AK Parti'den jet cevap

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ'dan önemli bir açıklama geldi.

AK Parti'den jet cevap

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, AK Parti Hükümetinin 18 Kasım 2002'de kurulduğunu ifade ederek, ''30 kasıma kadar yapılan iki Bakanlar Kurulunda da OHAL gündeme alınmadı. Dolayısıyla, Hükümet, OHAL'i gündeme almayarak sonlandırılması yönünde bir irade ortaya koymuştur'' dedi. Bozdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Türkiye'de OHAL uygulamasına AK Parti Hükümetinin son verdiğini'' söyledi. OHAL uygulamalarının 4'er ay süreyle ilan edildiği günden beri uzatılageldiğini belirten Bozdağ, OHAL'in en son MHP'nin de koalisyon ortağı olduğu dönemde, 30 Temmuz 2002 tarihinde 4 ay süreyle uzatıldığını kaydetti. Bekir Bozdağ, ''AK Parti Hükümetinin 18 Kasım 2002'de kurulduğunu'' anımsatarak, şöyle konuştu: ''30 Kasım tarihine kadar iki defa Bakanlar Kurulu toplanmıştır. Her ikisinde de OHAL, Bakanlar Kurulu gündemine alınmamıştır. Dolayısıyla, AK Parti Hükümeti OHAL'in uzatılması yönünde bir irade ortaya koymadığı, aksine OHAL'i gündeme almayarak sonlandırılması yönünde bir irade ortaya koyduğu için OHAL uygulaması uzatılmayarak sonlandırılmıştır. Bunu, zihniyet kodları anormal yönetimlere odaklanmış, her sorunun çözümünü olağanüstü yöntemlerle aramayı marifet addeden siyasi partilerin anlaması elbette beklenemez. Çünkü OHAL olağandışı bir yönetim biçimi olup, uygulanması için karara gerek varken süresi dolduğunda olağan yönetime geçmek için ayrıca bir karar almaya gerek yoktur. Süresi dolmadan kaldırılması için karara ihtiyaç vardır. AK Parti Hükümeti kurulduğunda zaten 12 günlük süre kaldığı için Hükümetimiz bunu gündemine almayarak ve uzatmayarak uygulamasına son vermiştir. Bunu, bugün Genel Başkan düzeyinde Hükümete OHAL çağrısı yapan bir partinin, OHAL uygulamasına son veren bir partiyi eleştirmesi ve olayı çarpıtarak, 'Biz kaldırdık' diye övünerek ifade etmesi büyük bir çelişkidir. Gerçekler ortadadır, eğip bükerek değiştirilmesi mümkün değildir.'' ''ÖCALAN'IN DOSYASINI MECLİS'E GÖNDERMEDİLER'' AK Parti Grup Başkanvekili Bozdağ, ''terörist başı Abdullah Öcalan yakalandığında mevzuatta idam cezasının olduğunu'' söyledi. Mahkemenin Öcalan hakkında verdiği idam kararı kesinleştikten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dosyayı Başbakanlığa gönderdiğini ifade eden Bozdağ, ''Başbakanlığın da dosyayı Meclis'e göndermesi ve Meclisin infaz konusunda karar vermesi gerekiyordu. Ancak, 12 Ocak 2000'de, rahmetli Bülent Ecevit, Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Mesut Yılmaz bir araya gelip 7,5 saat görüştükten sonra Öcalan'ın dosyasını Meclise göndermeyip Başbakanlık'ta bekletilmesi kararı aldılar, bunu da kamuoyuna canlı yayında açıkladılar. Abdullah Öcalan'ın idam cezasını Meclis'e gönderme cesaretini, yürekliliğini gösteremeyenlerin, bugün bu konuda konuşmaya hakları olamaz. Onlar Meclis'e gönderdiler de millet mi mani oldu?'' diye konuştu. Bekir Bozdağ, Türkiye Ulusal Programının, MHP'nin de içinde bulunduğu Hükümet tarafından kabul ve ilan edilerek Resmi Gazetede yayımlandığını dile getirdi. Bozdağ, şunları kaydetti: ''Ulusal programla, Avrupa'ya, 'Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre kesinleşmiş idam cezalarının yerine getirilmesi kararı münhasıran TBMM'nin yetkisindedir. Hükümet, TBMM'nin 1984 yılından bu yana yasama hakkının özüne dokunulmaması yönünde benimsediği uygulamaya saygılıdır. Türk ceza hukukunda ölüm cezasının kaldırılması hususu, şekil ve kapsamı itibariyle orta vadede TBMM tarafından ele alınacaktır' diyerek... Hükümet olarak AB'ye Abdullah Öcalan'ı idam etmeme ve idam cezasının kaldırılması sözünü veren ve bunu ulusal programla ilan eden MHP değil midir, orada Sayın Bahçeli'nin ve bakanlarının imzası yok mudur? Elbette vardır.'' Bekir Bozdağ, Devlet Bahçeli'nin 25 Haziran 2001'de, dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'e röportaj verdiğini söyledi. Bozdağ, Özkök'ün, ''Meclis'te idam dosyasının gereğini yapalım, getirin şu dosyayı Meclis'te oylayalım' derlerse ne olacak?'' diye sorması üzerine Bahçeli'nin, ulusal programı aynen okuyarak, ''İdam cezaları uygulanmayacak' diyen moratoryumu kim imzaladı? Altında bizim imzalarımız yok mu? Elbette imzamıza sadık kalacağız'' dediğini ifade etti. Bozdağ, ''Bu konuda imzasına sadık kalacağını ve Öcalan'ı idam etmeyeceğini Ertuğrul Özkök aracılığıyla ilan eden Sayın Bahçeli'nin kendisi değil midir?'' diye sordu. ''BAHÇELİ ENGELLEDİ'' AK Parti Grup Başkanvekili Bozdağ, şunları kaydetti: ''Anayasa'nın 38. maddesine, 3 Ekim 2001 günlü ve 4709 sayılı yasa ile eklenen 9. fıkrada, 'Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemeyeceği' hükme bağlanarak, bu 3 suç dışında idam cezası verilmesini kaldıran, terör suçlarında ise idam cezasının kanunlara konulması veya konulmamasını Meclis'in takdirine bırakarak, idam cezasının kaldırılmasının önündeki Anayasal engelleri kaldıran Anayasa değişikliğinin altında Sayın Bahçeli, bakanları ve milletvekillerinin imzası var mıdır, yok mudur? Bahçeli ve bakanlarının imzası bu değişikliğin altında vardır. 2002 yılında, TCK'dan idam cezasını kaldıran değişiklik TBMM Adalet Komisyonunda görüşülürken, idam cezasını kaldıran hükmün teklif metninden çıkartılması için verilen önergeye destek vermeyerek, idamın kaldırılmasının Genel Kurula inmesini sağladılar mı, sağlamadılar mı? O zamanki MHP Trabzon Milletvekili Orhan Bıçakçıoğlu bu önergeye kabul oyu verirken, diğer MHP'li üyeler kafasını aşağıya eğip çekimser kaldılar mı, kalmadılar mı? Çekimser kaldılar. Bütün kamuoyu da bunun şahididir. Önergenin oylaması aşamasına gelindiğinde, komisyon 2 saati aşkın ara verip, Sayın Devlet Bahçeli komisyon üyelerini ikna etmek için uğraştı mı, uğraşmadı mı? Rahmetli Mehmet Gül'ü tam oylama sırasında bir kez daha makamına çağırarak, oylamaya katılmasını engelledi mi, engellemedi mi? Bunun bir sürü tanığı vardır. Sayın Orhan Bıçakçıoğlu'na sorsunlar, diğer üyelere sorsunlar. Sayın Bahçeli, bu yolla bunu engellemiştir.'' Bozdağ, ''dolayısıyla idam cezasını kaldıran maddenin komisyonda teklif metninden çıkartılmasını bizzat Devlet Bahçeli'nin engellediği'' görüşünü dile getirdi. ''BU KADAR ASMA TARAFTARIYDILAR DA NEDEN ASMADILAR?'' ''Bahçeli'nin talimatı doğrultusunda, Orhan Bıçakçıoğlu dışındaki MHP'li üyelerin oyuyla önergenin reddedildiğini ve idam cezasını kaldıran hükmün TBMM Genel Kuruluna geldiğini'' anlatan Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı: ''Bir yandan idam cezasının kaldırılmaması için hamaset nutukları atarken, öte yandan idam cezasının kaldırılmasının başına bir iş gelmemesi için Genel Başkan Bahçeli düzeyinde teyakkuz halinde olan MHP değil midir? Şimdi o günden bugüne, bu konudaki mesuliyeti tartışmamız ortada iken hala konuyu çarpıtma gayreti içerisinde olunması, bu konudaki suçluluk psikolojisinden kurtulma çabasından başka bir şey değildir. Bütün bu söylediklerini bir yana bırakın, MHP'nin iktidara geldiği 18 Nisan 1999'dan idamın kalktığı 2002 yılına kadar geçen süre 3 yıldan fazladır ve bu zaman zarfında da idam cezası mevzuatta vardır. Peki, bu kadar asma taraftarıydılar da neden asmadılar? Cumhuriyet tarihinde, idam dosyası Başbakanlık'ta bekleyen tek mahkum Abdullah Öcalan'dır. Neden dosyasını Meclis'e gönderemediler? Dün bunu yapamayanların, yasaların verdiği yetkiyi kullanma cesaretini gösteremeyenlerin, bugün konuyu çarpıtarak, Başbakanımızın çatışmanın olduğu bölgelerde yaptığı ziyareti eleştirmeleri büyük bir çelişkidir. Millet MHP'nin yaptıklarını da biliyor, AK Parti'nin yaptıklarını da biliyor. Herkesin gördüğü gerçekleri tersten anlatmak, milletin nazarındaki gerçeği ortadan kaldırmayacaktır.'' HUZUR VE GÜVENLİĞİ SAĞLAMAK AMACIYLA 19 TEMMUZ 1987'DE GEÇİLEN OHAL, 15 YIL SÜRESİNCE 13 İLDE UYGULANDI Terör olaylarındaki artışla birlikte gündeme gelen ''Olağanüstü Hal'' (OHAL) uygulaması, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 15 yıl uygulandı. Terör örgütü PKK'nın Siirt'in Eruh ve Hakkari'nin Şemdinli ilçelerinde, 1984 yılında düzenlediği saldırılar ve sonrasında yaşanan olaylarının ardından, huzur ve güvenin sağlanması amacıyla, 19 Temmuz 1987 günü, 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bölgede ''Olağanüstü Hal Uygulamasına'' geçildi. Uygulama, ilk kez Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Hakkari, Mardin, Siirt, Tunceli ve Van'da yürürlüğe konulurken, Adıyaman, Bitlis ve Muş da, aynı kanunla, ''Mücavir İl'' (komşu il) olarak belirlendi. OHAL, bölgedeki 11 ilde uygulanırken, Batman ve Şırnak'ın, 6 Mayıs 1990'da il olmasıyla, OHAL kapsamındaki il sayısı 13'e yükseldi. Mücavir il olarak uygulama kapsamına alınan Bitlis'te de, 19 Mart 1994 tarihinde OHAL uygulamasına geçildi. Bu kapsamda Diyarbakır'ın Şehitlik Semti'nde tüm birimleriyle Bölge Valiliği oluşturulurken, bu göreve ilk olarak Hayri Kozakçıoğlu atandı. Üç Vali yardımcısının bulunduğu Bölge Valiliği birimlerinde görev yapan diğer personeller ise Milli Eğitim ve Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere çeşitli kuruluşlardan geçici görevle getirildi. KADEMELİ OLARAK KALDIRILDI Uygulamanın başladığı 19 Temmuz 1987 tarihinden sona erdiği 30 Kasım 2002 gününe kadar OHAL 46 kez uzatıldı. Her 4 ayda bir Bakanlar Kurulu kararıyla uzatılan OHAL uygulaması, 1994 yılı sonuna kadar 13 ilde sürdürüldü. Güvenlik güçlerinin bölge genelinde ve özellikle sınır ötesinde terör örgütüne yönelik gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar sonucunda, uygulama bölge illerinde kademeli olarak kaldırılmaya başlandı. İlk olarak Elazığ OHAL kapsamından, Adıyaman ise mücavir il kapsamından çıkarıldı. Daha sonra, 30 Kasım 1996 günü Mardin kapsamdan çıkarılarak, mücavir il statüsüne alındı. Ardından TBMM'nin 2 Ekim 1997 tarihli kararıyla, 6 Ekim 1997'den itibaren Batman, Bingöl ve Bitlis uygulamadan çıkarılarak, mücavir il kapsamına dahil oldu. OHAL uygulaması 30 Kasım 1999'da Siirt'te, 30 Temmuz 2000'de Van'da ve 30 Temmuz 2002'de de Hakkari ve Tunceli'de sona erdirilirken, sadece Diyarbakır ve Şırnak'ta uygulama devam etti. TBMM'nin 19 Haziran 2002 tarihli oturumunda OHAL'in, 30 Temmuz 2002 tarihinde Diyarbakır ve Şırnak'ta ''son kez'' 4 ay daha uzatılması kararlaştırıldı. Bu tarihten sonra bir daha uzatılmayan OHAL uygulaması, sona ermiş oldu. ''SÜPER'' VALİ GÖREV YAPTI OHAL Bölge Valiliği görevini ilk olarak Hayri Kozakçıoğlu yaptı. Daha sonra sırasıyla Necati Çetinkaya, Ünal Erkan, Necati Bilican, Aydın Arslan ve Gökhan Aydıner bu görevi yürüttü. Bölge Valiliği görevini en uzun süre Kozakçıoğlu, en az süreyle ise Çetinkaya üstlendi. Kozakçıoğlu, Çetinkaya ve Erkan, görevden ayrıldıktan sonra yapılan genel seçimlerde milletvekili seçildiler. Necati Bilican ise daha sonra Emniyet Genel Müdürlüğü'ne atandı. Sağlık sorunları bulunan Aydın Arslan ise Bölge Valiliği görevini yürütürken vefat etti. ASKERİ BİRLİK SAYISI YÜKSELDİ OHAL uygulamasının devam ettiği illerde terörün yok edilmesi için bölgedeki mevcut askeri birlikler de genişletildi. Uygulamanın sürdüğü tarihlerde Hakkari'deki Dağ Komando Alayı tugaya, Van'daki 21. Jandarma Sınır Tugayı tümene, Şırnak'taki 119. Jandarma Sınır Alayı önce tugaya daha sonra tümene dönüştürüldü. Şırnak'ta, ayrıca Hava İndirme Tugayı kuruldu. Geçici görevle Van'ın Başkale İlçesi'nde de Jandarma Tugayı oluşturuldu. Mardin'in Midyat İlçesi'ndeki Seyyar Komando Taburu Batman'a taşınırken, Siirt'teki 70. Piyade Tugayı da Mardin'de konuşlandırıldı. Batman'da güvenlik güçlerine lojistik destek sağlamak amacıyla Jandarma Bölge Komutanlığı kuruldu. Diyarbakır'da oluşturulan Bölge Asayiş Komutanlığı, 4 yıl önce Van'a taşındı. Diyarbakır'daki 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı'nda da savaş uçaklarının yer aldığı 8. Ana Jet Üssü oluşturuldu. Kırsal kesimde ve özellikle sınır ötesinde operasyonlara destek amacıyla Kayseri, Bolu ve Çanakkale'den komando ve hava indirme birlikleri geçici olarak bölgeye kaydırıldı. SİLAHLAR RUHSATLANDIRILDI Uygulama ile bölgedeki vatandaşların can güvenliğini sağlamaları için tabancaları ve uzun namlulu silahları, balistik incelemelerin ardından ruhsatlandırıldı. Bu kapsamdaki kişilerin silah taşıma ruhsatları, OHAL uygulamasının sona ermesinin ardından bulundurma ruhsata dönüştürüldü. Terörle mücadelede, güvenlik güçlerine yardımcı olmak ve kendilerini korumak için 1985 yılında ''Köy Kanunu''nun 74. maddesine dayanılarak çıkarılan ''Koruculuk Sistemi'', OHAL uygulamasıyla genişletildi. İlk olarak Siirt'in Eruh ilçe merkezi ve köylerinde 40 kişiyle başlayan korucuların sayısı Bölge Valiliği'nin zaman içerisindeki kararıyla 67 bine kadar yükseldi.
<< Önceki Haber AK Parti'den jet cevap Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER