Hizmet Hareketi'nin duruşu ve seçimler

Samanyoluhaber.com yazarı M. Ertuğrul İncekul'un haftalık yazısı: Hizmet Hareketi'nin duruşu ve seçimler

SHABER3.COM

M. ERTUĞRUL İNCEKUL 

Hizmet Hareketi Anadolu’dan çıkmış, tüm dünyada mensupları ve sevenleri olan sosyal ve inanç merkezli bir harekettir. Hareket içerisinde her milletten ve inançtan insan bulabilirsiniz. Fikir mimarı Fethullah Gülen Hocaefendi’dir. 60 kitabın müellifidir, eserleri dünya dillerine tercüme edilmiştir. Demokrasi, eğitim, dinin günümüze uygun yorumlanması, kadının toplumdaki yeri, toplumsal barışın tesisi, insanın anlam arayışı gibi pek çok konuda fikirleri dünyada kabul görmüş, adına kürsüler kurulmuş, hakkında yerli yabancı yüzlerce yazarın makaleler ve kitaplar yazdığı, paneller düzenlenen uluslararası bir kanaat önderidir. 

Gerek Müslüman gerek Hristiyan gerekse Yahudiler, farklı inançlar içerisinde çok sayıda Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen’i takip eden, okuyan insanlar vardır. En son Anwar Allam’ın “Allah Yoluna Adanan Bir Hayat”, Jon Pahl “Bir Hizmet Hayatı”, Ori Soltes “Düşünce ve Aksiyon Arasında Bir Hayat” ve Oxford üniversitesinde akademisyen olarak çalışan Prof. Paul Weller’in uzun zamandır üzerinde çalıştığı Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tematik biyografisi, Fethullah Gülen’s Teaching and Practice (Fethullah Gülen’in Öğretileri ve Uygulaması) yayınlandı. Amazon ve Google Stores’dan temin edilebilir. 

Fethullah Gülen Hocaefendi, Türkiye’nin özellikle 1970 sonrasından günümüze kadar sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel her alanında en çok etkili olan kişidir. Türkiye’nin her il ve ilçesinde okullar, yurtlar ve dersaneler açılmasına, Türkiye’nin hızlı kalkınması ve çağını yakalaması için nitelikli insan yetiştirilmesine öncülük etmiştir. Eğitimin önemine hep inanmış ve Anadolu iş insanları başta tüm dünyada bir tesir oluşturmuştur, neredeyse dünyada okul veya kültür merkezi açılmayan ülke kalmamıştır. Kurumların açıldığı ülkelerin halkına, ileri gelenlerinin çocuklarına kaliteli eğitim ve mentörlük hizmetleri verilmiştir, on binlerce mezunları vardır.  Avrupa ve Amerika geriden gelse de diğer coğrafyalarda okullar, kültür ve diyalog merkezleri pek çok başarılar ve topluma katkı ödülleri almıştır ve almaya devam etmektedir. Bugüne dek Türkiye’nin yurtdışında ortaya koyduğu en kaliteli eğitim projesi ve en büyük markası Hizmet Okulları’dır. 

1996 yılından itibaren Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı aracılığı ile Türkiye’nin çok farklı kesimleri ilk kez bir araya gelmiştir. Cem Karaca, Mete Tunçay, Ali Bulaç, Mehmet Aydın, Şahin Alpay, Toktamış Ateş, Nur Vergin, Nilüfer Göle, Barış Manço, Mehmet Ali Birand, Nevzat Yalçıntaş, Zülfü Livaneli, Kasım Gülek, Aydın Bolak, Alevi Dernekleri Konfederasyonu Başkanı İzzettin Doğan, Vatikan Türkiye Temsilcisi George Marowitch, Türkiye Musevi Cemaati Lideri İshak Haleva, Fener Rum Patriki I. Bartholomeos, Ermeni Patriği II. Mesrob Mutafyan ve nice şimdi ismini sayamayacağım kanaat önderleri,  birlikte yaşam ve diyalog programlarına katılmışlardır, yazıları ve sözleri ile bu anlayışı ve Fethullah Gülen’i desteklemişlerdir. 

Cem Karaca’nın şu sözleri bile bir araya gelmenin, nefret dilini kullanmamanın, birbirimizi dinlemeye ve anlamaya olan açlığı ne güzel ifade ediyor; "Toplantıya katılmaktan kelimenin tam mânâsıyla gerçekten onur duydum. Belli önyargıların topluma empoze edildiğini artık herkes biliyor. Fakat burada bayrak ve İstiklal Marşı ortak paydası altında farklı düşüncelere sahip insanların bir araya gelebildiklerini görmek, daha güzel bir Türkiye yolundaki inançlarımı tazeledi.”

Bu programlara katılan şimdinin muhteris siyasilerini yazmadım çünkü bazı kesimler ısrarla bunca farklı görüşten insanın Hizmet Hareketi’ne desteğini görmezden gelerek sadece Siyasal İslamcıları nazara veriyorlar, bunları siz yükselttiniz, diyorlar. Sanki Avrupa Birliği yolunda ilerlerken kendileri destek olup, yanlarında yer almamış gibi… Siyasilerin karakteristik özelliği dünyada böyledir, kim güçlü ise ve oy kazandırıyorsa yanında görünürler. 

Her kesimde seveni ve destekçisi olan Hizmet Hareketi’nin gelmiş olduğu noktayı, toplumun her kesiminde karşılığı olduğu gerçeğini kabullenmek istemeyenler oldu. Bir kısmı hasedinden, bir kısmı da düşmanlığından bu hareket ruhunu ve halkın teveccühünü hazmedemediler. Kendini devletin gerçek sahibi görenler, jakobenler, Avrasyacılar, her yere sızmış çeteler bu gidişata dur demek için 15 Temmuz’u organize ettiler, Erdoğan başta, siyasi iradeyi yanlarına aldılar ve tarihi bir fırsat ele geçirdiler. Özellikle vatan, millet deseler de asıl mesele rant ve yolsuzluklardı. Bunların engellenmesi, karşılarına dürüst ve ülkesini gerçekten seven, satın alınmayan insanlar çıkması bu güruhu çok kızdırdı. 17/25 Aralık operasyonları bardağı taşıran son nokta oldu, artık ne hukuk ne demokrasi ne de insanlık umurlarında değildi, sözde din adamlarından aldıkları fetvalarla artık her şey mübahtı. 

Tiyatro gerçekten çok bilinmezli bir kurguydu. Meclis’e önceden yerleştirilen bombalar, hiçbir medya kurumuna el koyulmaması, canlı yayına bağlanan Cumhurbaşkanı, askere emirleri veren subayların düğün programlarına devam etmeleri, hiçbir siyasinin tutuklanmaması, meclise araştırma için gensoru verilmemesi, araştırma komisyonu kurulmaması gibi birçok boşlukları olan tiyatro ustaca sahneye konuldu. Adem Yavuz Arslan gibi gazeteciler yaşananları defalarca anlattılar. Bakınız https://youtu.be/44oxRpr-p_c https://youtu.be/Y-zPilCW2nE, 2017 yazısı https://www.tr724.com/15-temmuzun-darbe-plani-adem-yavuz-arslan-yazdi/, 2018 https://www.tr724.com/gazeteci-adem-yavuz-arslan-anlatti-15-temmuz-darbe-komisyonu-neden-calistirilmadi/, 2021 https://www.tr724.com/15-temmuz-santaji-yapmayan-kaldi-mi/, 2023 https://www.tr724.com/15-temmuz-santaji-yapmayan-kaldi-mi/ gibi yüzlerce yazı bulabilirsiniz. 

Amerika’nın, Avrupa’nın hâlâ Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen’e sahip çıkmasını, sözde aydın geçinen, bağnaz olmadığını iddia eden, seküler kesimler nasıl anlamıyor? Bu kara propagandaya inanıyor ve alet oluyorlar, hayret ediyorum! Ayrıca milliyetçi, sağcı kesimler daha dün Türkçe’nin dünyada Hizmet okulları ile öğretilip, yayılmasına destanlar kesiyorken, şimdi ne oldu da bazıları düşman kesildiler, anlamak mümkün mü? 

Önümüzde ikinci tur seçimleri var, büyük beklentilere girmeden, ama az bile olsa lehimize olana oy vermek bir vazifedir. İki hafta önceki yazımda “Yüzyılın Seçimi” demiştim, başlığı abartılı bulanlar olabilir ama gerçekten öyle çünkü Türkiye, Rusya, Çin, İran ekseni mi, Avrupa ve Amerika eksenine mi kayacak, bu belirlenecek. Millet ittifakı ve Kılıçdaroğlu da bu ayrıştırıcı dili benimserse, faşist zihniyetle ittifak ederse, aynı karanlığa ve çıkmaza düşeceğine şüphe yok. Ama hak ve hukuk mücadelesinden hiç vazgeçmeyecek olanlar, er ya da geç bu seçimlerin galibidirler. 

Bugünlerde bakıyorum Türkiye, demokrasi için, hukuk geri gelsin diye en çok gayret eden, çabalayanlar sürgünde olan, ekserisi Hizmet Hareketi’ne yakın olan gazeteciler, aydınlar. Ayrımcı ve ırkçılıktan uzak, hak savunan, sağduyulu bakabilenler, yaşadıkları bunca haksızlık ve iftiraya rağmen demokrasiyi savunup, ülkemizin menfaati için çırpınanlar yine onlar. Evrensel bir dil kullanılabilirse, içe ve dışa daha kucaklayıcı olabilirsek, insana ait her mesele benim de meselem deyip projeler üretmeye, başka azınlıkların haklarını savunmaya devam edersek, işte o zaman Hizmet Hareketi hem Türkiye hem dünya için bir umut ve şans olacaktır. 

Sis, duman dağıldığında gerçek vatanseverlerin, demokrasi kahramanlarının diplomatı, yargı mensubu, gazetecisi, askeri, polisi, akademisyeni, eğitimcisi, doktoru, mühendisi ve iş insanları ile yine Hizmet Hareketi’ne yakın olanlar olduğu görülecektir. Şimdilik vicdanlı ve insaflı gördüklerimize “Waldo sen neden burada değilsin?” diye sormaya devam ediyoruz. Sonuç odaklı değil ama prensipler etrafında mücadeleye devam etmek önemli. Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır. 

<< Önceki Haber Hizmet Hareketi'nin duruşu ve seçimler Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER