Bütün davayı yerle bir edecek tehlike!

Bugün Gazetesi yazarı Gültekin Avcı, Özel Yetkili Mahkemelerde yapılacak değişikliğin sonuçlarını yazmaya devam ediyor...

Bütün davayı yerle bir edecek tehlike!

Özel yetkiye müdahalenin getireceği kaos-5 Yargının, milletin ve demokrasinin istikbalini karartma iktidarı taşıyan özel yetkiye müdahale düşüncesinin getireceği kaosu anlatmaya devam edelim. Soruşturma ve yargılama açısından Şimdiye kadar özel yetki görev alanında CMK 251'e göre yürütülen soruşturmaların hepsi, bu madde kaldırıldığında geçersiz sayılacaktır. Bir önceki yazımda ifade ettim. - Özellikle özel yetkinin görev alanından çıkarılan, örgütlü uyuşturucu, cebir şiddet unsuru taşıyan organize suçlar ve darbe suçlarında şüpheli ve sanıkların hürriyetleri haksız yere kısıtlanmış görüntüsü oluşacaktır. Çünkü özel yetkide olan 48 saatlik gözaltı süresi, özel yetki dışında 24 saattir. Bu suçlar özel yetkinin görev alanı dışına çıktığında bu zamana kadar 48 saat esasına göre alınan ifadeler ve gözaltıların hepsi sorgulanır hale gelecektir. - Özel yetki görev alanındaki soruşturmalarda; Özellikle Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat gibi soruşturma ve davalar Terörle Mücadele Kanunu'na göre yürütülmüştür. Özel yetki dışı soruşturmalarda şüpheli kişi CMK 149 gereği 3 avukat bulundurabilir. Hâlbuki TMK'nın söz konusu olduğu soruşturmalarda, şüpheli TMK 10 gereği en fazla 1 avukatın yardımından faydalanabilir. Öyle de yapıldı bu soruşturmalarda. Bu davalar özel yetkinin görev alanından çıkartıldığında, savunma avukatları haklı olarak "Soruşturma evresi geçersizdir, zira savunma hakkımız müvekkile ancak 1 avukat şartıyla sınırlandırılmıştır" diyerek tüm davayı yerle bir edecekler, baştan ölü doğmuş çocuk kimliğine sokacaklardır. "Olsun, bu soruşturmalar baştan yapılır" deme lüksümüz yok. Çünkü deliller de geçersiz hale gelecek. O delilleri tekrar nasıl toplayacaksınız? Yani bu davalar "hayalet davalar" şeklinde sonuçsuz yargısal girişimler olarak tarihteki yerini alacaktır. Hiçbir mahkeme geçersiz delil ve soruşturmaya dayalı yargılama yürütemeyeceğinden, kişiler suçlu olduğu halde beraat kararları da gelebilecektir. Verilmiş cezaların infazı açısından CMK 251. maddede yer alan "Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır" hükmü yürürlükten kaldırılacağından, Ya da özel yetki sadece "silahlı terör örgütü" suçlarıyla sınırlandırılacağından, Hakkında soruşturma izni alınması gereken kamu görevlileri hakkında, özel yetkili mahkemeler tarafından verilmiş olan ve infazına başlanmış olan cezaların infazının durdurulması gerekecektir. Özel yetkili mahkemelerin organize suç örgütleri, uyuşturucu örgütleri, kara para aklama gibi davalarda kamu görevlileri hakkında verdiği cezaların infazı duracak ve tahliye edilmeleri gerekecektir. Zira idari makamlar tarafından bu kişiler hakkında izin verilmediği takdirde, söz konusu cezaların infazına dayanak olan mahkeme hükmünün kurulamamış olması söz konusu olacaktır. Performans isteniyorsa... Örgütlü suçlarla ve terörle mücadelede özel yetkinin performansı nasıl? Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan 2001-2010 yılları arasına ait tabloya bakalım. Bu verileri değerlendirirken, genel yetkili savcı ve mahkemelerin çoğunlukla 1 veya 2 kişilik suçları soruşturduğu ve yargıladığı, özel yetkininse sayıları onları hatta yüzleri bulan örgütsel ve karmaşık suçları soruşturup yargıladığını unutmayın. CMK'nın 250. maddesiyle görevli Cumhuriyet başsavcılıkları soruşturma dönemi iş yükünün yıllara göre dağılımı ise şöyle: 2001 yılında gelen toplam iş sayısı 28.734, ortalama soruşturma süresi 795 gün. 2010 yılında gelen toplam iş sayısı artarak 34.426 oluyor. Buna rağmen, ortalama soruşturma süresinin 648 güne düştüğü görülüyor. Özel savcılıktan sonra bir de özel yetkili mahkemelerin performansına bakalım. CMK 250. maddeyle görevli ağır ceza mahkemeleri iş yükünün yıllara göre dağılımına baktığımızda, 2001 yılında gelen toplam iş sayısının 13.074, ortalama yargılama süresinin 336 gün olduğu, 2010 yılında gelen toplam iş sayısının yükselerek 15.004 olmasına rağmen, ortalama yargılama süresinin 285 gün olarak azaldığını görüyoruz. Genel yetkili savcılık ve ağır ceza mahkemelerinde durum nasıl? Genel yetkili Cumhuriyet başsavcılıkları iş yükünün yıllara göre dağılımına baktığımızda, 2001 yılında gelen toplam iş sayısı 2.913.335. Ortalama soruşturma süresi 178 gün. 2010 yılında gelen toplam iş sayısı artarak 6.076.676 olunca ortalama soruşturma süresinin 310 gün olarak arttığı görülüyor. Ceza mahkemelerinde ortalama yargılama süresinin mahkeme türüne ve yıllara göre dağılımına ilişkin tabloda, Ortalama yargılama süresinin özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde 2001 yılında 336 gün iken; 2010 yılında 285 gün olarak azaldığı, Genel yetkili ağır ceza mahkemelerinde ise bu sürenin 2001 yılında 331 gün iken 2010 yılında 278 güne düştüğünü görüyoruz. Özel yetkideki suç türlerini, sanık sayılarını, ek delil klasörlerini düşünün. Ve özel yetkideki hassas davaları bu kadar çok sayıda işe bakan savcı ve hâkimlere devrettiğinizi düşünün. İhtisas sahibi özel yetkinin, genel yetkili Cumhuriyet başsavcılıkları ve ağır ceza mahkemelerine göre daha ağır nitelikteki soruşturma ve yargılama yürütmesine rağmen daha kısa sürede sonuç aldığı ve karar verdiği görülüyor. Yarın serinin son yazısında görüşmek üzere.
<< Önceki Haber Bütün davayı yerle bir edecek tehlike! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER