Ermeniler’in Dara Katliamı ve medya


Mardin- Böyle bir şey yok tabii... Dara, Mardin yakınlarında tarihi bir yerleşim merkezi. Tarihçiler. Dara’nın Roma imparatoru Anastasius tarafından kurulduğunu söylüyor. Dara’nın bir diğer adı da Anastasiopolis. Dara adı M.Ö 500’lü yıllarda yönetici olan Pers Kralı Darius’tan miras. Büyük İskender yerlebir etmiş bu kenti. Sonra aradan yüzlerce yıl geçmiş, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları gelip tarihi yerleşim merkezinin üstüne bir köy kurmuş. Öyle ki, binlerce yılı aşıp gelen tarihi su sarnıcının tepesine bir ev kondurulmuş. Bu yetmemiş, tarihi kent de yerleşim birimlerinin adının Türkçeleştirilmesinden payını almış. Oğuz Köyü olmuş adı. Yaptığı çalışmalarla Mardin’in çehresini değiştiren Vali Hasan Duruer, kazı çalışmalarını izlemek için tarihi kente gittiğine çayını Oğuz Köyü Karakolu’nda içmiş. Şimdi Dara’ya dönülmüş ama Harran’a Altınbaşak, Avasi Deresi’ne Beyaz Su demeye devam ediliyor. Tabii resmi dilde. Halk binlerce yerleşim merkezinde olduğu gibi bildiği adı kullanmaya devam ediyor. Mardin Valiliği’nin Medialog Platformu ile ortaklaşa düzenlediği “Ulusal Basının Doğu ve Anadolu Algısı” sempozyumda konuşan Hasan Duruer, bu politikanın yanlışlığının altını çizdi. Devlet böyle de medyamız farklı mı? Dara’da kazılar sürerken savaşta ölmüş 3 bin askerin kalıntılarına rastlanmış. Çarpıcı bir görünümü olan kaya mezarlara atları ve silahlarıyla gömülmüş bu askerler. Ama iki ajansımız bu olayı “Ermeniler’in katlettiği 3 bin Türk’ün kemikleri bulundu” diye vermiş. Haber gazetelerde böyle yeralmış. Medyamızın “devletçi, İttihatçı” refleksinin açık dışa vurumu bu. Kürt sorunu terör sorunudur. Ermeni soykırımı olmamıştır, bölgede insan kemiği kalıntıları bulunursa, bu Ermeni katliamının göstergesidir. Bilginin bu kadar devletçi açıdan oluşturulmaya çalışıldığı, bölge insanının Öteki’leştirildiği bir medyayla barış saplanabilir mi? Sempozyumda TRT’den çalışan bir arkadaş, (Memur olduğu için adını vermeye çekiniyorum açıkçası) Habur olayını anlattı. Habur gerçeğinin medyanın dile getirildiği gibi bir olay olmadığını vurguladı. Hatta o kalabalığın içinde ne olup bittiğini merak eden korucuların bile bulunduğunu dile getirdi. Medya ise geniş kesimlerin bu olayı “PKK zaferini ilan etti” gibi algılamasını sağladı ve barış sürecine ağır bir darbe indirdi. O günden bu yana can veren insanların kaybının acısını vicdanlarında çekiyorlar mıdır acaba? Şimdi yeni bir barış süreciyle karşı karşıyayız. Medyanın genelde tutumu olumlu. Taksim bombası bile bu bakışın bozulmasına neden olamadı. Dilerim bu böyle sürer, medyada şiddetin ve savaşın dili değil de, barışın dili hakim olur. Medyanın barış yanlısı olmadığı bir ülkede barışı inşa etmek imkansız olacaktır. Savaşı başlatan medya değildir elbette ama dili ve tavrı ile bu şiddeti derinleştiren, kalıcılaştıran bir işlev üstlenebilir medya. Türkiye’nin yakın tarihi bunun örnekleriyle dolu. Artık bu dil eskidi, yeni bir dil inşa etmek gerekiyor.
<< Önceki Haber Ermeniler’in Dara Katliamı ve medya Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER