(SİLAHLARIN GÖLGESİNDE) KÜRT SİYASETİ


Türkiye’deki siyaset, Türklerde siyaset, değişim sancıları geçiriyor, kalıplarını kırıyor… Üzerindeki askeri vesayetini atmaya çalışıyor.. Siyasi irade ve yönetim sivillerin ve halkın eline geçmeye başlıyor. Statükonun borazanlığını yapanlardan ziyade, hür düşünceli aydınların sesleri daha gür çıkıyor.. Kürt cephesinde de benzer sancılar var. Türkler, resmi ideolojisinin kalıplarından taşmaya/ aşmaya çalışırken, Kürt siyaseti de son 30 yıla damgasını vuran PKK ve Apo kalıplarından ve dayatmalarından sıyrılma çabası veriyor, eş zamanlı olarak… Evet, nasıl ki Türk siyaseti onlarca yıldır darbeler, muhtıralar, andıçlar atlattığı gibi, Kürt siyaseti de yıllardır infazlar, tedhişler ve nice baskılar atlattı. Bu dönem içinde de nice muhalif sesler ya silahla susturuldu, ya da sürgün oldu. Türk ve Kürt insanını ve siyasetlerini yön verenler ve manipüle edenler yine aynı derin odaklardı haddizatında. Demokratik yollarla ve silahsız olarak hak talebinde bulunanlar siyaset sahnesinden silinirken, PKK figürü birilerince hep vitrinde tutuldu. Bu, ‘Tavşan kaç, tazı tut” oyununda ülke olarak çok fırsatlar kaçırdık ve çok canlar yandı. Evet, Kürt siyaseti de alternatif arayışlar içinde… PKK/ BDP/ Öcalan ekseni haricindeki Kürt aydın ve sanatçıları, artık bir şeylerin değişmesini istiyorlar; Şivan Perwer ve Kemal Burkay gibi… Tabii ki bunu yaparlarken de eli silah tutanlar tarafından tehdit ediliyorlar… Onların yurda dönme ihtimali bile birilerini tedirgin ediyor. Yurda dönüşüyle ilgili geçtiğimiz Pazar bize özel açıklamalarda bulunan Sayın Kemal Burkay, “Benim gibi, faşist bir rejimin eline düşmemek için zorunlu olarak yurt dışına çıkmış birinin, yurda dönmeyi düşünmesi ve uygun ortam oluşunca dönmesi kendi başına zaten doğaldır” diyor ve ekliyordu: “Koşulları olsa daha ilk yılda dönerdim. Ama bilinen nedenlerle gurbet uzun sürdü, 30 yılı aşkın bir zaman geçti.” 30 yıl, kolay değil… Kendisiyle Stockholm’deyken sık sık görüştüğümüz Sayın Burkay’da, bir şair hassasiyetiyle o uzak kaldığı diyarların, ülkesinin, topraklarının özlemi hissediliyordu… Ama bu kadarlık zaman içinde de kendisi, ailesiyle yeni bir dünya kurmuş, bir yandan da siyasi mücadelesini binlerce kilometre ötelerden sürdürmeye devam ettirmişti.. Ama kolay değil, zira son mülakatında dediği gibi: “PKK ortaya çıktığı günden beri, Kürt sahnesinde başka hiçbir aktör, hiç bir ses istememekte, olanları yok etmeye çalışmaktadır. PKK şu anda ülkemizde iktidar değil, ya olsa acaba bu anlayışıyla ne yapardı? Pol-Potçulara rahmet okutur muydu?” … Türk ve Kürt siyaseti… Aynı topraklar ve aynı tarih teknesi üzerinde yoğrulup bir olmuş insanların ortak varoluş çabası! Artık dayatmaların, metazorilerin ve silahların gölgesinde kalmamalı. Halklar ve aydınları; Nazım’ın dediği gibi: “.. bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” bir arada yaşayacakları bir dünya inşa etmeliler. Kuzey Afrika ve Ortadoğu halklarına ilham verdikleri gibi… Daha da iyisini ve ötesini onlara gösterme ve yollarını aydınlatma adına. (07.03.2011) [email protected] , www.kerpeten.biz
<< Önceki Haber (SİLAHLARIN GÖLGESİNDE) KÜRT SİYASETİ Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER