İmralı'dan hain destek

Adalet ve Kalkınma Partisi’ni iktidardan uzaklaştırmayı ve Köşk’e kendilerine yakın bir cumhurbaşkanını çıkarmayı hedefleyen ulusalcı hareketin şimdi ilginç bir destekçisi daha var:

İmralı'dan hain destek

İmralı’daki Abdullah Öcalan. Türkiye’de ‘ulusalcılık’ ortak paydasında yapılan cumhuriyet mitinglerinde atılan slogan ve yapılan konuşmalara benzer söylemlerin terör örgütü PKK’yı kendi tabanı olarak gören Demokratik Toplum Partisi (DTP) yöneticilerinden de gelmesi ilginç bir ironinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Öyle ki, İmralı’da tutuklu bulunan teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına bakılarak, “Ulusalcılığı Öcalan mı başlattı?” sorusu bile sorulmaya başlandı. Aslında ortaya atılan tezler ve yapılan yorumlar yersiz de değil. PKK ile ulusalcılık çizgisinin en azından destek anlamında yollarının kesiştiği bir süreç söz konusu çünkü… Bu yolda ilk resmî açıklama DTP eşbaşkanı Aysel Tuğluk’tan geldi. İki hafta önce Radikal gazetesinin eki Radikal-2’de yayımlanan “Sevr travması ve Kürtlerin empatisi” başlıklı yazısında, “Türk halkının ortak bilincinde Sevr ve büyük kurtarıcı imgesi (Atatürk kastediliyor) çok güçlü bir enerjiyle ortaya çıkmaya başladı” cümlesini kullanan Tuğluk, sorunların aşılması için Kemalist aydınlara büyük işlerin düştüğünün altını çizdi. Tuğluk’un Misak-ı Millî ile ilgili düşünceleri ise oldukça dikkat çekiciydi: “Sevr korkularının objesi Kürtler olmamalıdır. Komşu ülkede yaşananlar (K. Irak konu ediliyor) Türkiye’deki gerçeklikle örtüşmüyor. Zaten başka bir boyutta bakılırsa orası da Misak-ı Millî sınırlarındadır. Bu işgalci bir yaklaşım değil, samimi ve gönüllü bir kucaklaşama olacaktır.” ‘ULUSALCI ÖCALAN ‘ TÜRKİYE’NİN SATILDIĞINI İLERİ SÜRÜYOR Bayrak mitinglerinde atılan ‘emperyalist güçlere hayır’ sloganına benzer söylemi Tuğluk da dile getiriyor: “Çözüm için emperyalist müdahaleye gerek görmeden ve gerçeklik dışı olmayan açılımlarla çözüm arayışı gereklidir.” DTP’nin öteki eşbaşkanı Ahmet Türk de mitinglerde ön plana çıkan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı (ÇYDD) Türkan Saylan’ın çizgisini beğendiklerini vurgulayarak, “Türkan Saylan’ın söylemlerini her zaman önemsiyoruz.” dedi. Geçmişte Saylan’ın PKK’ya destek olduğu ileri sürülmüştü. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Üsküdar Şube Başkan Yardımcılığı’ndan istifa eden Asuman Özdemir, Saylan’ı bölücü hareketleri desteklemek ve öldürülen teröristlerin yakınlarına burs vermekle suçlamıştı. Aslında Aysel Tuğluk’un yazısı Abdullah Öcalan’ın daha önce yaptığı açıklamaların biraz değiştirilmiş haliydi sanki. Öcalan’ın açıklamaları Tuğluk’un makalesinden 23 gün önce 4 Mayıs tarihinde terör örgütü PKK’ya yakınlığı ile bilinen Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlandı. “Toplumsal savaş gelişir” başlığıyla yayımlanan Öcalan’ın açıklamalarında Musul ve Kerkük’ün Misak-ı Millî sınırları içinde olduğunun altı çizilirken “Demokratik Cumhuriyet” tezi üzerinde duruluyor. Öcalan’ın uzun açıklaması Tuğluk’un yazısına göre biraz daha keskin cümleler içeriyor. Öcalan mitinglerdeki söylemleri biraz daha netleştirerek ön plana çıkarıyor. Geçmişte Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi gerektiğini öne süren Öcalan, bu açıklamasında tam bir AB karşıtlığına girişmiş. Türkiye’nin AB ile bir bağlılık anlaşması yaptığını ileri süren Öcalan, Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin karşısında olduğunu ve bunun doğru bir durum olmadığını vurguluyor: “Türkiye, ekonomisini yabancılara açmakla Düyun-u Umumiye döneminden 4 kat daha fazla borçlanmış durumda. Mustafa Kemal olsa böyle mi yapardı. Arazilerin yabancılara peşkeş çekildiği söyleniyor ama bununla kalsa iyi, bütün Türkiye satılıyor.” Öcalan’ın ulusalcı hareketle ilgili geçmişte de görüşleri bulunuyor. Öcalan, 2000 yılında yazdığı “20. yüzyıldan 21. yüzyıla Kürtler” başlıklı yazısında ve sonraki açıklamalarında “Demokratik Cumhuriyet” tezini ortaya atıyor ve Türkiye’nin emperyalist güçler tarafından saldırıya maruz kaldığının altını çiziyor. Öcalan bunun için Kemalist bir düşünceye dayalı ulusalcı bir harekete ihtiyaç olduğunu söylüyor ve dış güçlerin Türkiye’yi imha ve işgal planlarının olduğu tezini savunuyor. Öcalan yazılarında Kürt meselesinin “Demokratik Cumhuriyet” tezi içinde çözüleceğini ve ulusal bir anlayışla şekilleneceğini söylüyor. Ancak Öcalan gidilen yolda Kemalist düşüncenin hiçbir şekilde ihmal edilmemesi gerektiğini de önemli bir ayrıntı olarak açıklamalarının ana omurgasına oturtuyor. Öcalan’ın uzun süreden beri ulusalcı çizgide açıklamalar yaptığını dile getiren Serbesti Dergisi Yazı İşleri Sorumlusu Ümit Fırat’a göre, bu yaklaşım onun doğal yapısının gereği: “Öcalan hep Kemalist olmaya çalıştı. Bu yolda açıklamalar yaptı, düşüncelerini yaymaya gayret etti. Aysel Tuğluk onun sesi olmuş durumda; düşüncelerini o açıklıyor artık. Aysel olmazsa Doğan Erbaş olurdu. Zaten bu açıklamalarla Öcalan ve yandaşlarının Türkiye’de son zamanların modası olan ulusalcı cepheden cevaz alma gayreti de var. Bu çizgide bir yaklaşım sergiliyorlar. Açıkçası bu açıklamalara ben çok şaşırmadım.” PKK MİTİNGLERDE BAYRAK SALLADI MI? Etnik Kürt siyasetine yön veren ve terörü destekleyen yöneticilerin, liderlerin ulusalcı açıklamalarının sadece sözde kalmadığı da ortaya çıktı. Bunun bir talimata dönüştüğü belirtiliyor. Örgüt üzerindeki etkisi giderek azalan PKK’nın Kandil’deki ismi Murat Karayılan’ın, yandaşlarının mitinglere katılması için bir bildiri yayımladığı ileri sürülüyor. Bildiride kendilerine sempati duyan herkesin meydanlara gidip slogan atmasını istedikleri belirtiliyor. Karayılan’a göre, meydanlara gidilmesi Türkiye’nin demokratikleşmesine yarar sağlıyor. Karayılan, Öcalan’ın açıklamalarına da atıfta bulunarak “Demokratik Cumhuriyet” düşüncesinin sağlanması için bu mitinglere katılınması halinde başlayacak sürecin Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacağını ileri sürüyor. PKK’nın silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri (HPG) sorumlusu Suriyeli Fehman Hüseyin’in bildiriyi eleştirdiği ve buna karşınlık silahlı mücadele talimatı verdiği öne sürülüyor. Dağda başlayan “Ulusalcılar” ve “PKK’lı” kavgasının halen sürdüğü aktarılıyor. Kürt-Der Başkanı İbrahim Güçlü, PKK’nın uzantısı olan DTP’nin çizgisini değiştirdiğine ve öteki Kürt partilerini “bölücülük” ile suçladığına dikkat çekiyor. Güçlü’ye göre Kemalist Kürtler görevlendirildi: “DTP’ye göre KADEP ve HAK-PAR Barzani’yi desteklediği için bölücülük yapıyor. Burada birtakım güçler devreye girdi. Yapılan açıklamalarda da bu ortaya çıkıyor zaten. Öcalan’ın temsil ettiği Kemalist Kürtler faaliyette. Kendi düşünceleriyle çelişseler bile yeni argümanları olan ulusalcılığı savunuyorlar. Bu görüşlerle bombaların patlaması da gösteriyor ki, iki tarafın derin güçleri ortak hareket ediyor. Hem ulusalcı hem bombacı olunmaz ki... Ancak yapılanlar ve söylenen sözler hep aynı kaynaktan çıkıyor.” Terör örgütü PKK ve yandaşları arasında mitinglerden dolayı hizipleşmelerin başladığı ve gruplar arasındaki çizgilerin daha da belirginleştiği de ileri sürülüyor. Kürdistanlı Devrimciler, Ulusalcılar ve PKK’lılardan oluşan üç klik birbirini suçluyor. Kavgalar “Kürt meselesine ihanet edildiği” düsturu üzerinde yoğunlaşıyor. Kürdistanlı Devrimciler daha çok Kuzey Irak’taki oluşumu destekliyor ve bu oluşumun Kürtlere gelecek vadettiği, Kürtlerin Mesut Barzani ve Celal Talabani’nin himayesinde birleşmesi gerektiği tezini savunuyor. Hatta bu grup PKK’nın da derhal silahlarıyla birlikte Peşmerge güçlerine katılmasını öneriyor. PKK’nın içindeki Ulusalcılar Grubu ise Öcalan’ın “Demokratik Cumhuriyet” tezini savunuyor ve Türkiye’nin bütünlüğünden yana görüş belirtiyorlar. Bu grup, yabancı sermayeyi, Türkiye’nin AB’ye girmesini ve “dinci” olarak tabir edilen bir partinin iktidar olmasını istemiyor. Bunun için Türkiye’de başlayan ulusalcı dalgalanmayı destekliyor ve yandaşlarının da bu oluşuma destek vermesini istiyor, Kürt meselesinin ancak sol Kemalist bir düşünceye sahip iktidarlar tarafından çözüleceğine inanıyor. Ancak PKK’nın Ulusalcılar Grubu çözümü her zaman meydanlarda görmüyor. Grubun anlayışına göre gerektiğinde eylemlerin de devreye sokulmalı, hatta bunu bir koz olarak kullanmak gerek. Zaten Öcalan “Demokratik Cumhuriyet” tezinin sonuna her zaman ‘eylem’ kelimesini bir tehdit olarak yerleştirmeyi ihmal etmiyor. PKK’lılar Grubu tamamen silahlı mücadeleyi benimsiyor. Ancak bazen Ulusalcılar ile hareket etme imkânı bulunuyor. PKK’lılar Grubu, PKK-Devrimci Çizgi Grubu ve Kürdistan Özgürlük Şahinleri(TAK) ile aynı kaynaktan besleniyor. MİTİNGLERE KATILAN KÜRTLERİN ORANI NÜFUSTAKİ ORANLARINDAN ÇOK YÜKSEK Cumhuriyet mitinglerinin düzenleyicilerinden olan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, bütün halkı kucaklayan bir politika yürüttüklerini söylüyor. Perinçek, 9 Haziran’da Diyarbakır İstasyon Meydanı’nda düzenlenecek mitingin Tandoğan, Çağlayan ve Gündoğdu mitinglerinin devamı niteliğinde olacağını iddia ediyor. -Partinizin amblemindeki Vietnam yıldızındaki Sosyalistlerin rengi olan sarıyı beyaza dönüştürmenizin bir anlamı var mı? Kızıl zemin üzerindeki sarı yıldızı beyaza dönüştürdük. Halktan böyle bir talep geldi, biz de Türk bayrağının renklerine uyan bu isteği uygun bulduk ve yıldızın rengini beyaza dönüştürdük. Amblemimizde bir değişiklik olmayacak. -DTP Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Kuzey Irak’ın Misak-ı Millî sınırları içinde olduğunu söyledi. DTP’nin sizinle aynı çizgiye gelmesini nasıl karşılıyorsunuz? Hayır… Bizim çizgimiz bu değil. Bunun içinde federasyon hayali var. Kuzey Irak’ta oluşan Kürt yapısını tanıyıp sonra da Türkiye ile Kuzey Kürtlerini birleştirmenin basamakları döşeniyor. Bu açıklamalar ve yorumlar bunun içindir. Bu daha çok Mehmet Ağar ile Devlet Bahçeli çizgisine yakın ve onlarla aynı tutumu içeriyor. İkisi de federasyon planını kabul ediyor. Kuzey Irak Misak-ı Millî’nin bir parçası demekte tuzak var. Kuzey Irak’ı alacağım dediğin zaman Amerika diyor ki; birleşin federasyon olsun. Önce Diyarbakır merkez yapılacak, daha sonra kuzeye bağlanan bir federasyon planı bu. Ama bu olamaz. Olamayacaktır… -Cumhuriyet mitinglerine PKK yandaşlarının katıldığı söyleniyor. Bu görüşü kabul ediyor musunuz? PKK’lıları bilemem. Ama Kürtler mitinglerimize katıldı, katılacaklar. Kürtler Türkiye’nin yurttaşlarıdır. Bizimle hiçbir farkları yoktur. Mitinglerimizde Kürtler vardı. Hatta Türkiye’deki Kürt nüfusu yüzdesinin çok üstündeki oranda Kürt, cumhuriyet mitinglerine katıldı. Bizimle aynı görüşü dile getirdiler. 9 Haziran’da Diyarbakır’da Tandoğan, Çağlayan ve Gündoğdu’daki mitinglerin devamı yapılacaktır. Buraya da Kürt yurttaşlarımız katılacak. Bizim yapacağımız hamleler birleşmeyi sağlar. Haşim Söylemez - Aksiyon
<< Önceki Haber İmralı'dan hain destek Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER