Çocuğun Dini Eğitimi

Safvet Senih

Safvet Senih

11 Ara 2019 11:31
  • M. Fethullah Gülen Hocaefendi evlatlarımızın dini eğitimi hakkında şöyle diyor: 

    “Ebu Hanife, daha sonra Abbasilere Şeyhülislam olacak talebesi Ebu Yusuf’a şöyle der: ‘Öncelikler talim ve terbiye safhasını tamamladın  ve evlilik yapacağın vakte kadar öğrenmen gereken ilimleri mutlaka öğrenmelisin. Aksi takdirde tahsil hayatın yarıda kalır. Ayrıca, ailenin helâl bir şekilde geçimini temin edebilmen için de bir işin olmalıdır. Böyle bir duruma gelince, hayat çizgin daha bir belirginleşecektir.”  (Demek ki: 1-Tahsil, 2-İş, 3-Aş, 4-Eş…)

    “Evlilik müessesesi ciddi bir müessesedir. Bu evlenecek olanlar gerçekten bir muallim, bir mürebbi gibi çocuk yetiştirecek seviyeye gelmişler midir, diye dikkat edilmelidir. Çocukları düşünce dünyamıza göre yetiştirecek donanıma sahiplerse, evlenebilirler. Ama namzetler kendilerini idareden âciz, üç-beş insanla bile ortak noktalar bulup geçinemiyor, her gün bir huzursuzluk çıkarıyorlarsa, evlenme ve çocuk yetiştirme adına henüz kıvama geldikleri söylenemez. 

    “İman ve Kur’an Hizmetine mensup ve İNSANLIK  KALESİNİN  TAMİRİNE  ADANMIŞ  insanların, bütün semavî dinlerin getirmiş olduğu İNSANΠ EVRENSEL  DEĞERLERİ  hayata geçirme hizmet ve gayretinde başarılı olabilmeleri, İDEAL  AİLELER  kurmaya bağlıdır. Bunu da ancak: 1-Kâbe kadar temiz KALB’e, 2-Everest Tepesi gibisi KÂMET  ve KIYMETE sahip; 3-His yapısı, amud-i  nûrânî gibi tâ Sidretü’l-Müntehâya  uzanan kimseler gerçekleştirebilirler. Bu iş kirli alınların, paslı vicdanların, Mevla’ya başkaldıranların işi değildir. İç ve dış bütünlüğüne ermiş mamur ve münevver nesillerdir ki, Allah’ın Tevfik ve inayetiyle bu yüce ideali gerçekleştireceklerdir.”

    Hiç aceleye gerek yoktur. Allah bu işi lütfedecektir. Bizim de sebeplere riayet etmemiz gerekir.

    1. Çok Yönlü Evlat Yetiştirmek
    “Eğer evlatlarımızın CESUR,  YÜREKLİ  olmasını istiyorsak onları vampirlerle, devlerle, cinlerle, perilerle korkutmamalıyız. Onları bütün olumsuzluklara karşı koruyabilecek bir İç  MUKAVEMET  ile GÜÇLÜ  yetiştirmeliyiz. 

    “Eğer çocuklarımızın İMANLI  olmasını arzu ediyorsak, bütün hareket ve davranışlarımızdan belli konulardaki duyarlılığımıza, secdede, rükuda, kıvrım kıvrım kıvranışlarımızdan başka insanlar için de şefkatle tir tir titrememize kadar her halimizde Allah’a iman nümâyun olmalı ve çocuklarımızın gönülleri bunlarla dolmalıdır. Evet hep onların bizi görmek istediği gibi olmalı ve bizi küçük görebilecekleri davranışlardan da sakınmalıyız. 

    “Her zaman onların nazarında aziz ve muallâ olmaya çalışmalıyız ki, söylediğimiz sözler onların kalblerinde makes bulsun ve isteklerimize karşı reaksiyon göstermesinler. Bu açıdan denebilir ki, HAFİF  MEŞREP pederler, evlatları karşısında olsa olsa sadece onlara bir arkadaş olabilirler; ama katiyen bir MUALLİM, bir MÜREBBİ  olamaz ve  onları istedikleri gibi TERBİYE   edemezler.

    “Hanelerimiz her zaman bir MEKTEP,  bir MÂBED, bir TERBİYEHANE  görünümünde olmalıdır ki, onların hissiyatlarını, ruhlarını, kalblerini doyurarak onları, cismanî arzuların kulu-kölesi haline getirmiş olmayalım.”

    Bir ablamız çocuklarına terbiye konusunda, İslami yaşayış mevzuunda tesirli olamıyordu. Bir gün bu dert  yüzünden sofra başında öyle bir hıçkırdı, öyle bir göz yaşları döktü ki, artık daha sonra bir şey anlatmasına gerek kalmadı…

    Üstad Hazretleri, Erek Dağında yanında bulunan o büyük hocalara, “Namaz kılmayan bir gence ne yaparsınız?” diye sordu. Molla Resul, “Namaz kıl’ diye ikaz ederiz. Kılmazsa, döveriz” dedi. Üstad Hazretleri “Hayır!.. Ben önce namaz mevzuunda hikmetleri v.s. meselelerde söylenmesi gerekenleri anlatırım. Yine kılmazsa, bu sefer Ağlayarak Onun İçin Cenab-ı Hakka yalvarırım!.. Artık dayakla olacak bir şey değil bu husus.” diyerek, bizlere bugün yapmamız gerekenler hususunda ışık tutmaktadır… 

    2. Küçükken Camiye Alıştırma 

    Çocuklar Asr-ı Saadette olduğu gibi camilere alıştırıldığı zaman, camide halkın namaz kılış ŞEKLİNİ, ZEVKİNİ  görüp duyacak ve dini yaşamaya alâkaları artacaktır. Bu itibarla, değil onları kovmak, onlara sert görünmek, ürkütmek; kabilse hediyeler verilmeli ve NAMAZA  ISINDIRILMALIDIR.  Çocuklara cami,caminin bahçesi sevdirilmeli ve her zaman onların duygularında mâbedin kutsallığı canlı tutulmalıdır. Rasulü Ekrem (S.A.S.) camide cemaatin içinde namaz kılarken, torunu Hz. Ümâme’yi omuzuna alır, eğilirken yere bırakır, kalkarken de yeniden omuzlardı. (Nesâî, Sehir, 13; Muratta, Salât, 85)  Bunu bizim Mutlak Rehberimiz Efendimizin (S.A.S.) yapması, örnek olması bakımından çok önemlidir. Bu itibarla çocuklar için mahallemizin güzel ve câzip köşesi MÂBED, evimizin içi de bir NAMAZGÂH  haline getirilmelidir ki, çocuklar gözlerini her açıp kapayışlarında, Allah’ı (c.c.) hatırlatan emarelerle yüz yüze gelsinler ve hayatlarını bir ledünnîlik içinde duysunlar ve hür iradeleri ve hür vicdanlarıyla kendi yollarını belirleyip yürüsünler.

    “Sadece namaz açısından ele alacak olursak, çocuk namaz kılma devresine geldiği zaman, eğer babası elinden tutar, annesinin yanında seccadenin bir kenarında durdurur ve halinin derinliği ölçüsünde onu kalbinden Ebedî Mihrabına bağlayabilirse, çok önemli bir şey başarmış olur. Zira namaz, Allah’a (c.c.) yönelme  adına çok önemli bir iştir.”

    Safvet Senih 
    11 Ara 2019 11:31
    YAZARIN SON YAZILARI