AVCI’NIN OR-AY’ISINA YANIT


Şair Eşref Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarında kaymakamlık yapan bir aydın. Kaymakamlık binasının tamirinin gerektiğini ve çatısının aktığını bildirerek saraydan para yardımında bulunuyor. Yolladığı yazıya cevaben; ‘ödeneğin gönderilebilmesi için, teferruatlı olarak nerelerin aktığının’ bildirilmesi istenilen Şair Eşref; ‘Kaymakamlık binasında musluklar hariç her yer akıyor’ diyerek cevabı yetiştiriyor. Oray Eğin ismini tanırsınız. Yazar olduğu iddia edilen birisi o. Aslında en temel özelliği ise, köşesinden medya polemikleri yapmaya çalışmak ve kendine çakılmasını arzulamak. Aksi halde, sığlığından dolayı köşesini kaybedecek. İşte o nedenle de sürekli polemikler peşinde koşması lazım Oray Eğin’in. Bu kadar çok koşuşturup, her tarafa ‘saldır kurt’ yaklaşımına göre hırlayınca, haklı olarak medyada da kendisine en çok tekzip çaktırılan köşe yazdırıcı oluyor. Bu kazip şöhret rekoru evet onda. Geçtiğimiz aylarda Oray Eğin, bir hafta boyunca köşesini kapatmak zorunda kaldı. Hukuk yoluyla köşesinde tekziplerini yayınlatan Balçiçek Pamir’e bıraktı. Sırada da Emre Uslu’nunkiler var. Sonra da benimkiler başlayacak sanırım. Dedim ya kendisine mahkeme kararı ile çakılmasından hoşlanıyor olsa gerek Oray Eğin. O zaman ona anladığı dilden hitap etmek gerek. Oray’ın 7 Ekim de Akşam da yazdığı makalesi de öyle. Daha önceden de benim aleyhimde yazdığı onlarca makalesinden rağmen onu adam olmadığı için / adam yerine koymadığım için, ona yanıt vermedim. Dava da açmadım. Ama terbiyesizleştikçe ve her geçen günde de bunun şiddetini arttırdıkça cevap yazmak şart oldu. Bu yazımdan sonra hala devam ederse, sanırım yargı yoluyla da kalemini alıp şimdilik cebine yerleştireceğim. Yazıda kendi isminden başka her şey çarpıtılmış. Aynı, gömlekte ilk düğmenin yanlış iliklenmesi sonrasında, bütün düğmelerin hatalı olması gibi. İsterseniz maddeler halinde saçmalamalarını sıralayalım; 1. ‘Meğer Hanefi Avcı haklıymış’ başlığıyla yazılan makalede, ‘mış’la sanki Adile Teyze masala başlıyor. 2. ‘…Babası Fethullah Gülen'in avukatlığını yapacak kadar..’ deniliyor ki, tamamıyla yalan ve cehalet kokan bir söylem bu. Oray bu yalanı daha öncede utanmadan sıkılmadan 3 kez daha yazdı. Babam hukukçu olmayı çok istermiş. Ama eğitimci olarak 45 yıl ülkeye hizmet etti. Ama asla avukatlık yapmadı. 3. ‘…(Ben) Cemaat'le işli dışlı olan…’ birisiymişim ki bu da tamamıyla yalan. Sevgili Oray, senin sapkın(lık)larla ne kadar ilişkin varsa ki bu beni hiç ilgilendirmiyor, benim de 21 yıllık bir araştırmacı olarak cemaatle bir yakınlığım / uzaklığım o kadar olabilir. Bundan sana ne? Sen seninkini açıkla ben de benimkini. Var mısın? 4. ‘… Bir polis akademisi eğitim üyesi ve Taraf yazarı…’ diyor Oray yazısında, sanırım bunda da yalanlar var. Çünkü ben Taraf da, Haziran’dan bu tarafa yazmıyorum ve sen bunu bile bilmiyorsun. 5. ‘…Yine ortalarda. Hanefi Avcı'yı itibarsızlaştırma kampanyasının baş aktörlerinden biri olarak uğraşıyor…’ diyor ki buda yalan. Sen kimsin ki, yıllardır tanıdığım ve ortak yüzlerce iş yaptığım Hanefi Abiyi utanmadan ve sıkılmadan bana karşı savunmaya uğraşıyorsun. Eğer Avcı’nın senin gibi dostları varsa, inan bana düşmana hiç ihtiyacı yok. Ayrıca ben onu itibarsızlaştırmaya değil, kendisini itibarsızlaştıran bir kişiye nasıl adam olunacağını göstermeye çalışıyorum. Onun bana öğrettiklerini ben ona yeniden anımsatıyorum. 6. ‘…En sevdiği şeylerden biri televizyonlara çıkıp Cemaat'i savunmak olan…’ diyor benim için Oray. Demek ki, onlarca kanal ve televizyon çağırarak uzmanı olduğum konularda benden yararlanmak veya topluma benim dilimle bilgi vermek istiyor. Anlayacağın kamu hizmeti. Çok da kıskanmana gerek yok. Senin cemaat dediğin bu STK’yı savunmak da evet benim açımdan evet çok önemli. Çünkü bazı şerefsizler, onu karalamakla kendilerinin yükseldiklerini sanıyorlar. Bak Akşam’dan Serdar Turgut bile Hanefi Avcı konusunda, Fethullah Gülen’in ne düşünebileceğini yazdı ve yüzde 100 doğru bir tespitte bulundu. Yine Avcı ile ilgili, Gülen’in arı örneklemesi de sanırım seni de sokmuştur. Ama sen bunları anlamazsın. Çünkü anlamayla ilgili özür seviyesinde bir sıkıntın mı var ne?.. 7. ‘…Bu arkadaşın gelirinin bir kısmına hepimiz katkıda bulunduk hatta: Ne hikmetse Kültür Bakanlığı'nda danışman olarak atanmış!..’ diyor yazar bozuntusu. Bu da yalan. Atanmadım. Bu görev 3 yıldan fazladır zaten devam ediyor. 8. ‘…Polis Akademisi eğitim üyesine…’ diyor Oray kardeş. Ben de hemen soruyorum; ‘Eğitim üyesi mi? Öğretim üyesi mi?’ diye. Ama o, bunların arasındaki farkı bile bilemeyecek kadar bir eğitim(sizlik) seviyesindeyse, öğretim(sizlik) de yanında varsa, eminim bu derece cehalete kimse bir şey yapamaz. 9. ‘…Kültür Bakanı ne danışıyor çok merak ediyorum...’ diyor ki bu cümlede bile sıkıntılar var. Kültür Bakanı değil, Kültür ve Turizm Bakanı. Ayrıca sen müsait olduğunda bir gel yanıma ben sana anlatayım. Hem de tane tane, tek tek ve de öğren ilk ağızdan ne danış(ma)dığını. 10. ‘…Önder Aytaç'ın son bombalarından biri de Hanefi Avcı'nın 500 bini geçen 'Haliç'te Yaşayan Simonlar' kitabını bazı gazetecilerin yardımıyla yazdığı…’ Evet aynen öyle. 7 yıldır master derslerinde polis-medya ilişkisini anlatan bir hoca olarak ve medyadan polisle ilgili haber yapan bütün Ankara gazetecilerini çok iyi dostluklarla tanıyan birisi olarak evet öyle diyorum. Ve hatta gel sana da bu dersi dışarıdan da olsan verelim diyorum. İnan bana, ufkun da, ciğerlerin de açılacak. Ve cehaletin ne kötü bir şey olduğunu, yaşayarak öğreneceksin. Yine emniyet teşkilatı ile ilgili aptalca yazdıklarından ve emniyetçileri onlarca kez karaladığından dolayı özür dileyeceksin. 11. ‘…Saydığı isimler halihazırda kitapları olan, dahası kitapları çok okunan başarılı isimler. Böylesi bir kitabı yazacakları varsa neden kendileri yazmayıp Hanefi Avcı'ya yazdırsınlar bir kere…’ diye de soruyor Medya Planlamasını ve marka pazarlamasını bilmeyen bir saftirik olarak. Eh be Oray, hakkından Ali Atıf Bir gelsin senin… İşte bunun farkını bile sen kavrayamadığın için, bu sığlıkta düşünmen çok da anormal değil. Ayrıca o adını söylediğim yazarların hangisi, bunca yıllık süreç içerisinde yazdığı kitapları ile 600’in sınırına ulaşan bir çalışmaya imza attılar. Marka olmak nedir? İmaj Yönetimi nasıldır? Medya Planlaması nasıl yapılır? Medya Etiği var mıdır? gibi dersleri sanırım almadığın için, bunların ne anlama geldiğini kavrayamıyorsun. İstersen gel sana Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesinde temel iletişim derslerini verelim. Ben orada da yıllardır ders anlatıyorum. Sevinerek söylemeliyim ki senin kadar cahil hiçbir öğrencim olmadı. Değil köşe yazmak, inan bana öğrenciler sana İletişim Fakültesinin köşesinde dilencilik bile yaptırmazlardı sanıyorum. 12. ‘…O kadar basit bir mantıktan bile yoksun bir şekilde sallıyor…’ diyor Oray bana. Acaba benim salladığım ney? Yukarıdaki maddede anlattıklarımı / yazdıklarımı okursan sanırım az da olsa kavrarsın. Ama umudum yok sende ve kavrama işin gerçekten de çok zor. 13. ‘…Bu arkadaş aslında son zamanlarda Türkiye'deki fişleme ve hedef gösterme modasından farklı bir şey yapmıyor…’ diyor ki, bunu yapan aslında kendisi. Emre Uslu ile ilgili yazdıklarının tamamına yakını bir ‘iftiraname’ydi. Ve de Oray her cümlesinde, ona Karanlık Fabrikatör’ün yanında yetişmiş Oda’larn ‘Efendi’sinin verdiği bir avuç kucaklama ile tetikçilik yapıyordun. Ama Oray’ın benim hakkımda böyle düşünmesi de çok anormal değil. Çünkü, ‘hırsız alemi hırsız görürmüş.’ 14. ‘…Avcı kitabında tam da Türkiye'deki bu tür bir Cemaat fişlemesinden bahsetmiyor muydu!..’ diyor ‘köşe yazdırıcı’ Oray kardeş. Ben de avazım çıktığınca bağırıyor ve; ‘hade leyyyyyynnnnn’ diyorum. Sen önce benim Avcı ile ilgili yazdığım makaleleri oku. Sonra da 2 hafta sonra bu konuda yayınlanacak 3 kitabımı. Ondan sonra da gel konuş ki, seni az da olsa dinleyebileyim. Ama şu sıralar, boş teneke bile senden daha az ve sağlıklı ses çıkarıyor bilesin. 15. ‘….Belli ki kitap Cemaat'in dengesini epeyce sarstı. Hele tutuklanması işleri daha da karıştırdı; zira kamuoyunda bu olay tamamen kitapta yazılanların sağlaması olarak algılandı…’ diyor hazreti Oray.. Sen kesin Avcı’nın kitabını bile okumadın daha. Çünkü zırvalıyorsun. Orada oynanılan oyuna göre, DHA ve NTV’in içine odaklanmış çok az sayıdaki çeteci kardeşlerin; toplumla, DHA ve NTV’nin bile arasını açmak pahasına, tezgâhlamak istedikleri çirkin bir oyun söz konusu mu acaba? Az biraz bekle gör bence. İnan bana, bu menfaat kardeşliği ve ortak düşman olarak cemaati görme birlikteliği içindeki çeteci yapılanma, az bir zaman içerisinde köşelerinden de, televizyon programlarından da, sifon çekilerek temizlenecek hale gelecekler. 16. ‘…Kısacası, Cemaat bünyesinde yetiştirdiği, yerleştirdiği yüzlerce sosyal bilimciye rağmen…’ diyor ve cemaati önemsediğini ifade ediyor Oray… Hayret Oraycığım, başına taş mı düştü yoksa sen de kemale erdin ve cemaate yakınlaşmaya mı başladın ki, böylesi bir gerçeği kabul ettin. Bence önce bir ‘Efendi’ne sor, başına bir şey gelmesin. Ya da onların başından sana bir şey gelmesin. 17. ‘…Olayın 'iletişimini' yönetemedi ve ciddi bir panik seziliyor…’ diyor Oray Eğin yazdığı makalesinde. Ya nasıl gazetecisin sen? Yazdığın konu ile ilgili bir bilgiye madem ki sahip değilsin. Hiç de okumaz mısın Tanrı aşkına? Bak ben sana ne diyeyim; inan bana hiççççççççç panik yok. Aksine rahatlık ve meltem esintisi var. Bence yaşananları sinek vızıltısı olarak görüyorlardır. 18. ‘…Basit bir psikolojik çözümlemeye göre gizleyecek olan ve köşeye sıkışan paniklemez mi? Alnı açık ve verilmeyecek hesabı olmayan daha rahat olmaz mı?..’ diye soruyor Oray… Çok doğru sorular bunlar. O nedenle de hiç durmadan ve ara vermeden, 7 kıta, 250 devlette ve senin tapınak yaptığın ABD’de bile 35,000 öğrenciye sahip olan bu STK’ları, inan bana dünyanın özlediği ve arzuladığı huzur ve barış ikliminde süreklileştirmek için, gece-gündüz hiç durmaksızın canla başla çalışıyorlar ve senin gibi birkaç zeka seviyesi sorgulananın köşe yazdırıcısı dışında, herkes ama herkes bunu takdir ediyor, önemsiyor ve değer veriyor. 19. ‘…Bakın bu panik suçlamalarla, gülünç durumlarla kendini belli ediyor. Bazı Cemaat'çi gazetecilerin yorumlarını aşırı panikten doğan akıl tutulmasından gayrı yorumlamak mümkün değil…’ şeklinde yazıyor Oray Eğin ki buna ancak cemaat kadar kafana taş düşsün diye yanıt verilebilir. Bu cümlenin hiç ama hiç doğru ve elle tutulur yanı da yoktur. 20. ‘…Sınav skandalının doğrudan Cemaat'le iliştirilmesi ve bunun da kitapla aynı döneme denk düşmesi de paniği kuvvetlendirdi. Neredeyse köşeye kıstırılmış gibi bir 'nasıl olursa olsun kurtulalım' amacıyla haddinden çok çabalıyorlar gibi…’ anlatımıyla da hatalı ve yanlış olan her şeyi cemaatin yaptığını söyleyen bir Oray prototipi çiziyor ki bize, bu da gereklerle çelişmekte değil mi? Oraycığım, bu kadar da saf olma ya. ÖSYM’nin rahatladığı, tıkanık olan sistemin açıldığı, bundan sonra da, çok daha sağlıklı bir sistemin kurulacağı yapıyı herkes istiyor ve savunuyor. Ama sen cemaat dışında bir şey söylemediğin, ondan da bir halt bilmediğin için, işkembenden atıyorsun ve attıkça da gülünç duruma düşüyorsun. 21. ‘…Kafaların iyice karıştığını, işin çığırından çıktığını da artık sadece 'anti-Cemaatçi' kesim söylemiyor….’ Diyerek, aydınların kafasındaki şüpheleri de kendi tarafına çekmeye çalışıyorsun. Kanımca bunu böyle seslendirenler, ya da lobi faaliyeti ile adım atanlar ‘ergenekonperver’ olsa gerek. Bunlar, Türkiye’nin hala eskisi gibi kokuşmuş olarak devam etmesini isteyen bir yapı ki, artık bunlar azınlıkta kaldılar. Kokuşmuşlukları da lağım ile eş değerde… 22. ‘…İşte, dün yandaşların en büyük heveslisi Ergun Babahan bile Aytaç'ın deli saçması iddialarında hedef gösterdiği meslektaşımız Tayfun Hopalı'ya kefil olduğunu yazmış...’ diyen Eğin’e, biz de şunu söyleyebiliriz; ‘Ergun Bey benim arkadaşım. Biz onunla konuşur bir sorun varsa da aramızda çözeriz.’ Ayrıca, yüzde 58’lik blokta çatırdı var demek için yazdırılan ve oynatılan Hanefi Avcı senaryosunun hiç de öyle olmadığını, bundan sonraki yazılarımız da okuyarak göreceksiniz. Eminim o aman Oray bile bunu görebilecek. Oray bile bunu anlayabilecek… 23. ‘…’Uysa da uymasa da' mantığıyla ortaya atılan rastgele isimlerin bir rezilliğe dönüştüğüne daha iyi bir kanıt olabilir mi? Yandaşlar bile birbirine giriyor. Aynı şekilde, Hanefi Avcı'nın yakın dostlarından biri olan Ali Bayramoğlu da bu son yaşananlar karşısında 'yandaşlığını' sürdüremedi. Avcı'ya uygulanan zulme itiraz etmeye başladı, Cemaat'e karşı sesini yükseltmek zorunda kaldı…’ diyen Oray, hele bir gör iddianameyi görsün ve ondan sonra da Avcı’nın savun(ama)masını…İşte o zaman bu önyargınla sen bile anlayacaksın Oray!.. Ve ben de soracağım köşemden; ‘Oray bile bunu anladı mı? Eğer evet anladı derlerse, e o zaman bütün Türkiye anlamıştır diyeceğim’ilesin… 24. ‘…Galiba bir aşamadan sonra mantık ve akıl, beraberinde de vicdan ister istemez devreye giriyor. Cemaat'in kendilerini savunmak için acıklı çabaları, panikle devreye giren savunma mekanizması, kullanılan piyonlar, tetikçiler, ipe sapa gelmez iddialar ise tek bir algıya katkıda bulunuyor. Bunları gördükçe 'Demek ki Hanefi Avcı'nın yazdığı her şey doğruymuş' diyor insan...’ diyor kitabı bile belki okumadan yazan Oray Eğin… Hanefi Avcı’yı tanımadan, masa başı haberciliği, hatta internet üzerinden gazetecilik aymazlığı da bu olsa gerek. Köşeleri babasının malı ya ondan bu durum. Pardon ya da ‘Efendisi’nin lütfu olmasın dolayı yazdığı köşesi… İşte o zaman da, böyle yazması hiç de anormal değil Oraycığımın. 25. ‘…O yüzden... Ey Cemaat'in büyükleri... Hocaefendi... Pensilvanya'nın A Takımı...’ diye sesleniyor Oray, kendi sesinin duyulması için. Kanımca bir gün büyük-lük merakı öldürecek Oray’ı. Hem, sen kimsin ki de sana bu seslendiğin yerden yanıt gelecek. Öncelikle adam ya da insan olmak gerekli değil mi?.. Eminim sen de öylesindir… 26. ‘…Önder Aytaç'tan falan medet ummayın. Komik duruma düştükçe Cemaat'e zarar veriyor bu isimler. En az onun kadar komik duruma düşenler de sonradan devşirilerek, sırf bu yeni mahalleye yaranmak adına okumadıkları kitabın ardından 'İstihbaratçıları iyi bilirim, hayal dünyaları geniştir, bu kitap beş para etmez' gibisinden yazılar yazanlar. Lütfen, bunlardan da medet ummayın. Verilemeyecek hesabınız varsa bunu çıkın hepimizle paylaşın…’ diyor hergele meydanındaki bir yeni yetme genç gibi… ‘Oldu tamam canım, ben seni ararım’ diyorlar senin gibi yazanlara buralarda da. Ya da Oraycığım hadi ya da git sen ‘twitter’le, ‘facebook’la oyna demek geliyor içimden… 27. ‘…Eğer 'Yaptık, ettik, pişmanız' diyorsanız kamuoyunun gözü önünde tövbe edebilirsiniz...’ diye de teolojik bir betimleme yapmaya çalışıyor Efendi’nin Oray’ı… Zavallı Oray, yazdığı literatürü bile bilmiyor. ‘Kamuoyunun gözü önünde tövbe’ ha!.. Tövbe tövbe.. Ama Oray gibiler, yaptıklarını / yaptırdıklarını hep kamuoyunun önünde sergiledikleri için, herkesi kendileri gibi sanıyorlar. Halbuki arlı olmak en güzeli ve en onurlusu. 28. ‘…Ya da yaptıklarınızdan utanıyorsanız, hatalarınızla yüzleşmeye hazır değilseniz karalama kampanyası yerine sessizce durabilirsiniz…’ diye bilge oturan boğalık yapıyor sevgili Oraycığım… Sana bak ne diyeceğim, az bekle, bak ne çıkacak pandoranın kutusundan Hanefi Avcı ile ilgili. O zaman bu yazdıklarını, yırtarak yutmak isteyeceksin. Yut, yut, yut Oraycığım… İnan bana yutmak isteyeceksin. Hele bir gör pandoranın kutusundan çıkacakları… Tamam mı canım!... Gözlerinden öperim!..
<< Önceki Haber AVCI’NIN OR-AY’ISINA YANIT Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER