Evet, bu bir hazırlık maçı


Başlığa bakıp da şaşırmayın, söylemek istediğim şu: Bizde bu tür karşılaşmalarda kayba uğramak yani yenilmek ya da berabere kalmak neredeyse kural sayılır. Sonra da teknik adamımız çıkıp hazırlık maçlarında sonucun önemli olmadığını, oyuncuların durumunu, takımın eksiklerini gördüklerini söyler. Sanki maçı kazanarak hazırlık yapmak mümkün değilmiş gibi... Üstelik hazırlık maçları da uluslararası sıralamadaki yerimizi etkiliyor. Kısacası, neresinden bakılırsa bakılsın bu maçlarda sonucun önemi hiç de az değil. Milli Takım'ın daha önceki dönemde yapılması gereken bu tür maçı, teknik direktörü olmadığı için yapamadı. Bu yüzden de puan kaybına uğrayıp 42.liğe kadar geriledik. Neyse ki bu kez hiç değilse yardımcı hocamızı takımın başına getirebildik. Böyle bir ilerlemeyle hedeflerimize ulaşırız inşallah! Saha dışına fazla yer ayırdık çünkü aylardır oradayız. Sahada da az çok bir yenilenme görüp umutlandık. Gerçi en azından bir dönem ligin gol yeme rekoruna doğru yönelmiş olan Galatasaray savunmasının olduğu gibi Milli Takım'a aktarılmış olması ilginçti ama gördünüz, gol yemediler! Hem de bek oynamayı pek beceremeyen Caner'le... Demek ki antrenör Oğuz Çetin rakibimizin bu denli zayıf olduğunu biliyordu. O sayede oynuyormuş gibi yaparak istediğimizi elde ettik. Emre Belözoğlu'nun yorulana kadarki performansı, Hamit Altıntop ve M.Aurelio'nun maç eksiklerine karşın bulundukları yeri iyi doldurmaları takımımızı rahatlatan etkenlerdi. Hücumda Mevlüt'ün gösterdiği gelişme, Volkan'ın ligdeki yükselişi bu maça tam olarak yansımadı ama bunların var olduğunu bilmek önemli. Oğuz Çetin, ne durumda olduklarını bildiği için Tuncay Şanlı ve Halil Altıntop'tan ikinci yarıda yararlanmayı yeğledi. Doğru da yaptı. Arda ile Emre Belözoğlu'nun birlikte oynamaktan ne kadar hoşlandıkları bu maçta da görüldü, önümüzdeki dönemde de Milli Takım'ın futboluna hem keyif katacak hem verimini yüksek tutacak bir etkendir bu. Elbette ki resmi maçlarda ortaalanımızın daha çabuk oynayacağı, golcülerimizin hızlı yer değiştirip rakip savunmaları şaşırtarak daha iyi şutlar atacağı bir noktaya geleceğiz. Bu karşılaşmayı yeni bir dönemin başlangıcı olarak görmek mümkün. Elbette ki oyuncu topluluğu olarak büyük bir değişim sözkonusu değil ama Milli Takım'ın oyun anlayışının aynı kalmayacağı da ortada. Farklı bir futbol arayışının ilk izlerini bu karşılaşmada bulmak mümkündü. Savunmamızı ve kalecimizi zorlayacak hemen hiçbir pozisyonun olmayışı, belki bir hazırlık maçından beklenenlerin eksik gerçekleşmesine yol açtı ama artık o kadar da oluversin. Üstelik bundan sıkılan Emre Güngör gidip gol bile attı! Maçın sonlarındaki laubalilik biraz göz tırmaladı ama hadi onu da görmezden gelelim! Gereksiz top sürmeler, boş adama pas vermeyip çalım atmalar, futbolumuzun 20 yıl öncesinin hastalıkları... Geçmişte Dünya Şampiyonu Fransa'yı bu statta 3-4 bin kişilik bir seyirci topluluğuyla ağırladığımızı hatırladığımızda dün gece o boyutta da fazla bir eksiğimizin olmadığını söylemek mümkündü.
<< Önceki Haber Evet, bu bir hazırlık maçı Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER