O iddianame 19 yıl sonra kabul edildi

Mardin'in Dargeçit ilçesinde JİTEM tarafından 30 Ekim-3 Kasım 1995 tarihleri arasında gözaltına alarak öldürüldüğü öne sürülen 3'ü çocuk biri uzman çavuş 8 kişinin iddianamesi 19 yıl aradan sonra yazıldı.

O iddianame 19 yıl sonra kabul edildi

Midyat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, anlatılanlar 1990 yıllarında JİTEM'in işlediği faili meçhul cinayetler iddiasını tekrar gündeme getirdi. Biri asker, 3'ü çocuk 8 kişinin JİTEM tarafından sorgulanmalarının ardından öldürüldüğü yönündeki iddiaların üzerinden 19 yıl geçtikten sonra Midyat Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Midyat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 230 sayfalık iddianamede, mağdur yakınlarının, gizli tanık ve o dönem karakolda görev yapan asker ve korucuların ifadeleri yer alıyor. 8 kişinin JİTEM tarafından insanlık dışı işkencelere maruz kaldıktan sonra öldürülmesine ilişkin iddianameyi hazırlayan savcılık, 8 kişinin öldürülmesinin detaylarına yer verdi.

TAAMMÜDEN ÖLDÜRMEDEN HAPİS İSTENDİ

Midyat Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Midyat Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30 Ekim'de kabul edilirken, şüpheli sıfatıyla yargılanan dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit Güneş, dönemin Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire, dönemin Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakol Komutanı Mahmut Yılmaz, Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakol Komutan Yardımcısı Haydar Topçam ve dönemin Dargeçit ilçe Jandarma Komutanlığı 1'inci Mknz. J. Komd. D. Tim K.lığı Emn. Uns. Btr. araç şoförü olarak görev yapan Uzm. Çvş. Kerim Şahin'in 'Taammüden öldürme' suçundan cezalandırılmaları istendi.

31'ER KEZ MÜEBBET İSTENİYOR

İddianamenin sonunda İmren'in; Akyön, Altınkaynak, Aslan, Doğan, Olcay ve Seyhan'ın öldürmelerini azmettirmek suçundan 6 kez, Coşkun ve Batırır'ı ise öldürülmesinde asli fail olarak yer aldığı gerekçesi ile 2 kez müebbetle yargılanması isteniyor. İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire'nin ise Akyön, Altınkaynak, Doğan, Seyhan ve Olcay'ın katledilmesinde azmettirici olmaktan 5 kez, Batırır, Coşkun ve Aslan'ın öldürülmesinde de asli fail olarak 3 kez müebbet hapisle yargılanması talep ediliyor.

Mahmut Yılmaz'ın, Akyön, Altınkaynak, Aslan, Doğan, Olcay ve Seyhan'ın öldürmelerinde asli fail olarak yer aldığı değerlendirmesinde bulunan savcı, bu suçlardan 6 kez müebbetle yargılanmasını istedi. Topçam'ın da Aslan, Akyön ve Seyhan'ın öldürülmesinde asli fail olarak yer aldığı gerekçesi ile 3 kez, Şahin'in ise Akyön, Altınkaynak, Aslan, Doğan, Olcay ve Seyhan'ın öldürülmesinde asli fail olarak yer aldığı gerekçesi ile 6 kez müebbetle cezalandırılmaları isteniyor.

GİZLİ TANIK İŞKENCECİLERİ AÇIĞA ÇIKARDI

İddianamede gizli tanık Yavuz olarak kaydedilen kişinin anlatımları da dönemin işkencecilerini açığa çıkardı. Gizli tanık, 1995 ve 1996 yıllarında Mardin Komando Tabur Komutanı Binbaşı Hurşit İmren'in operasyon için sık sık Dargeçit ilçesine gittiğini, koruculardan Mahmut Ayaz, Bahattin Ergeli, Naif Çelik ve Osman Demir'in de adı geçenleri gözaltına alanlar arasında olduğunu duyduğunu anlattı. Gözaltına alınanların Korucu köyü istikametine götürülerek ayaklarına kurşun sıkıldığını ve sonrasında öldürülerek mağaraya gömüldüklerini söyleyen gizli tanık Yavuz, öldürümeler sırasında yanlarında Hurşit İmren'in de olduğunu hatta çobanlara ateş edenlerden birinin İmren olduğunu kaydetti.

'TİRE RAPOR ALIYORDU AMA İLÇEDEN AYRILMAYIP, GÖZALTI İŞLEMİ YAPIYORDU'

Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan ve öğretmen olan başka bir gizli tanık ise Tire'nin rapor alarak ilçeden ayrıldığı gibi görüldüğüne, ancak kendisinin ilçeden ayrılmadığına, 7 kişinin öldürüldüğü tarihte de rapor alarak ilçeden sözde ayrıldığını, ancak ilçede bulunduğuna dikkat çekti.

'ÖĞRENCİLER KİREÇ KUYULARINA ATILDI'

JİTEM'in gerçekleştirdiği vahşeti dilekçe ile üst makamlara bildiren uzman çavuş Bilal Batırır'ın dönemin Mardin Jandarma Komando Tabur Komutanı Hurşit Güneş ve Dargeçit İlçe Jandarma Komutanı Mehmet Tire tarafından kalorifer kazanına atılarak öldürüldüğüne yer verilen iddianamede, 13-14 yaşındaki çocukların öldürülüp, kireç kuyularına atılması da yer aldı.

Gizli tanıkların olaylarla ilgili ifadeleri şöyle:

13 yaşındaki JİTEM kurbanı Davut Altınkaynak, evinden alındığı sırada 13 yaşındaydı. 2 Kasım 1995 tarihinde İmren ve Tire'nin talimatıyla yine köy korucuları Naif Çelik ve Mahmut Ayaz'ın da aralarında bulunduğu askerler tarafından gece saat 02.00 civarı evinden alınarak, İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Gözaltındayken hiçbir resmi işlemi yapılmayan Altınkaynak, jandarmada çırılçıplak ve elleri tavana asılı sorgulandıktan sonra İmren ve Tire'nin talimatıyla Mahmut Yılmaz ve Kerim Şahin tarafından infaz edildi. Nedim Akyön infaz edildiğinde 16 yaşındaydı Nedim Akyön de evinden alınarak, JİTEM tarafından katledildiğinde 16 yaşındaydı. Akyön, 2 Kasım 1995 tarihinde saat 02.00 civarında İmren ve Tire talimatıyla Mahmut Yılmaz ve Haydar Topçam ve komutalarındaki askerler tarafından evinden alınarak İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Gözaltı bilgisi kayıtlara işlenmeyen Akyön de Tire ve İmren'in talimatıyla Mahmut Şahin ve Haydar Topçam tarafından infaz edildi.

'YAŞANANLAR DUYULMASIN DİYE UZMAN ÇAVUŞU KALORİFER KAZANINA ATTILAR'

Yaşananlara şahit olan karakolda görevli Uzm. Çvş. Bilal Batırır(25) ise yaşananları şikâyet etmek amacıyla üst makamlara dilekçe yazdı. Ancak bunun hemen ardından Batırır; İmren ve Tire tarafından kalorifer kazanına atıldı. Batırır'ın kalorifer kazanına atılması Batırır ile aynı dönem ilçe karakolunda askerlik yapan bir askerin Batırır'ın eşi Hatice Batırır'ı araması ile ortaya çıktı. Hatice Batırır'ı arayan asker, 8 Mart 1996 tarihinde evden çıktıktan sonra bölüğe gittiğini, İmren ve Tiren tarafından uygun bir vakitte yanlarına çağrılarak, ellerinin zorla kelepçelendiğini, işkence edildiğini ve sonrasında bölükteki kalorifer kazanına atıldığını anlattı. Cesetleri kepçeyle gömerken gördü Soruşturma kapsamında tanık olarak beyanları alınan kayıp yakınlarının anlattıkları da yaşanan vahşeti gözler önüne sermeye yetiyor.

JİTEM tarafından öldürülen 21 yaşındaki Abdurrahman Coşkun'un annesi Hediye Coşkun'un savcılığa verdiği beyanlarında, oğlunun gözaltına alındığı sırada askerlere, "Oğlumu nereye götürüyorsunuz?" dediğini, askerlerin silah dipçiği ile kafasına vurduğunu ifade etti. Anne Coşkun, sonraki günlerde oğlunun akıbetini sormak amacıyla bilgi almak istemesi üzerine, köylerine yakın bir köyde bulunan bir köylünün kendilerine, köy yoluna indiğinde kepçe ile bazı kişilerin gömüldüğünü, kepçenin ağzındaki bir cenazenin Abdurrahman Coşkun'a ait olduğunu söylediğini belirtti. Görgü tanığı, Coşkun'un ailesine, 6 kişinin cesedini daha aynı olayda gördüğünü söyledi.

'ÖĞRENCİLER KARAKOLA GÖTÜRÜLÜP ÖLDÜRÜLDÜ'

Öğrencilerine ilişkin bilgi almak isteyen öğretmene 'JİTEM' yanıtı yine o dönem Dargeçit Lisesi'nde Kimya öğretmeni olarak görev yapan tanık Hayri Nurullah Yıldırım'ın verdiği savcılık beyanında, olaylardan önce 2 öğretmen arkadaşının kimliği belirsiz kişiler tarafından alıkonulduğunu ve bundan kaynaklı kendisinin 3 gün kadar taburda kaldığını ve bu süre içerisinde bazı öğrencilerinin gözaltına alındığını gördüğünü anlattı. Taburda kaldığı günlerde öğrencilerinden bazılarının gözaltına alındığını duyduklarını, birkaç arkadaşı ile birlikte Yüzbaşı Mehmet Tire'nin yanına gidip onunla öğrencilerin durumunu konuştuklarını ve Tire'nin kendilerine, "Onlar öğrenci değil terörist. Onlarla ilgili bana gelmeyin, zaten yapabileceğim bir şey yok, JİTEM geldi onlar sorguluyorlar" dediğini anlattı.

Konuyu Kaymakam Talip Yel'e ilettiklerinde ise Kaymakamın Altıyol Askeri Kontrol noktasını kastederek "Altıyol var, ben de çekiniyorum" dediğini beyanlarında dile getiriyor. Asker ve korucular birlikte katlediyor! İddianamede, gizli tanık Beyaz'ın savcılıktaki ifadelerine de yer verildi. Beyaz, ifadesinde 1995-1996 yılları arasında Dargeçit ilçesinde Jandarma Komando Tabur Komutanı olan Binbaşı Hurşit İmren, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Mehmet Tire ve bunlara bağlı Haydar Astsubay ile Kerim uzman çavuştan oluşan özel ekibin, illegal faaliyetlerde bulunduğunu ifade ederek, "Adı geçenlerin bu işler için koruculardan Naif Çeçik, Fethullah Çelik ve Mahmut Ayaz'ı da kullanıyor olduklarını, PKK'lı olduklarını düşündükleri vatandaşları gözaltına alıp işkence ile sorgulayıp ardından öldürüp bilinmeyen bir yere gömüyor olduklarını duyduğunu" söylüyor.

ANNE ALTUNKAYNAK: OĞLUM ÇIPLAK ŞEKİLDE İŞKENCE İLE ÖLDÜRÜLDÜ SONRADAN KİREÇ KUYUSUNA ATTILAR

Öldürülen Davut Altınkaynak'ın annesi Hayat Altınkaynak'ın soruşturma kapsamında savcılığa verdiği ifadesinde, 7 kişinin gözaltına alınmasının ardından kendisinin de askerler tarafından gözaltına alındığını, askerler tarafından elbiselerinin çıkarıldığını ve çıplak şekilde işkencelere maruz kaldığını belirtti. Anne Altınkaynak, öldürülen Nedim Akyön, oğlu Davut Altınkaynak ve Abdurrahman Coşkun'u gördüğünü ifade etti.

O dönem Dargeçit İlçe Jandarma Komutanlığı'nda görevli Uzm. Çvş. Tanık Ali Arısoy'un tanık sıfatıyla savcılıkta alınan ifadesinde, karakolda BTR şoförü olarak çalıştığını, sürekli gözaltı işlemlerinin olduğunu, gözaltına alınanların nakil işlemlerinde kullanılan aracın şoförlüğünü yaptığını anlattı. Arısoy, ifadesinde karakolun hemen karşısında bulunan Çelikler olarak tanınan korucuların Mehmet Tire'nin yargısız infazlarında tetikçilik yaptıklarını, gözaltına alınanların Tire'nin talimatıyla götürülüp öldürüldüğünü ve bunun karakolda herkes tarafından bilindiğini belirtti. Arısoy, yine karakolda konuşulanlar arasında Tire'nin gözaltında bulunan 4-5 kişiyi Koyubaşı Mezrasına götürttüğü ve burada öldürdükten sonra kireç kuyularına attıklarını söylediğini belirtti.
<< Önceki Haber O iddianame 19 yıl sonra kabul edildi Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER