Türklerin en korktuğu şey

İçindeki çocuğu öldüren Türk toplumu, serumlu gibi yaşıyor.

Türklerin en korktuğu şey

Dr. Şaban Kızıldağ Türk insanının ölümden sonra en korktuğu şeyin topluluk karşısında konuşmak olduğunu söyledi. Kızıldağ, "Öğretmenlerimizden, ailemizden hep 'konuşma, sırıtma, ciddi ol, doğru dur' sözlerini duya duya büyüdük. 16 yaşında içindeki çocuğu öldüren Türk toplumu maalesef serumlu gibi yaşıyor" dediAnadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Dr. Şaban Kızıldağ, 14 yılda yaklaşık 630 bin kişiyi mazeret üretmemeleri konusunda motive ettiğini söyledi. En büyük yalan Her şeye rağmen mazeret yok'' sözünün bir yaşam felsefesi olduğunu ifade eden Kızıldağ, 14 yıl boyunca verdiği konferansların kaydını tuttuğunu belirterek, ''Hz. Ali diyor ki, 'bahane, mazeret insanın kendisine söylediği en büyük yalandır.' Bu söz çok hoşuma gitti, müthiş bir söz. Ölüm hariç hiçbir şey için mazeret yok. Ve ben bu sözü 630 bin kişiye söylettim'' diye konuştu. Sabahlar bir türlü olmuyor İnsan hayatında en çok üretilen şeyin, mazeret olduğunu savunan Kızıldağ şunları söyledi: 'Her şeye bir mazeretimiz var. İnsanların iletişim kurması, gelişmesi ve değişmesi için mazeret üretmemesi gerekiyor. Bizim insanımız çok mazeret üretiyor. Temel sorun şu: Bizim insanımız okumuyor, çok fazla seyirlik bir yapıya sahip. Okumaya, öğrenmeye vakit ayırmamak için, elinden gelen mazereti kendine üretiyor. Aslında kendini kandırıyor.Çözüm yerine problem üretiyoruz. Örneğin kitap okumamak için bir sürü mazeret buluruz. ‘İşten yorgun geliyorum, yemek yedikten sonra motivasyonum düşüyor, okuyamıyorum.' 'Sigarayı yarın sabah bırakacağım' deriz, o sabah bir türlü gelmez.'' Nasıl mutlu olunur ? Kızıldağ, Türk insanının ölümden sonra en korktuğu şeyin topluluk karşısında konuşmak olduğunu ileri sürerek, bunun nedeninin küçük yaşlarda verilen eğitimdeki yanlışlıklardan kaynaklandığını kaydetti. Bireylerin mutlu olması için, öncelikle kendisinin farkında ve yaşadığı toplumla iletişiminin güçlü olması gerektiğini söyleyen Kızıldağ şöyle devam etti: Kadın gibi gülme’ derdi... ''Biz içimizdeki çocuğu 16 yaşına gelince öldürdük. Öğretmenlerimizden, ailemizden hep 'konuşma, sırıtma, ciddi ol, doğru dur' sözlerini duya duya büyüdük. Babam bana 'kadın gibi gülme', annem de 'bugün çok güldük, başımıza bir şey gelecek' derdi. 16 yaşında içindeki çocuğu öldüren Türk toplumu maalesef serumlu gibi yaşıyor. Gönül Mevlana servis beton Toplumun yüzde 80'inin gönlü Mevlana, Yunus Emre, ama servis beton. Hiçbirimizin yüzü gülmüyor. Hiçbirimizin nüfus kağıdında gülen bir fotoğrafımız yok. 16 yaşına gelince içindeki çocuğu öldüren bir toplumun sağlıklı bir ruh hali olamaz. Sağlıklı bir ruh hali olmadığı için sağlıklı şehirler yok.BUGÜN
<< Önceki Haber Türklerin en korktuğu şey Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER