Evlat yetiştirirken ihmal edilmemesi gereken noktalar

''Çocukların yanında onları ilgilendirmeyen konular hiç konuşulmamalıdır.” Çocuklar varken: “Aman dikkat, fotoğrafımız çekiliyor. Sakın yanlış yapmayalım!.” Diye uyaran Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimiz çok haklıdır. Elverdikçe Allah’a iman, O’nun nimetlerini anlatma, zikir fikir ve şükür ön planda olmalıdır. ''

SHABER3.COM

Safvet Senih | samanyoluhaber.com
Konuşma adabı

Muhterem M. Fethullah Gülen Hocaefendi, evlatlarımıza karşı, Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak konusu üzerinde şöyle diyor: 

“Çocukların yanında onları ilgilendirmeyen konular hiç konuşulmamalıdır.”  Çocuklar varken: “Aman dikkat, fotoğrafımız çekiliyor. Sakın yanlış yapmayalım!.” Diye uyaran Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimiz çok haklıdır. Elverdikçe Allah’a iman, O’nun nimetlerini anlatma, zikir fikir ve şükür ön planda olmalıdır. 

Re’fet ve Şefkatte Ölçü
“Bu hususta hedef,  çocukları birer MERHAMET  KAHRAMANI olarak yetiştirme olmalıdır. Bu da ancak temsille olur. Bir muhtaca yapılacak yardımdaki hassasiyet, teessür, nezahet ve kibarlık gibi…  Bir yardım sandığına veya sergisine mümkünse parayı çocuğun  atması, cömertliğe adım attırılıp alıştırılması sağlanmalıdır.

Mükâfat
“Çocuklar BAŞARILARI  nisbetinde mükafatlandırılmalıdır. Ödül, adâletli olmalıdır. Dinî ve dünyevi başarılar mutlaka ödülle karşılık bulmalıdır. Bu bir İlahi ahlâktır. Bağ ve bahçelere verdiğimiz önem kadar çocuklarımıza önem vermezsek, bodur, güdük ve cüce kalırlar. 

Çocuğu Yarım Hazırlama
“Çocukların, içinde geliştikleri muhiti hesaba katarak; yaş, seviye, bilgi ve kültür durumlarına göre ele alınması. (0-5 ve 0-7  yaş çok önemli… Beş lisanı ana dili gibi karıştırmadan öğrenir, konuşabilirler.)  Tıpkı beslemede olduğu gibi (küçük yavruları, ilk günler  hazmı kolay beyaz süt… Sonraları besleme gücü fazla sarı koyu süt veriliyor.)  Çocuk beş yaşında ise, ona vereceğimiz dini bilgiler, tıpkı besinlere dikkat ettiğimiz ve takip ettiğimiz usulde yaptıklarımız gibi fark uygulamalıyız. Çocuk yedi yaşına geldiği zaman vereceğimiz bilgi başka, on yaşında başka olmalıdır. 
“En önemlisi de, çocuğun yaşayacağı döneme göre hazırlanmasıdır. Elbette o zaman bu günkü hayatı, yaşamayacak. 
“Akıl-bâliğ yaşına göre… O zamanın sıkıntılarını rahat atlatacak biçimde bilgi-eğitim verilmeli. 
“Artık yirmi yaşına gelen gence 15 yaşın bilgileri de ters tepebilir. Uzman doktor hassasiyetinde herşey ayarlanmalıdır. 
“Dinî terbiye adına namaz farz kılınmadan önce (rüşdünden evvel, 7+10 yaşında ) namaza alıştırın diyor. Bunun mânası çocuğun erken dönemden ele alınarak YAŞINA GÖRE  ŞEKİLLENMESİ  demektir.
“İmam Cafer Hazretleri diyor ki: “Yedi yaşa kadar çocukluk devresidir ki; çocuk gördüğü şeyleri TAKLİT  eder ve daha çok değişik oyunlara bağlı yaşar. Hatta siz onunla oynar ve eğlenirsiniz, o da sizinle eğlenir. Sizden ne görürse onu öğrenir ve taklit eder. Onun hayatı YEDİ YAŞ  DEVRESİNE   kadar âdeta bir TAKLİT  ve bir OYUNDUR. Ondan sonra yaşına başına, idrak seviyesine göre TELKİN  dönemi gelir. (Bu dönemde, idrak ufku ve anlayış seviyesine göre sık sık rehabilitasyondan geçirilerek mânevî değerlerimize motivasyonu sağlamaya  çalışılır.) İşte bu devre Kitabullah’ı TALİM  devresidir; bu da bir  o kadar zaman ister.  Ondan sonra AKLI  ile MANTIĞI ile, MUHAKEMESİ  ile HARAM  ve  HELÂLİ  ÖĞRENME  devresi gelir ki, bu dönemin de o kadar sürdüğünü ilave edebiliriz.”

“İmam Cafer Hazretlerinin usulüne göre çocuğun yirmi bir yaşında bütün ictimâî ve dînî formasyonunu  ikmâl etmiş olması gerekiyor. Bu yaşa kadar, nazarîsi, pratiği, aklîsi ve mantıkisiyle dini hayatı bir bütün olarak benimsemeli ki, esen değişik muhalif rüzgarlarla sarsılmasın.

“Evet çocuk yedi yaşına kadar, kendi merak ve tecessüsleri ile, zaten sizin abdest alış ve namaz kılışlarınızdan bir şeyler kavramıştır. Yani siz ona o yaşına kadar hâl ve temsilinizle çok şey ifade etmişsinizdir. Efendimizin (S.A.S.) buyurduğu üzere artık yedi yaşından itibaren fikri seviyesine göre mantığına hitap ederek her meseleyi açıklamak için devreye gireceksiniz: Yerinde terğib ve teşvikle, yerinde bir terhiple uyarma yaparak… En geç on yaşında YETİŞKİN  kabul edilerek ONORE  edilmeli, izzetine ihtimam gösterilmeli ve her şey ona peygamberâne bir azimle anlatılmalıdır. İbadete  alıştırma mevzuunda gösterilecek gayretler de aynı ciddiyeti ister.”

Akıl-bâliğ oluncaya kadar mesuliyetleri yoktur. Ama ondan önce kıldıkları namaz –oruç ibadetleri sünnet kabilindendir ve amel defterlerine yazılır. Eğer onlar,  çocuk yaşta vefat ederlerse, âhirette büyükler gibi haşredilecekler ve Cennetin bütün nimetlerinden büyükler gibi istifade  edecekler. Ama hiç ibadet etmeden vefat eden çocuklar, ebedî Cennet çocukları olarak kalacaklar ve ibadet eden çocuklar gibi olmayacaklardır…

Hocaefendinin annesinin babası Seyyid Ahmed Efendi gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Amasî (Amasyalı) Ahmed Efendi'ye gider ve bu Nakşî Şeyhten, Aralık ayından Mayıs  ayına kadar ilim tahsil eder, bilgisi görgüsü artar, ibadeti takvası ve hassasiyeti yükselir. Sonra Şeyh Efendi “Şimdi evladım sen gideceksin. O iş öyle olacak ki, ondan sonra da öyle olacak ki, ÖYLE  OLSUN  diyerek onu evine yollar. Ahmed Efendi, bundan iki sene sonra 21 yaşında akrabalarından iki kardeşi subay olan Hatice hanımla evlenir. Hatice Hanım Erzurum’da Sığırlı köyüne gelin gider. Hocaefendinin annesi Refia Hanım 1913’te  doğar. Ahmed Efendi Oğlu Abdürrezzak, Kızları Refia ve Refika’ya ihtimamla Kur’an öğretti, namazlarına, ibadetlerine alışmaları için çok gayret etti. Ev içindeki İslâmî yaşayışları ile, fıtrî rehberlik ve mürşidlikleri ile evlatlarına dini eğitim veriyordu.

Seyyid Ahmed Efendi, sakalı göğsüne kadar uzanan, uzun boylu, iri yarı, parlak çehreli, takvası ile meşhur bir zattı. Hocaefendinin annesi Refia Hanım annesinden çok babasına benzerdi. Ahmed Efendi Alvarlı Muhammed Lütfu Efendiye de bağlanmıştı. Sadece kendi çocuklarına değil torunlarına da Kur’an öğretmiş, dini ilimleri tahsil ettirmişti. Ayrıca Sığırlı Köyündeki bir çok kişiye  de Kur’an  öğretmişti. Refia Hanım babasından KUR’AN  ÖĞRETME  GAYRETİNİ, ŞUURUNU  GÖRMÜŞ,  ONUN  BU  KONUDA  DERTLENMESİNE   ŞAHİT  OLMUŞTU.

Ahmed Efendi Amasyalı Şeyhin sırlı sözlerinin peşine düştü. “Acaba hangi torununda tahakkuk edecekti o sırlar?”  Nihayet Hocaefendiyi göstererek umudum bunda. Bu da olmazsa, artık sonraki nesillere ümid bağlamak lazım demişti. (Özetle, Şemsinur Özdemir, Hocaanne ve Ailesi) 

<< Önceki Haber Evlat yetiştirirken ihmal edilmemesi gereken noktalar Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER