. Zaten, Cumhuriyetçiler Obama’nın yolunu değiştirmesi uyarısında bulundu. Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu eline geciren Cumhuriyetçiler, sağlik reformunda ve vergi kesintileri konusunda değişikliğe gidilmesinde oldukça kararlı görünüyor. Seçmenlerin kararında bu iki unsurun etkisi çok büyüktü. Obama’nın büyük ses getiren sağlık ve mali reformları, halk ve piyasalar tarafından pek benimsenmedi. Obama ‘bu ekonomiyi bu hale ben getirmedim’ diye savunma yapsada; cumhuriyetçilerde “ekonomiyi duzeltecegine daha kotu hale getirdin“ görüşündeler. İşsizliğin yüksek seyri, Obama’nın en büyük başağrısı. Son 27 yılın en yüksek seviyesinde olan işsizlik oranları, 2012 seçinmlerinde de, ana belirleyici unsur olacaktır.Eski Başkan Bush’un vergi indirimleri yıl sonu itibariyle son bulacak. Cumhuriyetciler bu kesintilerin uzatilmasından yana. Kaldırılması durumunda gayri safi milli hasılaya, yüzde 1 oranında, negatif bir etkisi olabilir. Obama, orta gelirli tuketiciler için, vergi kesintisinin uzatılmasını istiyor ama; geliri 250 bin doların üstündeki üst gelirlilere uygulanan vergi kesintilerin kaldırılıp; ek vergilerin getirilmesinden yana. Bu konu ciddi olarak tartışılmaya başlandı bile. Obama’nın son iki yılında,nasıl bir yaklaşım içinde olacağını, bu konun nasıl sonuçlancağından, çıkarabiliriz. Sağlık reforumunun, ekonomiye ciddi anlamda katıkısı olup olmayacağını uzun vadede göreceğiz ama; Obama bu konuda taviz verecek gibi görünmüyor. Baskan Obama; ortak bir çalışma ortamı içinde, bu ekonomiyi kurtarma isteğinde oldugunu dile getirdi. Eli kolu bağlanan Obama’nın başka çaresi yok zaten. Son iki yılında ve 2012 seçimlerinde Demokratların azda olsa rahat nefes almasını istiyorsa; Cumhuriyetçilerle iyi geçinmek zorunda. Aksi halde bu ekonomi daha kötü hale gelebilir. Cumhuriyetçiler büyük ihtimalle, ekonomiyi yöneten, daha doğrusu, yönetmeye çalışan Obama’nın takımında revizyon yapılması talebilinde bulanacak. İlk kurban, yıl sonu itibariyle, Hazine Bakanı Timothy Geither olabilir. Wall Street seçim sonucuna büyük bir tepki vermedi. Cumhuriyetçiler, Senato’yuda almış olsalardı, Wall Street’i tutmak hiçte kolay olmayabilirdi. Ama onların en büyük dostu Merkez Bankası (FED) vardı. Dün yapılan Merkez Bankasının (FED) iki gün süren görüsmesinden çıkan sonuç piyasaların bekletisi dahilindeydi. Parasal genişleme programının büyüklüğü 600 milyar dolar olarak belirlendi. Bu aydan itibaren başlayarak, 2011 Haziran ayına kadar, aylık toplam 75 milyar dolar değerinde uzun vadeli devlet tahvili alımı yapılacak. Proramın süresi ve büyüklüğü, ekonomideki duruma göre esnek olabilecek. Merkez Bankası bu programla, tahvil faiz oranlarını düşük tutarak ekonomiyi canlandırmayı hedef alıyor. Tüketici ve iş çevresi için borçlanma maliyetlerinin düşürülmesi sağlanacak. Enflasyonun beklentilerin altında bulunması ve risk oluşturmaması programın uygulanmasını kolaylaştıryor. İşsizlik oranının yüksek seyrinden bir gerilemeye neden olur mu bilinmiyor. Programın başarılı olup olmayacağı için yatırımcılar oldukça tedirgin. Neden olmasınlar ki? 1.7 trilyonluk ilk parasal genişleme programının ekonomiye katkısı oldukça kısıtlı kalmıştı. Bankaların ekonomiye bakış açılarında olumlu değişikliğin olmaması halinde, bu programda başarısız olabilir. 2003 yıllarında Merkez Bankası enflasyonu hafife almıştı. Düşük faizlerin uzunca piyasalarda tutulması bugünkü krizin oluşmasındaki patlayan balonun temeliydi. Umarim; bankalarda tedirginlikten dolayi piyasa surulmeyen likitide ansizin patlak verip, enflasyona neden olmaz. Enflasyonun oluşması programın en büyük riski. Yani programın şekli, her ne kadar ekonominin gidişaatına baglı olsada, başarısı, enflasyonun ve bankaların elinde. İlk program gibi etkisiz olursa, eflasyondan daha ağır bedelleri olan deflasyon, kaçınılmaz. Demokratlar ve bu program orta ve küçük işletmelere ulaşamıyor. Ülke istihdamının yüzde 65’ni, bu kesim oluşturuyor; ekonominin kalbi burası. Nasıl ki; bankaları ve otomobil sektörünü bataktan kurtardınız; tepkisini daha iki gün önceki seçimlerde dile getiren tüketiciyide kurtaracaksınız. 2009 yılında Dünya devi şirketler, Wall Street’in listesinde, McDonalds’ın 1 dolarlık menüsü gibi sıralanıyordu. Washington’a dahi gelmelerine gerek kalmadan milyarlarca dolarlık yardımlar hiç terettüt edilmeden verildi. Oysa şuan, tüketici gelirleri 2009’a göre daha düşük durumda. Washington yönetimi artık, halkın durumuna ve isteklerine göre hareket etmeli. Yoksa bu yönetim, 2012’de daha ağır bir hezimete uğrayacak. Krizden üç sene gecmesine rağmen, somut bir adım atılmadı. Önümüzdeki iki senede de, olumlu adımların atılamayacağı kanısındayım.
<< Önceki Haber NO, YOU CAN’T (HAYIR, YAPAMAZSIN) Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER