Bu gruptan çıkarız!


Baştan söyleyeyim: Bu, bir röportaj değildir. Terim, bunun belirtilmesini özellikle istedi. Kimseye röportaj vermediği için ayrıcalık yapmış olmak istemediğinden böyle bir önleme gereksinme duyuyordu. Başka gazeteci arkadaşların da bulunduğu ortamda yapılan sohbetten yazılabilecek olan izlenimlerdir bunlar. Ayrıca Terim, muhabir arkadaşlarla da iftar için bir araya geldiğinde kuşkusuz benzerlerini onlara da anlatmıştır. Kısacası, mesleki açıdan herhangi bir faule yol açmadan yapılmaya çalışılan bir izlenim yazısıdır bu. Bu akşam Real Madrid ile karşı karşıya gelecek olan Sarı Kırmızılı takımın hazırlık maçı trafiği dikkatlerden kaçacak gibi değil. "Bunda senin de payın var." diye iltifat ediyor Terim. Ben de tevazu göstermiyorum. Çünkü büyük takımların Avrupa'da oynayamadıkları dönemlerde böyle maçlar yapmaları sanılandan çok daha büyük önem taşıyor. Bunu yıllardır tekrarlıyorum. Terim de bunu biliyor ve söylüyor. Nitekim futbolun yarı ölü durumunda olduğu dönemde Galatasaray'ın Twente, İnter ve özellikle de Liverpool ile yaptığı maçlar önemli bir canlılık oluşturdu. Ayrıca Sarı Kırmızılı takımın kısa sürede gerçekleştirdiği önemli dönüşüm de görüldü. Gerçi Olympiakos yenilgisi ve özellikle daha 32. saniyede yenilen gole karşılık verilemeyişi biraz moral bozdu ama Cim Bom, o maçta çok da kötü değildi. Hatta iki gol de attı. İlk golde kaleciye yapılan faul tartışılır nitelikteydi. İkincide de Gökhan Zan, bir adım geride durma dikkatini gösterip ofsayttan kurtulma becerisini gösteremedi. Bu zorlu maçlar dizisinin en heyecanlısı bu gece yarısı Bernabeu'da olacak. Sarı Kırmızılı takım Real Madrid'in konuğu olarak bu muhteşem arenaya bir kez daha çıkacak. Arada İnter 21 Ağustos'ta bir maç daha istemiş. Terim, "O kadar da değil" diyor. Yani Galatasaray kupada yok ama Avrupa'da adını yaşatmak için akıllıca işler yapıyor. TSYD KUPASI YAPILMALI Terim kısa sürede alınan mesafeden memnun ama daha yapılacak çok iş olduğunu da herkesten iyi biliyor. Onun çalışmalarıyla bizim TSYD olarak hedeflerimizi birleştirebilir miyiz diye bir yoklama çekelim dedik ama yine takvim engeline takıldık. Aslında Real Madrid maçından sonra ligin başlamasına daha epeyce zaman kaldığından tek maç üzerinden de olsa bir TSYD Kupası adımı atabilir miyiz, arayışı içindeyiz. Terim, buna olumlu yanıt veriyor. "Ben hazırım" deyip ekliyor, "Futbol hayatımda TSYD Kupası'nın önemli bir yeri var. Hem oyuncu hem de teknik adam olarak defalarca bu kupanın heyecanını yaşadık. Lig öncesi bir futbol bayramı gibiydi. Aynı heyecanı yeniden yaşamak isterim" diyor. Takvim sıkıştırması nedeniyle TSYD Kupası'nın gündemden kalkmış olmasını talihsizlik olarak niteliyoruz. Yeniden başlama konusunda da en büyük sıkıntı yine takvimde uygun yer bulabilme noktasında olacak. Bu sezon başındaki zorunlu erteleme bununla ilgili olarak da birşeyler yapabileceğimizi düşündürdü. Federasyonun play off'la ilgili hazırlığı, istendikten sonra herşey için uygun zaman bulunabileceğini ortaya koyar nitelikte. Ancak İspanya'dan döner dönmez denilebilecek şekilde yani ayın 27'sinde milli takım kampa giriyor ve Terim'in elinde de sadece 8 oyuncu kalıyor. "İdman yapabilmek için bile PAF takımından oyuncu almak zorunda kalacağız" diyor. Bu da bir başka yaz mevsimini bekleme zorunluğunu ortaya çıkarıyor. TRANSFER MASKARALIKLARI YORUYOR Bir yandan da Terim'in gündeminde transfer önemli bir yer tutuyor. Nitekim Engin Baytar'ın karşılanışı sırasında çekilen fotoğrafla gündeme gelen isimler, bu konudaki arayışı açık biçimde ortaya koyuyordu. Ancak bunların ötesinde transferin bilmediğiniz boyutunda yaşanan nice ilginç olaylar var. Tabii bu ilginçlikler kulüp yönetimi ve Fatih Terim için çok yorucu hatta bezdirici olabiliyor. "Bir bilseniz" diyor, "Hergün birileri arayıp futbolcu öneriyor. Kıramayacağınız birilerini de araya koymayı beceriyorlar. Örneğin, yurtdışından Diego ve Djibril Cisse defalarca önerildi. Bunlara inanırsanız, oyuncunun sanki 50 menaceri varmış gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ayrıca bu oyuncular transfer gündemimizde değil. Özellikle Diego çok iyi bir oyuncu. Niye bu durumda, akıl erdirmek zor. Bu yolla satılmak istenince insan haliyle huylanıyor. Yani yapmak istediklerinin tam tersi bir durum ortaya çıkıyor... Daha bunun gibi neler, insan çıldırır!" 3,5 YABANCIYLA BAŞARDIK AMA... Zorunlu transferlerle eldekilerin verimini yükseltmeyi ön plana almak niyetinde Terim. Nitekim Kazım ve Baros'taki olumlu gelişmelerden hoşnut. Ayrıca kiraya verilen oyuncuları bile yakından izleyeceklerini ve kendini gösterenden önümüzdeki sezonlarda mutlaka yararlanacaklarını söylüyor. Son idmanlarda Emre Çolak ile daha yakından ilgilenmesi haliyle 'Yeni Arda mı?' sorusunu akıllara getiriyor. Terim, Arda'nın gidişini bir sorun olarak yaşama niyetinde değil. Tam tersine bunu bir avantaja dönüştürebilmeyi planlar gibi. Elbette ki bu takım Arda'sız da hedefine ulaşabilir. 4 yıl üstüste şampiyon olurken Arda mı vardı? Kale arkasında top topluyordu o. Giden gider, kalanlar yeter. Engin Baytar gibi sorunlu futbolcular konusunda Terim'in herhangi bir endişesi yok. Bu konudaki hamlelerden iyi sonuçlar alınması konusunda kendisine güveniyor. Yoksa durduk yerde takımı Çılgınlar Kulübü haline getirmeyi kimse göze alamaz. Futbol Federasyonu'nun yabancı oyuncularla sözleşme konusunda getirdiği rahatlığı konuşuyoruz. Terim, "Konuyu böyle ele almamalıyız. Yani hep doğru mu yanlış mı, oynar gibiyiz. Kişisel olarak benim yerli oyuncudan yana olduğum çok açık. Zaten 3,5 yabancıyla UEFA Kupası'nı kazanmış olmamız da bunu çok net gösteriyor. Capone'u küçümsemiyorum, tam tersine bize büyük katkısı oldu ama uluslararası piyasası olan bir oyuncu da değildi. Taffarel, Popescu ve Hagi yetti bize. Üsttarafını yerliler halletti" deyip soluklandıktan sonra sürdürüyor: "Konuya daha gerçekçi bakmak gerek. Avrupa Birliği'ne doğru gittiğimize göre günün birinde bunu tamamen serbest bırakmak zorunda kalacağız... Ayrıca içerde bir oyuncuya talip olduğunuz zaman değeri 1 ise 5'e çıkıyor. O zaman ne yapacaksınız? Bitmedi, kulüplerin çok sayıda oyuncuyla sözleşme yapmış olmasından doğan sorunlar var. Adam hiç oynamadan bir çuval para alabiliyor... Bunları gözönüne aldığınızda yapılan iş doğru ama olay daha geniş biçimde ele alınmalı. Daha sağlam kurallar getirilmeli ve akılcı işler yapılmalı." Bu noktada konu haliyle özkaynak düzenine geliyor. Bir dönem Galatasaray'ın bu çalışmaları örnek gösteriliyordu ama şu andaki durum pek parlak değil. O nedenle Fatih İbradi ve Müfit Erkasap kolları yeniden sıvamış. Çevreden yetenekli gençler bulabilmek için yoğun bir çalışma başlatılmış. "Bir-iki yıllık bir boşluk olacak ama sonra yeniden üretime başlarız" diyor Terim. Başkaları da gördü bu Terim, 1996'dakine epeyce benziyor. Onun üçüncü kez göreve getirilmesinin doğru olmadığını söyleyenler vardı. Ayrıca bu takımı toparlamanın birkaç yıl sürebileceğini düşünenler de az değildi. Yanılmış olduklarını kabullenmeye hazırlansınlar.
<< Önceki Haber Bu gruptan çıkarız! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER