Gül'den Avrupa'ya tarihi çağrı - Video

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi(AKPM) Başkanı Rene van der Linden'in davetlisi olarak Strazbourg'a giden Cumhurbaşkanı Gül, AKPM Genel Kurulu'na konuşma yaptı ve ardından soruları cevapladı.

Gül'den Avrupa'ya tarihi çağrı - Video

Türkiye, Avrupa Konseyi'nde BİR İLKİ yaşıyor AKPM Başkanı, Gül'e ÖVGÜLER YAĞDIRDI Gül'den Avrupa'ya tarihi çağrı: Avrupa'yı 'taşın altına elini sokmaya' davet etti İŞTE BAŞLIK BAŞLIK GÜL'ÜN SORULARA VERDİĞİ CEVAPLAR KÜRTLERİN HAKLARI Türkiye AB müzakere sürecine başlamış bir ülkedir. Bu sürecin bir özelliği de Kophanang Kriterleri var. Türkiye'nin farklılıklarını biz zenginlik olarak görüyoruz. Türkiye'de farklı kültürler gayet açık bir şekilde görüşlerini açık bir şekilde ifade edilebilmektedir. YÜZDE 10 BARAJI Yüzde 10 seçim baraşı Türkiye'de geçerli. Bunu kaldırmayı hepimiz istiyoruz. Ancak Türkiye geçmişte çok parçalı Koalisyon hükümetleri yaşamıdı bunlar Türkiye'ye istikrar getirmedi. Bu nedenle böyle bir uygulama getirildi. Ancak son seçimlere bakınca adayların bağımsız olarak meclise girmişlerdir. Halkın yüzde 85'i de TBMM'de temsil edilir hale gelmiştir. Yüzde 10 barajıyla ilgili sonu da bu şekilde aşılmış oldu. Bu konuda bir düzenleme yapılması konusunda tüm partilerimizin bir iradesi var. DİN VE DEVLET Temel bir prensibimiz var. Türikye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu korunacaktır. Türkiye değişiyor. Türkiye'nin değiştiği istikamet AB ye üye olmak istikametine değişiyor. Türkiye'nin gittiği istikamet neresi diye sorarsanız. AB istikametidir. Bireysel özgürlükler garanti altına alınacaktır. Zaten Avrupa Konseyi'nin temel prensiplerinden birisidir. Türkiye'nin gittiği istikamet bellidir açıktır. Kimsenin kaygısı olmamalıdır. Eğer kaygı varsa, çıkarılan kanunlar, alınan hükümet kararları hangi istikamette ona bir bakılırsa istikametin neresi olduğu anlaşılır. İFADE HÜRRİYETİ VE BAŞBAKAN ERDOĞAN'A Bugün Türkiye'de herkes şiddeti teşvik etmemek şartıyla her türlü fkri ortaya çıkarabilir. Herkesin bir fikri olacaktır. Başbakan'ın da düşüncesi olacaktır. Fikrini söylediği için cezaevinde kimse yoktur. Giderek bunlarla ilgili düzenlemeler yapacaktır. Herkes düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmelidir. Bunlar aykırıda olsa. Ancak bu başkasına haraket etme hakkı vermemelidir. Acımasızca eleştiri yapılabilir, bunlara tolerans göstermek bunları sabırla karşılamak demokrasinin olgunluğudur. Ama iş hakarete varırsa o zaman siz de hakkınızı arayabilmelisiniz. Ayrıca bunlar ceza davası değil, tazminat davasıdır. Böyle bir olay kimin başına gelse doğrusu buna siz de teşebbüs edersiniz herhalde. Ayrıca mahkemelerimiz bağımsızdır. Başbakan'ın açtığı davalar bile reddedilmiştir. Bu Türkiye'de hukuk sisteminin çalıştığını göstermiştir. Bugün Türkiye'ye gidip Kürtçe bilboardlar olduğunu, Kürtçe, radyo televizyon var, gazete var. Bütün bu kültürel zenginlikleri Türkiye'nin zenginliği olarak görüyoruz. Daha önce bunların bir kısmı mümkün değildi. Ama bugün bunlar mümkün. Ama Türkiye üniter bir devlet yapısına sahip. Bunun hiçbir şekilde alternatifini düşünmüyoruz. Aranızdaki bir çok üyenin ülkelerinde benzer düzenlemeler var. Terör ve şiddet olmamak şartıyla Türkiye'de her şey konuşulabilir. Ama terör ve şiddet olduğu takdirde buna karşı en ciddi tedbirleri almak bizim görevimizdir. ÖCALAN'IN İZOLASYONU Avrupa işkenceyi önleme örgütünün rutin ziyaretleri vardır. Mahkuma işkence yapılıyor mu diye. Suç bulunanın da kanunların emrettiği şekilde cezasını çekmesine kimse de karşı çıkamaz her halde. Türkiye'de yapılan düzenlemeler hiçbir Avrupa Konseyi ülkelerinde olmayacak kadar ileri seviyededir. Bu konuda yanlış bir şey yoktur. Ama propaganda günümüzün çok geçerli faaliyet alanlarından biridir. Tabi AİHM'in kararı da var. Bu kararda böyle bir tecridin olmadığı yönündedir. KADINLARLA İLGİLİ DÜZENLEMELER Kadınlarla ilgili düzenlemelerde geriye gidiş yok ileri gidiş vardır. Ama başı eşitsizlikler vardı. Bunların hepsi tek tek temizlenmiştir. Ayracı bunlar tek temizlenmiştir. TBMM'deki kadın vekil sayısı bugüne kadar ki en yüksek seviyededir. Kadınlarla ilgili endişeye gerek yoktur. Tabiî ki farklı farklı görüşler ileri sürülüyor. HRANT DİNK CİNAYETİ Maalesef gazeteci Dink'in öldürülmesi üzücü olmuştur. Hemen katili yakalanmıştır. Davası devam edilmektedir. Ayrıcı Dink'in öldürülmesine tepki için yüz binlerce insan sokaklara dökülmüştür. Bahsettiğiniz konu 1915 yıllarının olduğu dönemdir. Türkiye dört cephede çalışırken Türkiye'nin bazı vatandaşları komşusu büyük bir ülke tarafından ayaklandırılmışlardır. Buna karşılık Türkiye'nin aldığı bir tedbirdir. Tabiî ki bu süreçte bir çok acı olaylar olmuştur. Bütün bu olaylar devam ederken İstanbul'da Ermeni kiliseleri açık kalmış, Ermeni hakimler ve devlet görevlileri İstanbul'da görev yapmışlardır. Bu iddialar çok yaygın hale gelince Türkiye Ermenistan'a ortak komisyon teklifinde bulundu. Türkiye olarak tüm arşivlerimizi hatta gizli arşivlerimizi açtık. Herkese açtık.Bazı ülkeler var ki Konseyimizin üyesi bu konuyla çok ilgileniyorlar. Onlara da dedik. Gelin siz de bu komisyona girin. Bunun ötesinde ne yapabiliriz. Gelin tarihçiler araştırsın bilim adamları araştırsın neticesi neyse ona razıyız. KIBRIS 2004 yılında Kıbrıs'ta seçim oldu. Türkler buna hayır diyecek Rumlar evet diyecek diye bekliyordunuz. Ama bunun tam tersi oldu. BM'nin çalışmaları devam ediyor. Tabi bu çalışmalar adanın gerçekleriyle örtüşmelidir. Ayrıca Türkiye ve Kıbrıs Türkleri üzerine düşeni yapmıştır. Bazı üye ülkelerin bu konuları kullandığını görmek bizleri üzmektedir. İşte Abdullah Gül'ün konuşması... Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Türkiye'deki insan hakları reformunun Avrupa'dan Orta Doğu'ya kadar uluslararası toplum tarafından geniş ölçüde takdir edildiğini'' belirtti. AKPM genel kuruluna hitap eden Gül, 2003 yılında AKPM'de yaptığı konuşmada Türk hükümetinin kabul ettiği ve parlamentonun desteklediği iddialı reform gündemi hakkında bilgi verdiğini hatırlattı ve ''Bu gündem Türkiye'nin en ileri demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları standartlarına ulaşmasına yönelik güçlü taahhütleri içermekteydi. Bugün üstlenilen taahhütleri yerine getirerek, Türkiye'nin beklentileri karşıladığını belirtmekten gurur duyuyorum'' dedi. Bu taahhütler arasında en önemlisinin insan hakları politikası olduğuna işaret eden Gül, ''Türkiye'nin şu anda BM'nin insan hakları alanındaki 7 sözleşmesine taraf olduğunu belirtmekten memnunluk duyduğunu'' belirtti. Gül, Türkiye'nin ölüm cezasını tüm koşullarda yasaklayan 6. ve 13. no'lu protokoller dahil olmak üzere Avrupa Konseyinin çok sayıda sözleşme ve protokolüne de taraf olduğuna işaret etti. Türkiye'nin insan hakları politikasının ikinci ayağını yasal reformların oluşturduğunu ifade eden Gül, bu alanda da önemli ilerlemeler sağlandığını belirtti ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Gül, ''Siyasi Partiler Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu'ndaki değişiklikler, yeni Medeni Kanun ve Ceza Kanunu'nun kabul edilmesi ve yeni Dernekler Kanunu, yasal reformların temel taşları arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, kadın-erkek eşitliği, devletin bu eşitliği sağlama yükümlülüğüne vurgu yapılarak temel anayasal ilke haline getirilmiştir. Her türlü ayrımcılık yasaklanmıştır. Dernek kurma ve toplama hakkına ilişkin yasal ve anayasal güvenceler güçlendirilmiştir. İfade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar AİHM içtihadına uygun olarak azaltılmıştır. Kültürel ve dini haklar daha da genişletilmiştir'' dedi. İşkence ve kötü muameleyle mücadelenin de diğer bir önceliği teşkil ettiğini kaydeden Gül, ''işkenceye karşı sıfır tolerans'' politikasının da etkili sonuçlar verdiğini söyledi. Gül, eski AİHM başkanının, ''İşkence ile mücadele alanında Türkiye'den gelişmiş düzenlemelere sahip bir Avrupa Konseyi üyesi ülke bulmak güçtür'' açıklamasına da atıfta bulundu ve ''Türkiye'deki insan hakları reformu Avrupa'dan Orta Doğu'ya kadar uluslararası toplum tarafından geniş ölçüde takdir edilmekte'' dedi. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin reformları gerçekleştirdiği sıradaki uluslararası duruma dikkati çekerek, ''Bu reformları Irak'ta yoğun bir savaşın hüküm sürdüğü, çevremizdeki diğer bölgelerde savaş tehditlerinin durmadığı ve yakın çevremizde diğer çatışmaların devam ettiği bir dönemde gerçekleştirdik. Aynı zamanda dünya ekonomisi de sıkıntılara karşı koymaktaydı'' dedi. ''AKPM BANA BÜYÜK TECRÜBELER KAZANDIRDI'' Cumhurbaşkanı Gül, ''Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin kendisine büyük tecrübeler kazandırdığını ve ilham kaynağı olduğunu'' söyledi. Gül, dokuz yıl boyunca AKPM'de aktif bir biçimde görev aldığını, beş yıl önce Başbakan sıfatıyla bu kürsüden yine hitap ettiğini ve son dört yıl içinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinde Türkiye'yi Dışişleri Bakanı olarak temsil ettiğini hatırlattı. ''Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bana büyük tecrübeler kazandırdı ve ilham kaynağı oldu'' diyen Gül, ''AKPM'yi ziyaret etmenin ve eski dostları tekrar görmenin kendisi için sadece hoş bir fırsat değil, aynı zamanda derin duygusal anlam taşıdığını'' ifade etti. AKPM Başkanına kendisini davet ettiği için teşekkür eden Gül, ''Rene van den Linden'in özellikle kültürler arası ve dinler arası diyalog, Avrupa'da insan haklarının ve demokrasinin durumu gibi güncel konular üzerinde düzenlediği tartışmaların, bu Meclisin Avrupa'da güncel sorunların çözümünde yaptığı katkıyı kanıtladığını'' söyledi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de sürmekte olan dönüşümün Türk halkının özlemlerine uygun olduğunu belirterek, ''Demokratik reformların bütüncül etkisi, Türkiye'nin bugün daha çoğulcu, kucaklayıcı ve hoşgörülü bir ülke haline gelmesi olmuştur'' dedi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) genel kuruluna hitap eden Gül, bu yaz yapılan genel seçimlerin yüzde 85'e yakın katılımla ve en ileri standartla gerçekleşmesinin, Türk halkının demokratik değerlere bağlılığını teyit ettiğini belirtti. Türkiye'deki reform sürecinin devam edeceğini kaydeden Gül, TBMM'nin açılışında yaptığı konuşmada reform sürecinin devam etmesi, derinleştirilmesi ve tümüyle uygulamaya geçirilmesi gereğini vurguladığını anımsattı. Gül, ''Türk demokrasisinin ulaştığı olgunluk düzeyinin, geriye kalan insan hakları sorunlarını etkin şekilde çözmemizi sağlayacak düzeyde olduğundan kuşku duymuyorum'' dedi. YENİ ANAYASA HAZIRLIĞI Türkiye'de tamamen yeni bir anayasa hazırlanması veya mevcut anayasanın kapsamlı bir şekilde değiştirilmesi konusunda geniş katılımlı ve canlı bir tartışmanın cereyan ettiğini ifade eden Gül, şunları söyledi: ''Bu tartışma, tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının, düşünce kuruluşlarının, aydınların, basının ve vatandaşların katılımıyla devam edecektir. Bu tartışmanın Türkiye'de anayasal normların 21. yüzyılın gereklerine uygun şekilde geliştirilmesiyle sonuçlandırılacağına inanıyorum.'' KÜLTÜRLER ARASI DİYALOG Küresel ölçekte yaşanan sorunların başında, ''uluslararası toplumun kültürel ve dini fay hatları üzerinde derinleşecek şekilde kutuplaşmasının'' geldiğini ifade eden Gül, her iki taraftaki radikal unsurların farklılıkları sorumsuzca istismar ettiğini söyledi. Gül, ''İnanıyorum ki, ılımların aşırı uçlar kadar cesaretli ve cüretkar olmalarının zamanı gelmiştir. Son yıllarda yaşanan sıkıntılı olaylar anlamlı bir diyaloğu hepimiz için gerekli kılmaktadır. Millerler arasındaki gerçek diyalog, diğer kültür ve medeniyetlere karşı saygı ve anlayış gerektirir'' dedi. Günümüzde ırkçılık, yabancı düşmanlığı, antisemitizm ve dini veya etnik temelde ayrımcılığın birçok alanda arttığını ifade eden Gül, ''Tüm dünyada göçmen toplulukları ve özellikle Müslümanlar, 11 Eylül sonrası dönemde ön yargı, nefret ve hoşgörüsüzlüğe karşı savunmaz kalmışlardır. Ayrımcılık ve nefretin her çeşidiyle mücadele, güçlü bir siyasi kararlılık ve her alanda proaktif bir tutum gerekmektedir. Benzer şekilde, terör ve aşırılığın herhangi bir din ya da kültürle özdeş tutulmasına karşı çıkmalıyız. Gerçek fay hatları dinler ve kültürler arasında değil, demokrasi ve otoriter rejimler arasındadır'' dedi. Gül, bu nedenle Türkiye'nin kültürler ve dinler arasında diyalog ve işbirliğini teşvik etmek amacıyla BM çatısı altında İspanya ile Medeniyetler İttifakı girişiminin eş başkanlığını üstlendiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, ''Tarihten gelen çok kültürlülük deneyimi bulunan, çok geniş coğrafya ile bağlantıları olan ve toprakları birçok medeniyete ev sahipliği yapan Türkiye, farklı kültürler arasındaki iletişimin mümkün, gerekli, faydalı ve zenginleştirici olduğunu iyi bilmektedir. Türkiye'nin kendi tecrübesi, laik demokrasinin halkın çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda gelişebileceğinin en güçlü kanıtıdır'' dedi. Avrupa Konseyi'nden ilk görüntüler...
<< Önceki Haber Gül'den Avrupa'ya tarihi çağrı - Video Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER