İran AKP’yi tehdit ediyor


İran’ın Mehr Haber Ajansı’nın önceki gün Türkçe olarak geçtiği Tahran mahreçli haberin başlığı yeterince açık: “İlk hedefimiz Türkiye’deki füze radarı, sonra diğerleri!” Haberin giriş paragrafı da şöyle: “İslami Devrim Muhafızları Hava-Uzay Komutanı Emir Ali Hacızade, bir tehdit durumu olduğu takdirde ilk hedeflerinin ‘Türkiye’deki füze radarı’ olacağını, daha sonra diğer hedeflere yöneleceklerini ifade etti.” Türkiye’nin 1 Eylül 2011’de NATO’nun “Füze Savunma Sistemi”nin radar unsurlarını topraklarında konuşlandıracağını resmen ilan etmesinden sonra İran’dan Türkiye’ye yöneltilmiş en ağır ve en doğrudan tehdit niteliğindeki ifadeler bunlar... Bu tehdidi irdelemeden önce Hacızade’nin sözlerini, onu tahkim eden, süsleyen, anlam ve derinlik kazandıran özgün bağlamı içinde yansıtmak gerekiyor. Yani “Hava-Uzay Komutanı”, İran’ın Türkiye’ye tehdidini hangi siyasi/ideolojik çerçevenin içine oturtmuş, ona bakacağız... Mehr Haber Ajansı, “İslami Gelişme Teşkilatı”na bağlı. Bu teşkilat, ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in himayesinde, İran İslam Devrimi’nin ideolojisini yaymak amacıyla birçok alanda etkinlik gösteriyor. Medya da bunlardan biri... Mehr, Türkçe dâhil birçok dilde yayın yapıyor. Hürremabad’daki bir alanda toplanmış 10 bin Besic milisine konuşan Devrim Muhafızları’nın Hava-Uzay Komutanı Hacızade’nin sözünü Türkiye’yi tehdit etmeye getirmeden önce söylediklerini, aşağıdaki uzun alıntıda Mehr ajansının anlatımıyla aktarıyorum: “(Hacızade) Saddam’ı İslami İnkılaba musallat edenlerin, İran’da iki yıl önceki fitne olaylarının da sorumlusu olduklarını, fakat İslami İnkılap Rehberi Ayetullah Hamanei’nin bu konuda uyarıları ile halkı aydınlattığını ve fitnenin galebe çalmasına izin vermediğini söyledi. (...) Hacızade, bazı ülkelerin en üst seviyedeki yetkililerinin İran’a resmi mesajlar verdiklerini, İran’a askeri saldırı ve savaş tarihleri belirlediklerini, fakat İslami İnkılap Rehberi’nin bunların önüne geçtiğini ifade etti. Başkomutan olarak İslami İnkılap Rehberi’nin birçok büyük komployu etkisiz hale getirdiğini vurgulayan Komutan Hacızade, bugün halen bu tür komplolara tanık olunduğuna işaret ederek, ABD’nin Siyonist Rejim’in hatırına Türkiye’de bir füze radarı konuşlandırmak istediğini, dünya kamuoyunu ve Türk halkını kandırmak için bu füze radarını NATO’nun kurdurmak istediğini söyledi. Komutan Hacızade, Türk Milleti’nin uyanık bir millet olduğunu vurguladı ve İranlıların Türk halkının bu komploları engelleyeceğinden emin olduğunu söyledi.” Bu ifadelerden de anlaşılacağı gibi, AKP hükümeti tarafından NATO radarının Türkiye’de konuşlandırılmasına karar verilmesi, İran rejiminin anlatımında, İslam Devrimi’ni en başından beri hedef alan şeytani bir uluslararası komplolar zincirinin son halkası olarak yansıtılıyor. Bu eklektik “komplolar sepeti”nin içinde ne ararsanız var: Saddam Irak’ının 1980’de İran’a saldırması, 2009’daki düzmece seçimlerin ardından ezilen özgürlükçü “Yeşil” muhalefet ya da “İran baharı” ve İran’ın nükleer programına karşı muhtemel bir İsrail saldırısının mantık dairesinde açıklanan NATO’nun Kürecik radarı... Ve bu “Siyonist komplo”nun içinde gösterilen bir AKP hükümeti... O AKP hükümeti ki, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun 1 Eylül’de açıkladığı beş maddelik önlemler dizisine göre, retorik düzeyinde de kalmış olsa İsrail’le halen bir “soğuk savaş” havasını solumaktadır... İran Devrim Muhafızları Hava-Uzay Komutanı’nın sözlerinden akseden kolektif ruhta ise, “dünyanın bütün şeytani kötüleri” olarak gördüklerinden, Tanrısal manada iyi olana, yani İslami rejime yönelmiş derin bir varoluşsal tehdit algısı seziliyor. Rejim, 2009’daki hileli seçim rezaleti ve onu izleyen kanlı bastırmanın neticesinde gömüldüğü vahim meşruiyet krizinden güçlenerek çıkabilmenin çaresi olarak nükleer programını hedef alan dış tehdidi seçmiş bulunuyor. İran rejimi, çerçeveye Türkiye’yi de hiç olmadığı kadar açık biçimde yerleştirerek, olası bir İsrail saldırısına mukabele ederken çatışmayı bölgeye yayacağı uyarısında bulunuyor. Türk ekonomisini tehdit ediyor. Kürecik radarının elde edeceği datanın İsrail’le paylaşılmayacağı güvencesi pek etkili olmamış sanki... Tahran, Türkiye ile İsrail’i karşısındaki aynı hatta yerleştirerek AKP iktidarının İslamcı damarını şişirmeye çalışıyor, onu ideolojik baskı altına alıyor ve politikalarını gözden geçirmeye zorluyor. İsrail karşıtı Türk kamuoyunu da AKP hükümetine karşı kışkırtmayı deniyor bu arada... Bu çabalar beyhudedir. “Eski sıfır sorun” mazide kalmıştır. “Yeni sıfır sorun” için ise değişmesi gereken Türkiye değil, İran’dır.
<< Önceki Haber İran AKP’yi tehdit ediyor Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER