Mümtaz'er Türköne'den can alıcı uyarı

'Ülkenin ince bir bıçak sırtında' bulunduğunu söyledi ve çıkış yolunu işaret etti.

Mümtaz'er Türköne'den can alıcı uyarı

Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta öğündüğü ekonominin ve dış politikanın geldiği durum malum ve 'sırtını dayadığı Putin'den de destek bulamayan Tayyip Erdoğan' AB ve ABD ile de ipleri koparma noktasına geldi. KOnuyu köşesinde değerlendiren Zaman Gazetesi yazarı Mümtaz'er Türköne 'Uçurumdan önceki son çıkış' başlıklı bir makale yayınladı.

İşte Türköne'nin o yazısı:


"Türkiye’nin uçurumdan önceki son çıkışa dönebilmesi için birkaç haftası kaldı. Erdoğan, ele geçirdiği dizginlerle ülkeyi bir felakete doğru doludizgin sürüklüyor. Yolsuzlukların üstünü örtmek için peş peşe işlediği suçları kapatmak için daha vahim suçlar işliyor. Daha ileri gidip, kendisini emniyete almak için ülkenin yörüngesini değiştiriyor. Türkiye’nin kaderi, paçasını kurtarmak için ülkeyi uçuruma sürüklemekten başka çaresi olmayan bir adamın ellerinde. Aklı eren, gücü yeten herkes bu tehlikeli gidişi durdurmak zorunda.

Kütahya’ya kadar gelen Mısır ordusunu durdurmak için II. Mahmud Rusya’yı imdada çağırmış, sonra da “Denize düşen yılana sarılır.” demişti. Her şeyini kaybetmek üzere olan Erdoğan, aynı yola başvurup “yılan”a sarıldı; ancak yılan önce onu ısırdı. Putin’in Erdoğan için söylediği “sert adam” lafını iltifat diye takdim edenler, reelpolitiği magazin zannedenler olmalı. Putin, Erdoğan’ı resmen satışa getirdi. Anlaşılan Putin Erdoğan’ın önüne, Avrupa karşısında Türkiye’yi güçlü konuma sokacak doğalgaz projesi olan “Türk Akımı”nı koymuş. İçerde ve dışarda yolsuzluklardan, Putin tarzı bir otokrasi ile çıkış yolu arayan Erdoğan bu yemi hemen yutmuş. Bir taşla kim bilir kaç kuş vuracağını hesaplamış. Putin “Türk Akımı” ile, ambargoyu delecek bir müttefik satın almayı planlamış. Ancak Rus ekonomisi çökünce Erdoğan’ın güvendiği dağlar karla kaplandı. Fazladan Putin, ambargo konusunda anlayış gösterdiği gerekçesi ile Erdoğan’ı överken aslında suç ortağını ifşa edip satışa getirmiş oldu. Ruble çökünce gelen ilk açıklamalardan birinin Türk Akımı projesinin iptal edilmesi olması tesadüf mü?

Türkiye’nin basit bir dış politika arayışından ve başarısızlığından değil, topyekün kaderimizin bağlandığı bir basiretsizlikten bahsediyoruz. Erdoğan sırtını Putin’e dayayarak AB’yi ve ABD’yi devre dışı bırakacağı yanılgısına düşmüştü. AB devre dışı kalınca ülke içinde kendisine ayak bağı olan hukuk ve demokrasiden de kurtulacağını hesapladı. Erdoğan sırtını Putin’e dayayarak Zaman Gazetesi’ne baskın yaptırdı. Şimdi ne yapacak?

Rus ekonomisinin çöküşü ve Erdoğan’ın Putin tarafından çok ucuza satışa getirilmesi, içerde yapılan hesapların hepsini değiştirmiş olmalı. HDP, daha doğrusu PKK ile yapılacak bir pazarlıkla özerkliğe ve başkanlık sistemine geçişin ön şartı, Türkiye’nin AB-ABD ekseninden çıkıp Şanghay eksenine geçmesine bağlanmıştı. Bu senaryonun çöküşü, Barış Süreci’nin bütün hesaplarını ve pazarlıklarını altüst edecek. Kürt sorununun iki türlü çözümü var. Uygulanmakta olan birincisi, PKK ile pazarlığa dayanıyor. Uzun süren müzakerelerden ve tecrübelerden sonra bu yöntemin sadece PKK’ya hakimiyet alanı açmaktan ibaret olduğu ortaya çıktı. İkinci yol Türkiye’nin tekrar AB reformlarına sarılması ve Kürt sorununun çözümünü PKK ile müzakerelere değil AB normlarına endekslemesi. Türkiye’nin önündeki uçurum, bugünkü müzakerelerin varacağı yerden başkası değil. Müzakerelerden Kürtler ve Türkler için faydalı bir sonuç çıkartmak imkansız, Barış Süreci mevcut haliyle sadece Erdoğan’ın otarşisine hizmet ediyor.

Erdoğan ile Hükümet arasında inşaat sektörü-imalat sanayii kutuplaşması üzerinden iyice aşikâr edilen savaş, bıçak sırtında seyreden ekonominin hassas dengeleri için çok kritik bir mücadele alanı. OVP ve sonrasında ilan edilen projeler, Erdoğan otokrasisini besleyen dar müteahhitler oligarşisi tarafından engelleniyor. Erdoğan kendi çıkar şebekesini koruyabilmek için ekonomiyi ateşe atmaktan çekinmiyor. Üstelik arkasında artık Rusya da duramıyor.

Erdoğan doludizgin ülkeyi uçuruma doğru sürüklüyor. Son çıkışı geçmek üzereyiz. Erdoğan’a dur diyecek yegane güç şimdilik Davutoğlu’nun elinde var. Durdurabilir mi? Rusya ile iş tutmanın ne anlama geldiğini en iyi kavrayanlardan biri odur. Bu çılgınlığı durdurmak için keyfiliğe karşı hukuka dayanması yeterli. Fazladan cesarete ihtiyacı var; yoksa iş işten geçmiş olacak ve soluğu uçurumun dibinde alacağız."
<< Önceki Haber Mümtaz'er Türköne'den can alıcı uyarı Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER