Toplumu bekleyen esas tehlike nedir?

M. Fethullah Gülen Hocaefendinin “Geçmiş medeniyetlere bir göz atıldığında, hemen hepsinin çöküşü bellidir...

SHABER3.COM

SAFVET SENİH - SAMANYOLUHABER.COM 

M. Fethullah Gülen Hocaefendinin 1980 öncesi vaazlarında, çocuk terbiyesi aktarılıp tashihten geçirildikten sonra “Çocuk Terbiyesi” namıyla neşredilen kitabına takdim yazan merhum İbrahim Canan Hocamızın tesbitlerini aktarmak istiyorum…
Canan Hocamız bu kitaba “yurdumuzda istikbale matuf, uzun vadeli projelere göre adım atan, aksiyon ortaya koyan, muhaliflerini hep reaksiyon planında tutma başarısını gösteren bir şahsiyetin eseri olarak bakarsak” diye önce bize bir bakış açısı kazandırmaya çalışıyor. Sonra devam ediyor: “Bu çerçevede, eseri, en az Türkiye çapında yeni bir aksiyonun, yeni bir başlangıcı startı olarak görmek mübalağa olmaz. Nitekim müellifin müteakip ifadeleri arasında şu cümlelere de rastlayacağız: ‘ÂİLE, cemiyetin en önemli rüknüdür. Bu rüknün sağlamlığı millet ve devletinde sağlamlığı demektir. Öyleyse milletin ve devletin bu temel rüknü katiyyen projesiz ve plansız bırakılmamalıdır. (…)  Eserin sistematiği de dikkat çekici. Terbiye hâdisesi, belli yaşa gelmiş çocukların eğitilmesi gibi hayatın bütününden   kopuk münferit bir vak’a olarak algılanmaz. Bilakis, âyet ve hadislerde yer verildiği üzere anne olarak seçilecek kadında aranacak evsaftan başlatılıp ölünceye kadar safha safha devam eden uzun bir vetire olarak telakki edilir. Bu anlayışın gereği olarak, Giriş’te okuyucuyu, terbiye meselesinin ehemmiyeti, vüsati gibi hususlarda ikna etmek üzere, umumî meselelere yer verilir. Sözgelimi ‘Ahlâk anlayışımız’ diye başlayan bu kısımda ‘milletlerin yıkılışı’,  ‘Öğretmen peygamber’,  ‘Dünya hayatının ziynetleri’,  ‘A’lâ-yı illiyyîn-i insaniyet’ v.s. şeklinde biri diğerinden uzak gibi görünen başlıklar altında mümin kişiyi iknâ edici âyet ve hadis ağırlıklı delillerle terbiyenin ehemmiyeti üzerine birbirini tamamlayıcı bilgiler sunulur. Sonra terbiye vetiresinin safhaları ve meseleleri içerisinde yer alan ‘Evlilik’,  ‘Aile’,  ‘Terbiyede hassasiyet’,  ‘Çocuğun dini eğitimi’, ‘Nasıl anlatmalı?’  ‘Terbiyenin buudları’,  ‘Kur’anî ve Kur’an dışı terbiyenin mukayesesi’ gibi birbirinden ehemmiyetli ve bir o kadar da ilgi çekici yedi konu işlenir.
“Muhterem Hocaefendiye göre, terbiye deyince akla ilk gelen şey ÂİLE’dir. Çünkü aile ‘Talim ve terbiyede en birinci ocak, en birinci mektep, en birinci medresedir.’  ‘Terbiye, yuvadan başlamalı ki, kalıcı olsun. Yuva terbiye esasları üzerine kurulmamışsa, cemiyetin terbiyeli olması da düşünülemez. (…) Çünkü ideal nesiller için herşeyden önce ideal bir yuvaya ihtiyaç var. ‘Aile, cemiyetin en önemli rüknüdür. Bu rüknün sağlamlığı, millet ve devletin de sağlamlığı demektir. (…) Aile reisinin ilk sorumluluğu ‘sâlihât, müslimât, kanitât (itaatkâr), hâşiât ve sâdıkâttan’ bir hayat arkadaşı seçmektir. İdeal ailede, anne-baba, birer terbiye ustası olmalıdırlar. Çocuğun terbiyesinde gerekli olan sorumluluk duygusuna, bilgilere sahip olmalıdırlar. ‘Anne-baba olmak isteyen herkes belli bir seviyede psikoloji, pedegoji veya en azından Kur’an’ın bu mevzudaki mücmel (güzel özetlenmiş) prensiplerini bilmeli… insan, mutlaka iyi nesiller yetiştirmenin yollarını öğrenmelidir.
“Esere ikna edici bir yön kazandıran husus, okuyucuya hep  tefekkürü, muhakemeyi, niçin, neden, sebep aramayı teklif etmesidir. ‘Terbiyeden önce düşünmek! Neyi iyi, neyi kötü görüyoruz… Çocuklarımızın nasıl yetiştirilmesini düşünüyoruz?.. Gece geç vakitlere kadar şurada burada vakit geçirmesine nasıl bakıyoruz… Hangi saat evimize gelirse gelsin, kapımızı açacak ve sinemize basacak mıyız? (…) Bunları hiç sormadıysak veya sorulunca düşünmeden verilecek cevabımız hazır değilse, kendimizde bir eksiklik yok mudur? Bu laçkalığın  uyarısı çarpıcı: Tabiat boşluğu sevmez. Sizin boş bıraktığınız gönlü başkaları doldurur ve siz ‘hiç farkına varmadan mürted babası olabilirsiniz.’  (…)  ‘Evet sözler, insanın iç âlemine, ledûdiyatına, davranışlarına tercüman olursa, duyduğumuz, düşündüğümüz, intikalini kararlaştırdığımız şeyler, rahatlıkla muhatabımızda makes bulur.’  (…)  ‘Müsbetlerde örnek olunduğu gibi menfilerde, yasaklarda da hassas olunmalıdır.’
“Bir kısım çevrelerin, insanın en çok yönlendirilmeye muhtaç olduğu bir safhayla  ve zamanımız gibi başıboşlara köşe başı tuzakların kurulduğu bir ortamda sistemli olarak, her Allah’ın günü ‘Çocuklara, gençlere müdahale edilmemesi’, ‘karışılmaması’, ‘onların serbest bırakılması gibi propagandaların yapıldığı ve bunun tesiriyle anne babaların ne yapacağını şaşırdığı bir hengamda, Hocaefendi gibi ilmiyle, ihlasıyla güvenilir bir zatın bu uyarısı çölde yolunu yitirene bir pusula ve âb-ı hayat hükmüne geçecektir.”
“Kitabın insaf ve hassasiyetle okunacağını umarım. Şüphesiz böyle olduğu takdirde, geleceğimizi kuran dinamiklerden  birisi olacağı muhakkaktır.”
Merhum İbrahim Canan Hocamız, ÇOCUK  TERBİYESİ kitabını tavsiye ederken gerçekten çok can alıcı noktalara dikkatleri çekmiştir. M. Fethullah Gülen Hocaefendinin “Geçmiş medeniyetlere bir göz atıldığında, hemen hepsinin çöküşü, İREM  BARAJINA  MUSALLAT  OLAN  FARE  gibi, AHLAKKΠ BİR  KEMİRİCİYE  bağlanabilir.” İfadeleriyle bugün gençliğimize musallat olan farelere dikkat edersek, meselenin dehşetini daha iyi anlayabiliriz. Bunun çaresi de tâ baştan itibaren çok dikkatli olmaya bağlıdır. Zaten bu kitapta da mesele çok temelden ve çok derinden ele alınmaktadır. Zaman gazetemizin hediyesi olarak okuyucularımıza verdiğimiz bu esere yeniden bir daha göz atmanızı, hatta cümlelerin altlarını çize çize okumanızı istirham ediyorum.

<< Önceki Haber Toplumu bekleyen esas tehlike nedir? Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER