Canlı yayında hezeyan dolu ifadeler!

Başbakan Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında konuştu. Hizmet Hareketi’yle ilgili, miting alanlarında sıraladığı yalanları tekrarlamakla kalmadı, iftiralara yenilerini ekledi.

Canlı yayında hezeyan dolu ifadeler!

Erdoğan, gazetecilerin sorularını cevapladığı programda 120 dakikaya onlarca iftira ve hakaret sığdırdı. Berkin için taziye ilanı veren Hocaefendi’nin Burak Can için bunu yapmadığını savundu. Ancak Hocaefendi, Burak Can için de taziye yayınlamıştı. Tehdit, şantaj’ dedi, fakat yine isim ve belge veremedi. ‘12 yıldır iyi niyetliydik.’ dedi ancak 2004’teki Camia’yı bitirmeye yönelik MGK kararlarına hiç değinmedi.

Zaman gazetesinin haberine göreBaşbakan Tayyip Erdoğan, miting meydanlarında söylediği yalanları katıldığı televizyon programlarında da sürdürüyor. Yerel seçime hazırlanan Başbakan’ın konuşmasının neredeyse tamamı, var olduğunu ileri sürdüğü ‘paralel yapıyla’ ilgiliydi. İşte Erdoğan’ın söylediği yalanlar…

Yalan 1: İstifa eden vekillere şantaj yapıldı

Başbakan, paralel yapının, istifa eden vekillere şantaj yaptığını ileri sürdü. “Partilerden istifa edenlerin istifa nedenlerini araştırırsak aslında altından bu gibi nedenler de çıkabilir. Bu tür şantajlar çıkabilir. Tehditler olabilir.” dedi. Halbuki, istifa eden bütün vekiller, tepedeki ‘dar oligarşik’ yapının partiyi ele geçirdiğini, milletten kopardığını belirtmiş ve antidemokratik uygulamalar sebebiyle ayrılma kararı aldıklarını açıklamıştı.

Yalan 2: İyi niyetimizin kurbanı olduk!

Başbakan, “Bunların 35 yıllık bir süreç içerisinde attıkları bir adım var. 12 yıllık iktidarımız döneminde iyi niyetimizi koruyarak bu noktaya geldik.” diyor. Ancak 2004 yılındaki MGK kararları orta yerde duruyor. O kararlara binaen yapılan fişlemeler ve bu fişlemeler dikkate alınarak  emniyet ve yargıda yapılan kıyım herkesin malumu… Ortada iyi niyetten ziyade, hükümet adına bir ‘takiye’, ikiyüzlülük var gibi görünüyor.

Yalan 3: Bunlar her şeyi mubah görüyor

Başbakan, “Bunların temel ilkesi, kendi amaçları için her şey meşrudur.” ifadesini kullanıyor. Eğer bu Camia her şeyi meşru görseydi, yapılan milyarlarca Euro yolsuzluğu görmezden gelir ve yolsuzlukların açığa çıkarılması için çabalamazdı. Hem o zaman ‘suç örgütü, vatan haini, haşhaşi, casus, kan emici vampir, sülük ve virüs de olmazdı!

Yalan 4: TIR’lar Türkmenlere gidiyordu

Başbakan Erdoğan, Adana’da durdurulan TIR’ın Türkmenlere yardım götürdüğünü söyledi. Operasyonu yapan savcının paralel yapının elemanı olduğunu savundu. Öncelikle Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcısı Abdullah, “Türkmenlere yardım getiren bir TIR yok.” demişti. İkinci olarak savcının paralel yapının mensubu olduğuna dair bir kanıt var mı? Savcının, ‘paralel yapının’ elemanı olduğunu nereden anlamış Başbakan?

Yalan 5: MİT Müsteşarı, Oslo için ifadeye çağrıldı

Başbakan, paralel yapının 8 Şubat’ta zirve yaptığını söyledi. Erdoğan, “Daha geriye gidersek Oslo’ya dayanıyor. Oslo’da güya biz, bölücü terör örgütünün lehine bazı adımlar atmışız ki, yalan yanlış şeyler. Hemen müsteşarımızı ifadeye çağırdılar.” dedi. MİT Müsteşarı Oslo görüşmeleri için değil, KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmıştı. Operasyonları yapan birimden sorumlu emekli İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer de bunu doğruladı. KCK soruşturması kapsamında gözaltına alınan bazı MİT’çilerle ilgili Başbakan’a bilgi verdiklerini anlattı. Emre Taner, Afet Güneş ve iki MİT’çinin ifadeye çağrıldığı ‘7 Şubat’ soruşturmasının hedefinde Müsteşar Hakan Fidan ve MİT’in  olmadığını vurguladı.

Yalan 6: KPSS’de de paralel yapının parmağı var

Başbakan, KPSS ve üniversite gibi sınavların incelendiğini anlattı. “KPSS’de olanlar, üniversite sınavlarında olanlarla ilgili araştırmalar var. Kim bilir buralardan nerelere ulaşılacak. Bakıyorsunuz KPSS’de karı koca aynı puanı alıyor.” dedi. Halbuki, KPSS olayının arkasında KCK terör örgütü bağlantılı ‘Joker’ çetesinin olduğu ortaya çıkmıştı. İddiaya göre bu çete, 2005’ten beri PKK’lıları devlet memuru yapıyordu. Onlarca kişi de gözaltına alınmıştı.

Yalan 7: Yurtlarda kızlara şantaj yapılıyor

Başbakan’ın bir iddiası ise ‘bu kadar da olmaz’ dedirtecek cinsten. Erdoğan, “Bana gelen bir kız öğrencimiz ‘eğer onların dediğini yapmazsak; annemi, babamı arayacaklar. Sizin kızınız erkeklerle meşru olmayan ilişkiler içerisinde, diye telefon edecekler’ diyor.” ifadelerini kullandı. Başbakan’a sormak lazım: Madem böyle bir şikâyet aldınız, neden konuyla ilgili yargı sürecini başlatmadınız? O kız (tabii böyle biri varsa) neden şikâyetçi olmamış? 

Yalan 8: İlker Başbuğ’u ben tutuklatmadım

Başbakan, emekli İstanbul İstihbarat Şefi Ali Fuat Yılmazer’in “İlker Başbuğ’un tutuklanmasını bizzat Başbakan istedi. Bütün soruşturmalardan haberdar ediliyordu.” iddialarını ise, “A’dan Z’ye bunların hepsi yalan.” diyerek savuşturdu. Ancak bugüne kadar ortaya saçılan ses kayıtları Başbakan’ı yalanlıyor. Kendisinin bile kabul ettiği tapelere göre Başbakan, hemen her davayı takip ediyor, Adalet Bakanı üzerinden talimatlar yağdırıyor. Hatta bir davada Aydın Doğan’ın ‘mahkûm’ edilmesi gerektiğini telkin ediyor. Hal böyle iken Başbuğ’un tutuklanması konusuna müdahil olmadığı düşünülebilir mi?

Yalan 9: Dışarıdan komplo var

Başbakan, “Dışarıdan bize komplo yapılmıyor dersek yanılırız.” diyor. Halbuki, MİT’in Başbakan’ı operasyondan 8 ay önce ‘kara para’ trafiğiyle ilgili uyardığı ortaya çıkmıştı. Kara para trafiğini ilk haber yapan gazete ise Yeni Şafak’tı. Adı geçen gazete 13 Ekim 2013 tarihinde, operasyondan sadece iki ay önce ‘Türk-Leaks’ manşetiyle çıkmıştı. Son olarak Cumhurbaşkanı Gül, daha üç gün önce bu konuyu değerlendirdi ve şöyle dedi: “Dış komploya inanmıyorum. Bu, üçüncü dünya söylemidir.” Kaldı ki tam 95 gündür ‘dış komplo’ diyenlerin ortaya tek bir belge bile koyamaması düşündürücü değil mi?

Yalan 10: Burak Can’a taziye vermedi

Başbakan’ın dün söylediği yalanlardan biri de buydu. Berkin için taziye veren Hocaefendi’nin, Burak Can için bunu yapmadığını savundu. Halbuki, Hocaefendi 12 Mart’ta Berkin, 14 Mart’ta ise Burak Can için taziye mesajı yayımlamıştı.

Yalan 11: Yasa dışı dinlemeler ‘paralel yapı’nın işi

Mesnetsiz iddialardan biri. Türkiye’de bu tür kapsamlı dinleme yapma kapasitesine sahip tek kurumun MİT olduğunu herkes bilir. Kaldı ki, yasa dışı dinlemelerin tek mağduru Başbakan da değildir. Hocaefendi’ye ait ses kayıtları da internete düşmüştü. Hocaefendi, söz konusu dinlemelerle ilgili, “Ben de mağdurum. Hukuksuz dinleme yapanlar cezalandırılmalı.” demişti.

İnlerine gireceğiz, 30 Mart başlangıç

Başbakan Erdoğan, Bursa’dan önce  konuştuğu Sakarya’da da Hocaefendi’ye yönelik hakaretlerini bu kez isim vererek sürdürdü. Başbakan, “Devlet içinde devlet olmaz. Kim buna başvuruyorsa bunun hesabını ağır öder. Ve ödeyecekler. 30 Mart bunun başlangıcıdır, ona göre. ‘İnzivadayım’ diyor, holding şirket yönetiyor. Türkiye’de insanların telefon konuşmalarını dinliyor. Yatak odalarını izliyor. Pensilvanya, dindarlara zulmetmiş CHP ile MHP ile yol arkadaşlığı yapıyor.  Bunlarda ahlak diye bir şey yok. Bunlar insanlıktan nasibini almamış. Neymiş hocaefendi! Sen hocaefendi misin istihbarat şefi misin? Nesin sen? Bunlar şantaj çetesi. Ey Fethullah Gülen! Sen o topladığın zekâtları ne yaptın? Bunların hesabını soracağız. İnlerine gireceğiz inlerine.  Bunu yapacağız.” dedi.

<< Önceki Haber Canlı yayında hezeyan dolu ifadeler! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER