Lokmayı paylaşmak


Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez'in Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilki gerçekleştirerek Erikli Baba Cemevini ziyareti beklendiği gibi dünkü en önemli gündem maddelerinden birini oluşturdu. Görmez hoca, ziyaret talebini Cemevi yetkililerine "kendilerini ziyaret etmek ve lokmalarını paylaşmak" amaçlı olarak iletmiş. Dernek başkanı Metin Tarhan bu ziyaret talebinin dilini çok "incelikli" ve "onurlandırıcı" bulduğunu açıklamış. Çünkü "Lokma paylaşmak" Sünni çoğunluğun yaşadığı Türkiye'de Aleviliğe yönelik kültürel bir önyargıya karşı doğrudan ve çok olumlu bir müdahale, bir jest olarak algılanmış. Prof. Görmez, Alevilerin yemeğini yemeye karşı var olan bu kültürel önyargının dini bir temelinin olmadığını bu jestiyle ilan etmiş oluyor, ama kuşkusuz ziyaretin etkisi ve sonuçları sadece bununla sınırlı kalmayacaktır. Alevi açılımı ile ilgili kendisine yöneltilen sorulara karşılık bu konuda ifade ettiği kırmızıçizgilerin her ikisi aslında kendilerine kulak verildiğinde, talepleri ve söylemeleri dikkatle dinlendiğinde Alevilerin büyük çoğunluğunun da kırmızıçizgileri olduğu anlaşılır. "Alevilerin İslam-dışı sayılması ve bir azınlık haline getirilmelerin veya bu sonuçları doğuracak yaklaşımlardan kaçınılması" başkanın ifade ettiği kırmızıçizgileri oluşturuyor. Ziyaret esnasında gündeme getirilen cemevi taleplerini de bu çerçevede karşıladıklarını ima eden Görmez hoca, bu tartışmaya ziyareti esnasında doğal olarak girmemeye çalıştı. Ancak kırmızı çizgiler olarak ifade ettiği hassasiyetlerin var olduğu bilinen çekingelerinin temelini oluşturduğunu ifade etmiş oldu. Buna mukabil Alevilerin cemevlerinin bu hassasiyetler muvacehesinde yasal bir statüye kavuşturulması ve arsa tahsisinden, içindeki etkinliklerin yapılmasına, su parasından elektrik parasına kadar idamesiyle ilgili her türlü sorunun ortadan kaldırılması hususunda elinden gelen her türlü yardımı yapabileceği mesajını da çok açık biçimde verdi. Doğrusu, neticede ne olduklarına ve ne olacaklarına sadece Aleviler karar verebilir, İslam-dışı olmak isteseler bile hiç kimsenin hiçbir itiraz hakkı yoktur. Vaka, Alevilerin böyle bir genel iradelerinin bulunmaması, aksine tam aksi bir iradenin çok daha güçlü olmasıdır. Görmez hocanın bu ziyaretine karşılık Erikli Baba Derneği başkanı Metin Tarhan'ın da sergilediği olumlu tavır çok şık bir buluşma görüntüsü ortaya çıkardı. Bu buluşmanın Türkiye için, İslam için çok hayırlı gelişmelere vesile olmasını diliyoruz. Doğrusu Tarhan'ın başkanlığını yaptığı cemevinin Osmanlı'dan beri Türkiye tarihinde çok özel bir tarihi olduğunu da hatırlatmamız gerekiyor. Kurtuluş savaşına olan aktif katkısı da bilinen Cemevinin Alevilikle ilgili sorunların çözümündeki yapıcı tavrının da altını çizmek gerekiyor. Prof. Görmez'in daha önce de Kürt sorununa dair söylediklerini hatırladığımızda Türkiye'nin demokratikleşme, insan hakları ve özgürlüklerin geliştirilmesi sürecinde yüklendiği özel ve yapıcı rolüyle yeni bir çizgi oluşturduğunu söyleyebiliriz. İlmi birikimi, müktesebatı ve yaklaşım tarzıyla Görmez hocan gündemdeki birçok tartışmaya dair dinin rahatlatıcı potansiyelini harekete geçirebilir. Dini insanların kendi haklarından feragat ettikleri bir adaletsiz uzlaşmaların meşrulaştırıcı ideolojisi olarak görmüyor. Aksine birleştirici bir rol oynayacaksa öncelikle adalet ölçüsüyle hatırlanması gereken bir ilkeler ve değerler bütünü olarak anlıyor. O yüzden Kürt meselesinde sarf ettiği "kardeşlik edebiyatıyla Kürt sorunu çözülmez" şeklindeki sözleri İslam'ın adalet ve barış dengesini kurduğu temel yaklaşımı çok iyi yansıtıyor. Ki, bu denge muhtemel bir toplum barışı için dinin oynayacağı rolün asıl formülünü de içeriyor. Her dilin Allah'ın ayetlerinden biri olduğunu, dolayısıyla bir dili (burada Kürtçeyi) inkâr etmenin Allah'ın bir ayetini inkâr etmek demek olduğunu o konuşmasında hatırlatmıştı Görmez hoca. Ona göre "bir takım sorunlar ve ön yargılar 'kardeşlik nutukları' atmak yerine 'kardeşlik hukuku' ön plana çıkarılarak çözülebilir." Ne dersiniz? Hukuk ve adaleti ön çıkaran bu yaklaşım mı daha birleştirici yoksa dinin birilerinin haklarından vazgeçmesi için bir meşrulaştırma ideolojisi olarak kullanılması mı? Görmez hocayı bu yaklaşımlarından dolayı tebrik etmeliyiz, ama galiba onu her seferinde iz bırakan özgün hareketleriyle izlemeye devam edeceğiz.
<< Önceki Haber Lokmayı paylaşmak Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER