Pınar Selek için adalet bekliyoruz!


Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ben de bir kadını, Pınar Selek’i ve onun yaşadığı adaletsizliği anımsatmak istiyorum. Bunun için de Hâlâ Tanığız Platformu’nun geçen gün Pınar Selek için yayınladığı bildiriyi köşeme alıyorum. * * * Feminist sosyolog, barış aktivisti ve yazar Pınar Selek, çalışması yüzünden uğradığı komployla boğuştuğu ve hapiste tutulduğu bir dönemde televizyondaki haber bülteninde bir buçuk ay önceki Mısır Çarşısı patlamasından sorumlu tutulduğunu işitti. İçine itilmeye çalışıldığından daha büyük bir oyun hazırlandığını ilk o gece fark etti dehşetle. O dehşeti 12 yıldır hepimiz paylaşıyoruz. Pınar Selek, hakkında açılan ‘komplo dava’dan 2006 ve 2008 yıllarında ayrı ayrı iki kez beraat etti. Ancak yerel mahkemenin verdiği beraat kararı, Yargıtay 9. Dairesi tarafından Mart 2009’da bozuldu ve Selek’e ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmesi istendi. Yargıtay 9. Dairesi’nin bu kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı itiraz da, Şubat 2010’da Yargıtay Genel Kurulu’nda oy çokluğu ile reddedildi. Bizler, Pınar Selek’in on iki yıldır Mısır Çarşısı patlaması nedeniyle haksız yere suçlanmasına ve mahkeme sürecinde Mısır Çarşısı dahil bütün iddiaların nasıl çürütüldüğüne tanık olanlar, Selek’in suçsuzluğunu kamuoyunda yüksek sesle dillendirenler, gelinen nokta karşısında şaşkın ve tepkiliyiz. Gerçekle kurgu arasındaki çizginin belirsizleştiği, adalet zemininin kayganlaştığı bu ortamda söyleyecek söz bulmakta zorlanıyoruz. Bu haksızlığa bir an önce son verilmesini ve adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Mısır Çarşısı’ndaki patlamadan iki gün sonra Pınar Selek araştırmalarından dolayı gözaltına alındı. Polis sorgusunda kendisine Mısır Çarşısı’yla ilgili tek bir soru sorulmadı. Selek’in işkence altındaki ifadesinde dahi bu olayla ilgili hiçbir beyanı bulunmamaktadır. Pınar Selek, patlamadan yaklaşık bir buçuk ay sonra, Abdülmecit Öztürk’e poliste verdirilen “Eylemi Pınar Selek’le birlikte yaptık” ifadesine dayanılarak Mısır Çarşısı patlamasıyla ilişkilendirildi. Ancak Abdülmecit Öztürk, duruşmaların başından sonuna kadar, Pınar Selek’i tanımadığını, böyle bir ifadeye işkence altında zorlandığını defalarca açıkladı. Pınar Selek’e Mısır Çarşısı’yla ilgili yapılan suçlamanın tek nedeni; Abdülmecit Öztürk’ün soruşturma aşamasında verdiği, başkaca hiçbir kanıtla desteklenmeyen, sonradan kendisinin de kabul etmediği, skandala dönüşen ifadesidir. Bugün gelinen noktada ‘eylemi yaptım’ diyen Öztürk’ün beraatı kesinleşmiştir. Ancak eylem hakkında hiçbir beyanı bulunmayan Pınar Selek’in hâlâ ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenmektedir. Tüm bu bulgular gösteriyor ki; bu dava artık ‘Mısır Çarşısı’ davası olmaktan ‘Pınar Selek’ davasına dönüştürülmüştür. Bizler, Pınar Selek’in neden hedef gösterildiğini biliyoruz. Çünkü Pınar Selek biraz da içinden geçilen dönemin konjonktürü gereği ‘kurban’ seçildi. Ve bu rolü sonuna kadar reddetti. Çünkü Selek, içinde tutsak edilmeye çalışıldığı bu komploya bir tek an bile yenik düşmedi. Aradan geçen yıllarda sosyoloji alanında büyük ses getiren kitaplar yazdı, sayısız toplumsal buluşma örgütledi, antimilitarist, feminist çalışmalarını pekiştirdi; umudunu, insan sevgisini yazdığı masallara akıttı. Biz ise bu süreç içinde Pınar Selek’in en çok da sözünden ve duruşundan taviz vermeyişi nedeniyle mahkûm edilmeye çalışıldığını gördük ibretle. Dava süreciyle ilgili ısrarla devam ettirilmeye çalışılan tutarsızlıklar ve hukuksuzluklar, toplum olarak bizi bir arada tutan adalet zeminini sarsmakta, sadece Pınar Selek’i değil, hepimizin toplumsal varoluşunu tehdit etmektedir. O nedenle Pınar Selek kadar kendimiz için de adalet talep ediyoruz artık. Bizim de sözümüz ve duruşumuz Pınar Selek’inkinin aynı: HEP TANIĞIZ, HÂLÂ ADALET BEKLİYORUZ!
<< Önceki Haber Pınar Selek için adalet bekliyoruz! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER