Antik tarihin ve gizemin ülkesi - Foto

Yaklaşık 20 milyonluk nüfusuyla Afrika'nın en büyük kentlerinden olan Mısır'ın başkenti Kahire, barındırdığı tarihi ve kültürel zenginlikleriyle her yıl milyonlarca turist çekiyor.

Antik tarihin ve gizemin ülkesi - Foto

Prontotour, Mısır destinasyonunu tanıtmaya yönelik basın gezisi düzenledi. AA muhabirinin izlenimlerine göre, dünyanın yedi harikası arasında tek ayakta olan piramitleri, Kahire Müzesi, çarşıları, anıt mezarların üzerinde yaşayan insanların bulunduğu ölüler şehri, yüzyıllardır ihtişamını sürdüren camileri ile yoksullukla zenginliğin, gelenekle modern zamanların karıştığı tarihi bir kent Kahire... UNESCO tarafından 1979 yılından bu yana Dünya Tarih Mirası listesinde bulunan kente geldiğinizde ilk dikkatinizi çeken trafik karmaşası oluyor. Trafik ışıklarına uyan sürücü görmek neredeyse imkansız. Birbirini sollayanlar, sağlayanlar, kilitlenmiş trafikte yol istemek için sürekli korna çalanlar ve kalabalıktan yükselen bir ses cümbüşü insanı serseme çeviriyor. Çölden gelen toz bulutu, kentin üzerinde bir duman tabakası oluşturuyor. Gündelik yaşamın bir parçası haline gelen toz bulutunun hakim olduğu saatlerde yerli halk pek sokağa çıkmıyor. Akşam saatlerinde güneş battıktan ve hava serinledikten sonra sokaklar insanlarla dolup taşıyor. Kentte yaz aylarında sıcaklık 50 dereceye kadar ulaşıyor. İlkbahar, sonbahar ve kış aylarında ortalama sıcaklık gündüz 30 gece 19 derece oluyor. Bu nedenle Mısır seyahatine çıkmak isteyenlere yaz dönemi pek tavsiye edilmiyor. Balık çeşitleri, pirinç, mısır, Nil Vadisi'nde yetişen sebzeler ve et yemekleri Mısır mutfağının temel malzemelerini oluşturuyor. Kentte turistlere hizmet eden uluslararası restoranların yanı sıra fast food zincirlerinin şubelerini de bulmak mümkün. Kahire'de kapalı şişelerdeki suyu tüketmek gerekiyor. Yaklaşık 20 milyon insanın yaşadığı bu kentte birçok bina bakımsız. Tamamlanmamış binalarda yaşayanlar olduğu dikkati çekiyor. Kentte tarihi camilerin yanı sıra modern Arap mimarisini yansıtan ve görkemli minareleri bulunan camiler de azımsanmayacak kadar çok. Sokaklarda, araçlarda ''Mısır'ın Anası'' olarak anılan Ümmü Gülsüm'ün sesini, modernle geçmişin ritmlerini içeren Arap ezgilerini duyabilirsiniz. 15. yüzyıl Kahiresinde doğan Binbir Gece Masalları gibi olmasa da insanların giysileri, tarihi mekanları, meydanları ve eski arabalarıyla zamanda yolculuk yapıyor gibi hissettiğiniz bir kent Kahire... -KAHİRE KENT MERKEZİ- Kahire'nin kent merkezinde, mağazalar, kafeler ve restoranlar ile bankalar var. Binaların çoğu Avrupalı mimarlarca tasarlanmış. Nil Nehri, kenti ikiye bölüyor. Eski şehrin bulunduğu bölge ''İslami Kahire'' olarak adlandırılıyor. Burada Fatımiler ile başlayıp Osmanlılarla süregelen İslami dönem eserleri bulunuyor. Kentteki Büyük Tahir Meydanı, diğer adıyla ''Özgürlük Meydanı'' olarak biliniyor. Meydanın yerel ismi ise ''Meydan el-Tahrir''. Nil Nehri kenarına inşa edilen lüks oteller, ''Meçhul Asker Anıtı'', Ruda ve Gazira adaları, kentte görülebilecek yerler arasında. Ayrıca baklava biçiminde kafes bir yapıya sahip ''Kahire Kulesi'' turistlerin ilgisini çekiyor. Kulenin yelpaze şeklinde açılan üst bölümü, lotus çiçeğini andırıyor. Bu çiçek Mısır'da çok önemli bir yere sahip. Nil Nehri'nin hemen yanı başında bulunan kule, Kahire'nin görülmesi gereken ilginç yerlerinden biri. -DÜNYANIN 7 HARİKASINDAN BİRİ PİRAMİTLER- Tarihteki yeriyle gizemiyle her yıl milyonlarca turistin dünyanın dört bir yanından Mısır'a gelmesinin başlıca sebeplerinden biri piramitler. Arkeologların her dönemde yoğun ilgi gösterdiği Gize Piramitleri ziyaretçilerini büyülüyor. Ünlü Gize Piramitleri'nin mühendislik başarısı, milyonlarca taş blokun güçlü aletler ve kaldıraçlar olmaksızın taşınarak düzenli bir şekilde yerleştirilmesi mantık sınırlarını zorluyor. ''Piramitler, sadece firavunlar için yapılan mezarlar mıydı? Yoksa zaman ölçmeye yarayan astronomik işaretler miydi?''... Cevabı ne olursa olsun ''Gize Piramitleri'' hiç şüphesiz muhteşem anıtlar. -GİZE PİRAMİTLERİ- M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilen Gize Piramitleri, Keops, Kefren, Mikerinos, isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırıldı. Bölgede irili ufaklı pek çok piramit bulunuyor. Gize Piramitlerini öbürlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmaması gösteriliyor. Piramitlerin olduğu bölgeyi gezmek için girişte yaklaşık 30 Mısır poundu vermek gerekiyor. Ayrıca ikinci büyük piramidin içindeki lahiti görmek için de yine 30 Mısır poundu ödemek zorundasınız. -''KEOPS PİRAMİDİ'' Dünyanın yedi harikasından günümüze ulaşan tek eser olarak bilinen ''Keops Piramidi'', M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır'ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarı. Piramidin yüksekliği 138 metre. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2 milyon 300 bin adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuş. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası bulunuyor. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konulmuş. Piramidin içine girilmesine izin verilmiyor. Bu muhteşem mezarın, üç ayda bir toplanan 100 bin esirin çalışmasıyla 30 yılda bitirildiği belirtiliyor. Daha sonra Keops'un ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiş. -''KEFREN PİRAMİDİ'' Keops Piramidi'nin yanında biraz daha küçük olan ikinci büyük piramit, Keops'un kardeşi olan ve o öldükten sonra firavun olan Kefren'e ait. Piramidin boyu 143.5 metre. Piramidi firavun Kefren'in oğlu Mikerinos'un yaptırdığı tahmin ediliyor. Piramidin en önemli özelliği en üst bölümündeki koruyucu kaplamalarının bozulmadan günümüze kadar gelmesi. Keops Piramidi'nden sonra yapılan Kefren piramidi, daha mütevazi dizayn edilmiş. Piramitteki kitabeler bulunamamış ancak odada bir lahit yer alıyor. Piramidin iki girişi bulunuyor. Arkeologlar, Kefren Piramidi'nin tapınağının daha fazla incelikle hazırlandığını ancak heykeller ve diğer bileşenlerin çalındığını belirtiyor. Lahitin bulunduğu bölüme turistlerin girmesine izin veriliyor. -''MİKERİNOS PİRAMİTİ'' Gize Piramitleri'nin en küçüğü ''Mikerinos Piramidi''. Piramit, Mikerinos öldükten sonra oğlu Shepseskaf tarafından bitirtilmiş. 66.5 metre yüksekliğindeki piramidin diğer iki piramitten farkı, defin odasının aşağı oda olması. Üçüncü ve Giza'nın en küçük piramidi de Mısır'ın dördüncü hanedanı döneminde (M.Ö. 2620 - M.Ö. 2480) firavun olan Mikerinos döneminde inşa edilmiş. -ÖLÜMLE YAŞAM İÇ İÇE- Şehir dışında bulunan ''Kahire Kalesi''ne giderken, zamanınız varsa ''Ölüler Şehri'' isimli eski ''Memluk Mezarlığı''na mutlaka uğrayın. Burası, ''Ölüler Şehri'' diye isimlendirilen ve ilk başta fikrine alışması zor gelen bir çeşit gece kondu bölgesi. Birkaç kilometre boyunca devam eden geniş bir alanı kapsayan bölgede, yaklaşık 500 bin kişi yaşıyor. Mezarlık bekçileri, mezar üstlerine ev yapıyorlarmış, zamanla aileleri de burada yaşamaya başlamış ve nüfus artmış. Şimdilerde burayı boşaltıp mezarları çöle taşımayı, bölgeye modern yerleşimlerin yapılması planlanıyormuş. Ölüler Şehri'nde, çeşitli yerlerden gelen yoksullar, evsizler ayrıca kırsal bölgelerden göç edenler yaşıyor. Bunların çoğu kalabalık aileleriyle birlikte buraya gelip yerleşmiş ve yeni bir kentli topluluk oluşturmuş. Bazı bölgelerdeki evler boşaltılsa da birçok evde yaşam sürüyor. Ölülerle birlikte yaşayan insanları gördüğünüzde oldukça şaşırıyorsunuz, evlerin önünde oturan kadınlara ya da yaşlı insanlara biraz bahşiş verdiğinizde size evini gezdiriyor. Burada doğan çocukların birçoğunun nüfus kağıdı olmadığı için okula gidemiyor. Ancak içlerinde okuyanlar da yok değil. Bölgedeki evlerden birini gezmek için öncelikle evin erkeğinden izin almak gerekiyor. Burada fotoğraf makinesini kadınlara yöneltmeden önce de izin almakta yarar var. Aksi halde yanlış anlaşılabiliyorsunuz. -ŞEHRİ TEPEDEN GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN KAHİRE KALESİ- Yapımına 12. yüzyılda Eyyubi hanedanının kurucusu Selahaddin Eyyubi tarafından başlanan ve Osmanlı Devleti döneminde bitirilen Kahire Kalesi, bugün tüm ihtişamıyla ayakta duruyor. Kale, Eyyubiler, Memlukler, Osmanlı Devleti ve Mısır Hıdivleri dönemlerinde çeşitli eklemeler ve onarımlardan geçerek bugünkü görünümünü almış. Kahire Kalesi'ndeki terastan kuşbakışı, tüm kenti gören hoş bir manzaraya tanık oluyorsunuz. -MEHMET ALİ PAŞA CAMİİ- Mısır Valisi ve modern Mısır'ın kurucusu sayılan Mehmet Ali Paşa Camisi Kahire Kalesi içinde bulunuyor. Mehmet Ali Paşa, Mısır'da, yüzyıllar boyu hüküm sürmüş Memluklar'dan kalan bütün sarayları yıktırmış, bu yüzden, Kahire'de bugün tek bir Memluk krallık sarayı bulmak mümkün değil. Mehmet Ali Paşa, bu camiyi kendisi için bir anıt olarak inşa ettirmiş ve buraya gömülmüş. Konumlanışı ve anıtsal dış görünüşü nedeniyle kentin simgesi haline gelen cami, halk arasında ''Kaymaktaşı'' Camii olarak da biliniyor. Mehmet Ali Paşa'nın türbesi de burada bulunuyor. Buranın hemen yakınında daha sade bir görünüme sahip olan En-Nasır Camisi de gezilebilir. -KHAN EL-HALİLİ ÇARŞISI'NA BOL ZAMAN AYIRIN- Kahire'nin en ünlü yerlerinden biri de ''Khan El-Halili'' çarşısı, burada gezecek ve görecek o kadar çok şey var ki bir günün yarısını buraya ayırsanız yeterli olmayabilir. Kentin en çok ziyaret edilen mekanı olan çarşı, dünyanın en eski kozmopolit çarşılarından biri olarak gösteriliyor. Çarşının ismi burada 1380 yılında bir han yaptıran Emir Cevher el-Halili'den kaynaklanıyor. Çarşı sadece turist pazarı olarak değil, kent halkı için paha biçilmez mücevherlerden süs eşyalarına ve ev gereçlerine kadar, her şeyin satıldığı küçük dükkanlardan oluşuyor. Pek çok dükkan adeta birer sanat eseri gibi selamlıyor ziyaretçilerini. Birbirinden güzel süslemeler, ahşap kapılar, eşyalar, taş işlemeleri, ipek giysiler, eşarplar, halılar, sandal ağacı ya da tütsü kokularıyla kaplanmış iç mekanlar... Çarşı içinde bağırarak, müşteri çekmeye çalışan işportacılar göreceksiniz. Çarşı, Orta Doğu'nun en büyük çarşılarından biri olarak gösteriliyor. Burada Mısır'a özgü her türlü hediyelik eşyayı bulmak mümkün. Papirüsler, değerli taşlar ve gümüş incik boncuk...Paranıza göre alışveriş yapabilirsiniz. Khan el-Halili'de pazarlık yapmadan bir şey almak neredeyse imkansız. Pazarlık payı her zaman var. Burada özellikle, Mısır'ın Nobel Ödüllü yazarı Necip Mahfuz'un adını taşıyan kafede mango suyu ve Mısır'a özgü içecekler ile meşhur elmalı nargileyi mutlaka deneyin. Çarşıdan sonra Papirüs Enstitüsü'nde dünyanın ilk kağıdının nasıl yapıldığını görebilirsiniz. Burada ebatlarına göre 10 dolar ile 2 bin dolar arasında değişen fiyatlarıyla orijinal papirüslerden satın alabilirsiniz. -''FELLUCA GEZİSİ'' Günün yorgunluğunu atmak için Nil Nehri üzerinde, ''felluca'' adı verilen teknelerle gezinti yapmayı ihmal etmeyin. ''Felluca'', Mısır'ın geleneksel yelkenli kayıklarına verilen isim. Diğer gezinti tekneleriyle kıyaslandığında, oldukça basit ve ilkel görünse de konuklarına konfor sunmasa da Mısır'ın benzersiz gökyüzünü izleyerek Nil'de gezmenin tadı başka hiçbir şeyle kıyaslanmayacak ölçüde. Ayrıca, açık büfe yemek yenilen, geleneksel Mısır müziğiyle oryantal izleyebileceğiniz daha büyük teknelerle de Nil gezisine çıkabilirsiniz. Ancak bu teknelerin fiyatları Felluca'dan oldukça yüksek. Nil gezisi sırasında, Kahire'nin gece yüzünü görme fırsatı bulacaksınız. Felluca turu için de pazarlık yapmayı unutmayın. -KAYITBAY KALESİ'NDEN AKDENİZ MANZARASI- Kentte turistlerin en çok ziyaret ettiği Kayıtbay Kalesi gerçekten görülmeye değer. Memluk hükümdarı olan Kayıtbay, kaleyi İskenderiye Feneri'nden kalan parçalarla 1477'de yaptırmış. Kale, her gün 09.00-17.30 saatleri arasında açık. Kaledeki denizcilik müzesinde, Napoleon savaşlarından kalma parçalar sergileniyor. Kale 1984 yılında restore edilmiş. Şimdilerde sahili kaleyi dalgalardan korumak için blok betonlarla doldurmuşlar. Kaleden bakıldığında Akdeniz'in benzersiz manzarasız sizi selamlıyor. Burçlar arasında fotoğraf çektirebilir, kalenin içini gezebilirsiniz. Kalenin bahçesinde oturan, yatan ya da piknik yapan insanları görürseniz şaşırmayın. Kent halkı genellikle gölge ve serin mekanları tercih ediyor. Kaleden ayrıldığınızda uzun bir sahil boyunca ilerliyorsunuz. Sahil kenarındaki gölgeliklerde şezlong göremiyorsunuz. Burada sandalyeler bulunuyor. Zaten güneşlenen birini de bulmak neredeyse imkansız. Denizdekilerin çoğu çocuk ya da erkek. Kent merkezine uzanan Kurniş, keyifli bir gezi yolu. Kurniş üzerinde ''Abdul Abbas Cami''si görülmeye değer. 1934 yılında yenilenen camide şeyhlerin ve diğer din adamlarının türbeleri yer alıyor. Caminin mağribi taş işçiliği, kubbeleri ve minareleri de göz alıcı. Camiyi ziyaret edebilirsiniz ancak kadınlar sadece arka bölümden girebiliyor. -İSKENDERİYE FENERİ'NİN YERİ BİLİNMİYOR- Antik çağın yedi harikası içinde günlük yaşam için kullanılan tek eser olan İskenderiye Feneri, artık sular altında. Fenerin yeri tam olarak bilinmiyor. Fenerin toplam yüksekliği 117 metreydi ve bu yükseklik günümüzdeki 40 katlı binalara eşit. Çağında dünyanın en uzun yapısı olarak bilinen fenerin ışığını yansıtan aynanın 50 kilometre (35 deniz mili) uzaklıktan görüldüğü belirtiliyor. Ayrıca fener, eski Yunan ve Roma paralarında gösteriliyor. Araplar Mısır'ı ele geçirince İskenderiye'yi ve iklimini çok beğenmişler ve fener yanmaya devam etmiş. Ancak başkent Kahire'ye taşınınca fenerin bakımı ihmal edilmiş ve bir kaza sonucu dev ayna kırılmış yerine yenisi de yapılmamış. MÖ 956'daki depremde fener zarar görmüş ama yıkılmamış. Fakat 1303 ve 1223'te Memluk Sultanı Kayıtbay İskenderiye'nin savunulması için bir kale yaptırmaya karar vererek (Kayıtbay Kalesi), yıkık fenerin tüm taşlarının ve mermerlerinin kalenin yapımında kullanılması emrini vermiş. -İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ- M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye'de kurulmuş olan kütüphane, insanlık tarihinde meydana getirilmiş önemli eserlerden biri. Eski kaynaklar burada 900 bin cilt el yazması eserin toplandığını belirtiyor. Kütüphane sahile bakıyor ve modern bir mimarisi var. Kütüphanenin dış cephesinde cam ve metal hakim. Kademeli olarak yükselen sera gibi camekandan oluşan bir dağ yapmışlar sanki. Binanın yan duvarları ise taş. Kütüphaneyi okuyucuların yanı sıra çok sayıda turist ziyaret ediyor. Binaya sesi dağıtmayan bir akustik hakim. Dünyanın dört bir yanından İskenderiye Kütüphanesi'ni görmek için gelenler, bu modern yapıyla karşılaşınca biraz hayal kırıklığına uğruyor doğrusu. Bizans'ın Mısır Valisi Theophilos zamanında bir ayaklanma olmuş, Pagan tapınakları ile beraber İskenderiye Kütüphanesi de Bizanslılar tarafından yakılıp yerle bir edilmiş. Birbirinden değerli el yazması kitaplar yakılmak için hamamlara dağıtılmış. Kütüphanenin Roma İmparatoru Sezar zamanında yakıldığı rivayeti de var. Yakılıp yıkılmasından 1600 yıl sonra 2002 yılında yeniden açılmış şekliyle kütüphanenin içinde 8 milyon kitap bulunduğu belirtiliyor. -EL MUNTAZA SARAYI VE BAHÇELERİ- Kral Faruk'un plaj, deniz, gezinti ve yazlık ihtiyacı için yapılan El Muntaza Sarayı ve çevresi halen otel, devlet konukevi ve casino olarak kullanılıyor. Sarayın bahçesinde piknik yapan ya da denize giden insanları görmek mümkün. Bahçenin tamamını araç olmadan gezmek biraz zor, oldukça geniş bir alan çünkü. Bahçe içindeki köprüden Akdeniz'in güzelliklerini seyredebilirsiniz. İskenderiye'den ayrılmadan sahil kenarındaki lokantalarda Akdeniz'den tutulan balıkların tadına bakabilirsiniz. Sahil boyunca birçok balıkçı lokantası bulunuyor. AA
<< Önceki Haber Antik tarihin ve gizemin ülkesi - Foto Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER