'17 Aralık komplodur tezi artık çürümüştür'

Zaman Gazetesi yazarı Bülent Korucu, "FBI’dan medet ummak" başlıklı köşe yazısında, Başbakan Erdoğan'ın hizmet camiası'na karşı açtığı savaşta yaşadığı çelişkileri kaleme aldı.

'17 Aralık komplodur tezi artık çürümüştür'

Başbakan Erdoğan'ın Büyükelçilere verdiği “Bu örgütü muhataplarınıza iyi anlatın” talimatıyla, büyükelçilere verilen yeni misyonun satır başlarının deşifre edildiğini belirten Bülent Korucu, "Binlerce okulun olduğu ülkede bir elin parmakları kadar Türk kolejinin devleti nasıl ele geçireceğini aklı başında bir adama anlatmak kolay olmayacak. Ama olsun, görev görevdir. Bu cümleler başka bir şeyi daha deşifre ediyor. “Bizim tabandaki kardeşlerimizle sorunumuz yok. Dünyanın dört bir yanındaki fedakârları ayrı tutuyoruz.” ifadelerinin samimi olmadığı anlaşılıyor. " diye yazarak Erdoğan'ın çelişkilerine değindi.  Korucu, ‘17 Aralık komplodur' tezinin nasıl çürüdüğünü yazdı.


Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Hizmet Camiası'na karşı savaşta dış destek aradığı biliniyor.

Büyükelçiler konferansında verdiği “Bu örgütü muhataplarınıza iyi anlatın” talimatının ayrıntıları netleşmeye başladı. Başbakan, Almanya dönüşünde uçağındaki gazetecilere ‘her ülke tehdidi görecek' demiş. Erdoğan ‘örgüte bakışın değiştiğini' ileri sürüp müjdeyi vermiş! ‘Amerika'da zaten süreç başladı' başlığı ile verilen manşet spotu aynen şöyle: “ABD ve Almanya gibi birçok ülkede Gülen örgütüne bakışın değişmeye başladığını vurgulayan Erdoğan, ‘ABD'de zaten biliyorsunuz FBI olsun, onlar zaten bir şeyler yaptılar. Orada da bir süreç başladı' dedi.”

Yeni Şafak'ın manşetindeki önemli cümlelerden biri de şöyle: “Yarın bizde de olmayacağı ne malum diye bakılacak.” Bu ifadeler, büyükelçilere verilen yeni misyonun satır başlarını deşifre ediyor. Elçiler, bulundukları ülkelerdeki okulları jurnallerken öcüyü göstermeyi de ihmal etmeyecekmiş. ‘Bunlar, tedbir almazsanız sizin ülkenizi de ele geçirirler' diyeceklermiş. Binlerce okulun olduğu ülkede bir elin parmakları kadar Türk kolejinin devleti nasıl ele geçireceğini aklı başında bir adama anlatmak kolay olmayacak. Ama olsun, görev görevdir. Bu cümleler başka bir şeyi daha deşifre ediyor. “Bizim tabandaki kardeşlerimizle sorunumuz yok. Dünyanın dört bir yanındaki fedakârları ayrı tutuyoruz.” ifadelerinin samimi olmadığı anlaşılıyor.  

Başbakan Erdoğan'ın içeride kendi halkına konuşurken söyledikleri ile yurtdışında dile getirdikleri arasındaki farklar da dikkat çekici. Erdoğan, mitinglerde uluslararası komplo iddiasını yüksek sesle telaffuz edip, "Büyükelçiler bazı provokatif eylemlerin içerisine giriyorlar. Onlara sesleniyorum. İşinizi yapın. Görev alanınızın dışına çıkarsanız biz sizleri ülkemizde tutmaya mecbur değiliz.” şeklinde meydan okuyor. Üçüncü havaalanından dolayı Almanya'yı, Ortadoğu'daki liderlik mücadelesinden dolayı İsrail ve onun hamisi ABD'yi ve bilumum gerekçelerle Avrupa Birliği'ni suçluyor. Ama ne Brüksel'e gittiğinde AB yetkililerine ne de Almanya'da Angela Merkel'e bu iddialarından bahsediyor. ABD'ye birkaç koldan ‘büyükelçinizle bir sorunumuz yok' mesajı iletiliyor. Şimdi daha ileri gidilerek ABD ve Almanya'dan Hizmet'e karşı medet umuluyor. Milletin zekâsıyla bu kadar alay edilmesi fazla değil mi? Hani küresel güçler adına içeride darbe yapılıyordu?  

Uçaktaki gazetelerin ortak manşetlerinden biri de casusluk iddiası. Elhak bir başbakanın evinde dinleme cihazı bulunuyorsa akla ilk gelmesi gereken casusluk girişimidir. Başbakan'ın mahremi milletin mahremidir. Bu bir devlet meselesidir ve gündelik siyasete kurban edilemez. Peki, niye bu kadar sürüncemede bırakılıyor? Neden sorumlulardan hesap sorulmuyor ve siyaset malzemesi yapılıyor? Gelelim zurnanın zorlandığı yere… ABD'ye sesinizi yükseltemiyorsunuz, AB'yi ikna etmek için sekiz çiziyorsunuz, Almanya'ya toz kondurmuyorsunuz, İsrail'le barışmak için şehit ailelerini ikna etmeye çalışıyorsunuz… Casusluk kimin adına yapılıyor, öyleyse? Casusluk da cinayet gibi tek başına işlenebilen suçlardan değildir. ‘Katili ele geçirdik ama ortada maktul yok, onu uydurmaya uğraşıyoruz' biçiminde anlaşılacak bir fotoğraf karşımızda.

Başbakan Erdoğan, Almanya'ya giderken de milat sayılabilecek şeyler söylemişti. Sekiz ay önce kendisine sunulan ve İranlı Reza Zarrab, bazı bakanların ilişkilerini konu alan raporu doğrulamıştı. Star Gazetesi'nin sürmanşetine aldığı tırnak içi ifadelerde Başbakan, “MİT raporunu bilecek kadar paralel bir yapı bu. MİT belgeleri nasıl ele geçiriliyor?” diyordu. Aynı konuda MİT uyarmış. Cumhurbaşkanlığı'na yapılan ihbar MASAK'la paylaşılmış, MASAK rapor yazmış. Akşam ve Yeni Şafak gazeteleri konuyu manşete taşımış. O zaman kimse kusura bakmasın17 Aralık komplodur' tezi artık çürümüştür. “Yolsuzluk ve rüşvet iddialarından kimsenin haberi yoktu.” savı en üst düzeyden Başbakan tarafından çürütülmüştür.

<< Önceki Haber '17 Aralık komplodur tezi artık çürümüştür' Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER