Zirve Yayınevindeki cinayetlere ilişkin dava

Zirve Yayınevindeki cinayetlere ilişkin dava -Davanın tanığı ve sanığı Çınar: "Örgütün (TUSHAD) 1999dan sonra olmadığının söylenmesi normaldir. 1999dan sonra örgütün adındaki harekat, hareket olarak değiştirildi. Siyasal bir güç o


MALATYA (A.A) - Zirve Yayınevinde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın 65. duruşmasında, gizli tanık "Deniz Uygar" kod adıyla bilinirken kimliği deşifre olan İlker Çınar, ifade vermeye devam etti.
     Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, sanık müdafileri, Çınarın ifade verirken kimseye hakaret etme hakkı olmadığını söyledi. Bunun üzerine video konferans sistemiyle görüntüsü karartılarak konuşması salondakilere aktarılan Çınar, asılsız iftirada bulunmak ya da hakaret etmek gibi bir amacı olmadığını belirterek, davanın bazı sanıklarının bunu kendisi için kolektif olarak yaptığını savundu.
     Gizli tanık olduğunu kaydeden Çınar, "Buna rağmen nerede oturduğumu biliyorlarmış. Normal bir insan bilemez. Bunun için suç duyurusunda bulunuyorum" dedi.
     Devlete sirayet etmiş gizli bir örgütle karşı karşıya olunduğunu iddia eden Çınar, "Misyonerlerin adamı değilim. Cemaatin de iddia makamının da adına çalışmıyorum. Vicdanımın sesiyle hareket ediyorum. Öyle yapmaya da devam edeceğim" ifadesini kullandı.
     Çınar, konuşmaya başladıktan sonra örgütten baskı gördüğünü ileri sürerek, "Beni tehdit ettiler. Hakaret ettiler. Bir dönem bana rüşvet verildiğini söylediler. Bu metot tutmadı. Haydar Yeşilin kayınbiraderine de hard diski götürüp güvenlik güçlerine ver diye ben mi söyledim-" diye konuştu.
     Zirve Yayınevindeki cinayetlere ilişkin davanın bitmeyeceğini savunan Çınar, "Bunların amacı da o zaten" dedi.
     Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi (TUSHAD) isimli örgütün misyonerleri ülkenin bekası, devletin üniter yapısı için tehdit olarak gördüğünü iddia eden Çınar, şunları söyledi:
     "Misyonerlerin tasfiye edilmesi istendi. Bir istihbari birim oluşturulacaktı. Bu bana 1993te Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) uzman erbaş olarak çalıştığımda söylenmişti. Haydar Yeşilden elde edilen hard diskte misyonerlerin tehdit ve tehlike olarak görüldüğü yer almaktadır. Daha sonra benim özlük haklarım gizli kalmak kaydıyla TUSHAD isimli örgüte geçmem istendi. Bana Seni tereyağından kıl çeker gibi aldık diyorlardı. Kimse benim askeri personel olduğunu anlamayacaktı. Aslında ben TSKdan nasıl ve ne şekilde ilişiğim kesildiğini bilmiyordum, sonradan öğrendim. Bana boş kağıt imzalattılar. Parmak izi aldılar. İddia edildiği gibi TSKdan atılmış olsam Mehmet Ülger ekibiyle nasıl çalışabilirdim."
     Kadrosunun TUSHAD Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Beyaz Kuvvetler Komutanlığında olduğunu savunan Çınar, kendisine ödemelerin de TUSHAD adına yapıldığını söyledi. Bu kapsamda istihbarat ve iç güvenlik eğitimlerine tabi tutulduğunu ileri süren Çınar, "Örgütün misyonerlik departmanında eğitildim. Girdiğiniz yerde homojenize olacaksınız. Sızdığınız yapıyı daha sonra tasfiye edeceksiniz diyorlardı" diye konuştu.
     Genelkurmay Başkanlığının TUSHADı soran mahkemeye "beyaz personellerimiz" vardı diye cevap yazdığını hatırlatan Çınar, bunun da bu yapının varlığını dolaylı da olsa kabul etmek anlamına geldiğini ifade etti.
     Zirve Yayınevindeki cinayetlerde Mehmet Ülgerin amacının AK Partiyi ve mevcut demokratik yapıyı çökertmek olduğunu öne süren Çınar, safiyane bir şekilde aldatıldığını savundu. TUSHADın sanık Hurşit Tolon tarafından 1993te kurulduğunu iddia eden Çınar, "Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesi. Bu yapı gizliydi. JİTEMle koordinasyon halindeydi. Hala da öyle" ifadesini kullandı.
     TUSHAD kimliğini özel ve resmi işlerinde değil sadece kendi aralarında birbirlerini tanımak için kullandıklarını ileri süren Çınar, "Bu kimlik Mehmet Ülgerde, Abdullah Atılganda, Ruhi Abatta ve bende vardı" dedi.
    
     -"Hurşit Tolona karşı sorumluydum"-
    
     Levent Ersözün kendisinin eğitmeni olduğunu, onunla istihbari bilgi paylaştıklarını bildiren Çınar, "Asıl sorumlu olduğum kişi Hurşit Tolondu" iddiasında bulundu.
     Çınar, ilk görev yeri Mersinde misyonerlerin arasına sızdığını iddia ederek, şöyle devam etti:
     "İstihbarat topluyorduk. Fişleme yapıyorduk. Levent Ercan Gelegen diyor ki Misyonerler fişleme yapıyordu. O, ya misyonerleri bilmiyor ya da devleti bilmiyor. 2010 yılında İzmirdeki İncil akademisinde eğitim aldım. Pastör papaz seviyesine geldim. Nüfus idaresine başvurarak kimliğimdeki dini İslam ibaresini Hristiyan diye değiştirdim. TUSHAD çalışmalarımı taktirle karşılıyordu. Saha çalışması yaptığımı gösterir argümanları onlara teslim ettim. Bu Haydar Yeşile ait hard diskte var."
     Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısanın hard diskteki fotoğrafları kimin sıraladığını sorması üzerine Çınar, o yazının Ruhi Abatın el yazısı olduğunu belirterek, "Yöneticimiz oydu. Maestro Ruhi Abattı" dedi.
     İlker Çınarın özel hayatıyla ilgili bazı sözler sarf etmesi üzerine tutuklu sanık Levent Ercan Gelegen, dışarı çıkmak istediğini belirtti. Mahkeme Başkanı Kısa, Gelegenin dışarı çıkabileceğini bildirdi. Kısa, İlker Çınara özel hayatla ilgili konuşmamasını söyledi. Gelegen, salonun dışına çıkarıldı.
     Örgüt içinde bir beyaz kağıda yazı yazarak kuryeyle birbirlerine gönderdiklerini, bu şekilde haberleştiklerini savunan Çınar, maaşlarının da bu şekilde kendilerine getirildiğini ileri sürdü. TUSHADın 1999dan sonra sivilleşmeye başladığını öne süren Çınar, şu iddialarda bulundu:
     "Örgütün 1999dan sonra olmadığının söylenmesi normaldir. 1999dan sonra örgütün adındaki harekat, hareket olarak değiştirildi. Siyasal bir güç olarak halk desteğini alıp faaliyetlerini sürdürmek istediler. Mitingler, yürüyüşler bunun göstergesidir. Hatta Hurşit Tolonun 18 Nisan 2007de İnönü Üniversitesinde vereceği konferans da bu kapsamda bir faaliyettir. 2004te ise örgüt kitle iletişim araçlarını, ulusal basını, medyayı, internet sitelerini kullanmaya başlamıştır."
     Çınar, TBMMnin bir komisyonunun beyaz ve siyah kuvvetlerin varlığına raporunda yer verdiğini hatırlatarak, "Genelkurmay Başkanlığı beyaz personelimiz, siyah personelimiz var diyor. O zaman bu Meclis muz cumhuriyetinin meclisi mi-" ifadesini kullandı.
     Mahkeme Başkanı Kısa, Genelkurmay Başkanlığının TUSHADın varlığını sormaları üzerine gönderdiği cevabı okudu. Kısa, "Gelen cevabi yazıda, TUSHADın halihazırda olmadığı, geçmişte de olmadığı belirtiliyor" dedi.
    
     Muhabir: Yeter Erdine / Tuba Karahan
     Yayıncı: İbrahim Uyar
<< Önceki Haber Zirve Yayınevindeki cinayetlere ilişkin dava Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER