Erdoğan'ı çok kızdıran benzetme! - İzle

Başbakan Erdoğan, AK Parti'ye oy verenlere "göbeğini kaşıyan adam" benzetmesine çok sert cevap verdi. İzleyin...

Erdoğan'ı çok kızdıran benzetme! - İzle

Sivas'ta partililere hitap eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 22 Temmuz 2007 milletvekili seçimleri öncesinde AK Parti'ye oy verecekleri "göbeğini kaşıyan adamlar" olarak tanımlayan Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun'a önümüzdeki yerel seçimler öncesi rest çekti. İşte Erdoğan'ın cevabı... - Bunlar monşer eskisi. Bunlar milleti anlamakta zorluk çekiyor. Bu millete tepeden bakarak siyaset yapılmaz. Bunların bir de yandaş medyaları da var. Siz onların kim olduğunu iyi biliyorsunuz. - Benim milletime göbeğini kaşıyan adamlar diyor. İşte bunların bu millete bakışı. Bunların milletle işi yok. Bunların sevgili köpekleri var onlarla yatar onlarla kalkar. Benim milletime kimse bu yakıştırmaları yapamaz. Kimse milleti alay konusu yapamaz. Daha bitmedi. Daha yapacağımız çok şey var. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partililere, ''Hiç endişe etmeyin evelallah biz dik dururuz, siz dik durdukça biz dik dururuz, hiç endişe etmeyin'' diye seslendi. Erdoğan, Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, ''Selçuklu'nun başkentini, Osmanlı'nın zirve şehrini, Cumhuriyetin kuruluşuna şahitlik eden, kurucu iradeye ev sahipliği yapan Sivas''ı selamladığını söyledi Partililere, ''Ahde vefanıza, şefkatinize, sevginize teşekkür ediyorum'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti: ''Sizi asla ve asla hayal kırıklığına uğratmadık. Bundan sonra da Allah'ın izniyle uğratmayacağız. Yola çıkarken dedik ki 14 Ağustos 2001'de partimizi kurduğumuzda dedik ki 'Bu milletin başı öne eğilmeyecek. Bu millet kendisini yalnız, kendisini itilmiş, ötelenmiş, güçsüz ve umutsuz hissetmeyecek' dedik. Hamdolsun 6 yıldır yaptıklarımızla bu milletin başını dik tuttuk, itibarını yükseltik, Türkiye'nin saygınlığına halel getirmedik. Partimizi kurduğumuzda Türkiye'nin ne halde olduğunu Sivaslı kardeşlerim çok iyi bilir, hatırlar. Ekonomik bir kriz, esnafı çiftçiyi memuru, inim inim inletiyordu...'' Başbakan Erdoğan, meydandakilerin ''Dik dur millet seninle'' şeklinde tempo tutmaları üzerine şöyle devam etti: ''Hiç endişe etmeyin evelallah biz dik dururuz, biz dik dururuz bundan hiç endişeniz olmasın. Siz dik durdukça biz dik dururuz, hiç endişe etmeyin. Yamalı bohça gibi koalisyonlar ülke için çözüm üretmek bir yana, her gün yeni bir sorun üretiyordu. Türkiye'nin üzerinde adeta kara bulutlar dolaşıyordu. Türkiye hem içerde hem dışarda saygınlığını yitirmiş, yabancı liderler karşısında el pençe divan duran liderler yüzünden 'acaba biz bu muyuz?' diyen bir millet durumuna düşmüştük. 'Bu millet buna layık değil' dedik, 'Türkiye bu manzarayı hak etmiyor' dedik. AK Parti'yi kurduk 'yeter söz de karar da milletindir' dedik. İşte o günden bu güne söz de sizin, karar da sizin. Sivas gibi 81 vilayetimiz bizim bu çağrımıza yankı verdi, ne dedi 'evet' dedi. 28 Mart'ta kararlılığımız samimiyetimiz daha da anlaşıldı. Daha çok vatandaşım 'AK Parti' dedi. 22 Temmuz da politikalarımız milletimden takdir gördü. Yüzde 47 'AK Parti' dedi, inşallah 29 Mart'&ta inanıyorum ki bu defa çok daha fazla olacak. Türkiye bir kez daha gür bir sesle ne diyecek 'durmak yok yola devam, hizmete devam' diyecek.'' SİVAS'IN ÖTESİNE GEÇEMEZLER... Sivas'a defalarca geldiğini ifade eden Erdoğan, ''Kaç kez gelip Sivas'ın bir derdi, bir meselesi, ihtiyacı var mıdır diye bunları tespit ettik. Ama onlar gelemezler, gelmezler. Onlar Sivas'ın yollarını bilmezler. Zaten Sivas'ın yolunu bilseler bile ötesine geçemezler'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti: ''Benim her bir kardeşim bu ülkenin, bu milletin bir mensubu olmaktan gurur duyuyor. Neden? Çünkü bizler köklü bir tarihin, büyük bir medeniyetin, güçlü bir devletin geleneğinin mensuplarıyız. Şu ulu caminin bize anlattığı budur, Çifte Minareli, Gök, Şifahiye Medreselerinin bize anlattığı budur. Selçuklu'dan, Osmanlı'dan devraldığımız tüm bu eserlerin bize an be an anlattığı budur. Ah benim benim hanım, beyefendi kardeşlerim bu eserlerin her biri ne diyor biliyor musunuz? Kendi lisanında bu eserler 'Sen Türkiyesin büyük düşün' diyor. 'Sen Sivassın büyük düşün' diyor. 6 yılda Türkiye'yi büyük bir ülke, büyük düşünenlerin ülkesi yapmak için gece gündüz çalıştık çabaladık.'' FİLİSTİN MESELESİNDEKİ YAKLAŞIMIMIZ ORTADA Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi Geçici üyeliğine seçildiğini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti: ''Ne ana muhalefeti, ne yavru muhalefeti açıp da 'bu gayretinize, bu çabanıza teşekkür ederiz. Türkiye'yi BM Güvenlik Konseyine Geçici Üye yaptınız, bu diplomatik atağınızı alkışlarız' diyemediler. Niye çünkü onlarda başarıyı alkışlamak yoktur. Türkiye'nin menfaatine de olsa yoktur. Neden korkarlar, çekinirler. Acaba bunlar, 'sizi tebrik ederiz dersek buradan acaba bunların oy hanesine bir şeyler mi girer' bunu düşündükleri için diyemezler, önemli değil. Türkiye bugün Orta Doğu'da, mazlumun yanında, haklının, ezilenlerin yanında yerini aldı, yerini alıyor. Türkiye bugün bölgesel meselelerde aktif çaba harcıyor. İşte Azerbaycan, Ermenistan arasındaki sorunların çözümünde nasıl gayret ettiğimiz ortada, Gürcistan meselesinde nasıl gayret ettiğimiz ortada. İran'ın, Suriye'nin, Irak'ın dünyaya entegre olabilmesi için gösterdiğimiz çaba ortada. Filistin meselesindeki yaklaşımımız ortada.'' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Şimdi ufukta sadık göründü, bunlara bir haller oldu. Birdenbire milleti hatırladılar, demokrasiyi, sosyal devleti, halkın ihtiyaçlarını, halkın meselelerini hatırladılar. Geç olsun ama güç olmasın. Hem ibretle hem de takdirle izliyoruz'' dedi. Erdoğan, partisince Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, büyük düşünen, engin ufukları, geniş vizyonu olanların büyük Türkiye'yi göreceğini ve anlayacağını ifade etti. ''Bunu tüm Türkiye anladı, temenni ederim ki onlar da anlar. Bunu 81 vilayet, tüm dünya anladı ama Ankara'da bazıları bunu anlayamadı'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Diplomaside monşer eskileri anlayamadılar. Çünkü bunlar monşer geldiler monşer gittiler. Siyasete de monşer geldiler, monşer devam ediyorlar. Bazıları bundan rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsun? Eğer gerçekten monşer eskisi değilsen bu işin hakkını ver, bu milletin kaderine olumlu katkılarda bulun, biz de alkışlayalım, tebrik edelim. Öyle millete tepeden bakmak suretiyle (ben bu milletin vekiliyim) denmez. Bu milletin vekili olan, bu millete tepeden bakamaz. Milletin arasına girer. (Bunlar cahil, bunlar anlamaz) diyemez. Benim milletimin hiç bir ferdine bu yakıştırmayı yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Ama bunların şimdi yandaş medyaları var biliyorsunuz. Yandaş medyalarıyla birlikte yandaş köşe yazarları da var. Oralarda benim vatandaşıma, AK Parti'ye oy vermişse yakıştırdıkları şu; (Bunlar göbeğini kaşıyanlar)... Bu, bu ülkede bu tür tiplerin nerede bulunduğunu gösteriyor? Bunların milletle işi yok. Bunların sevgili köpekleri vardır, onlarla yatar onlarla kalkarlar. Durumları budur. Benim milletime, benim vatandaşıma bunu yakıştırmaya kimsenin hakkı yoktur. 6 yıldır, onlarca yıldır milleti, milletin iradesini aşağıladılar. Milletin tercihlerini nasıl aşağıladıklarını gördünüz. Milletin demokratik takdirini alay konusu yaptılar. Şimdi ufukta sadık göründü, bunlara bir haller oldu. Birdenbire milleti hatırladılar, demokrasiyi, sosyal devleti, halkın ihtiyaçlarını, halkın meselelerini hatırladılar. Geç olsun ama güç olmasın. Hem ibretle hem de takdirle izliyoruz.'' ÇIĞI ERİTTİK KAR TOPUNA DÖNDÜRDÜK ''Yoksulluk, bu ülkede AK Parti iktidarıyla mı ortaya çıkan bir sorun?'' diye soran Erdoğan, on yıllar boyunca uygulanan yanlış ekonomik, sosyal politikalar, ihmalcilik, yolsuzluğun, yoksulluğu çığ gibi büyüttüğünü söyledi. 2002'de ülke nüfusunun yüzde 1.35'inin açlık sınırının altında olduğunu, 2007'de bunu 0.5'e çektiklerini belirten Erdoğan, ''2002 geldik ülke nüfusunun yüzde 30'unun günlük harcaması 3 TL idi ve yüzde 30'u yoksulluk içinde kıvranıyordu. 2007 sonunda bu oran yüzde 9.5'a kadar indi. Çığ gibi büyümüş bir yoksulluk devraldık. Hamdolsun bu çığı erittik kar topuna döndürdük. Bitti mi? Bitmedi. Daha yapacağımız işler var. Güçlü, inandırıcı bir ekonomik yapıya inşallah yürüyoruz. Bunu başaracağız'' diye konuştu. Bir yandan ''balık tutmayı öğretirken'' bir yandan da ihtiyaç sahiplerini koruduklarını, kolladıklarını ve gözettiklerini ifade eden Erdoğan, ''Biz, yolsuzlukla, yoksullukla, yasaklarla mücadelede bizden önceki dönemlerle mukayese edilmeyecek mesafeler aldık. Çete, mafya bizim dönemimizde yokluğa mahkum oldu. Çeteler, mafyalar ne durumda görüyorsunuz. Bunlar iktidar belirliyorlardı, iktidar'' dedi. Kendilerinden önce 21 tane bankanın fona devredildiğini, milletin 46 milyar dolar zararı olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, ''Bizden önce MHP, DSP ve ANAP bu işi içindeydi. Bunun bedelini kim ödedi? Benim Sivaslı kardeşim, işçim, köylüm, memurum, çiftçim, BAĞ-KUR'lum ödedi'' görüşünü dile getirdi. Miting alanından ''Kıskananlar çatlasın'' sloganlarının atılması üzerine Başbakan Erdoğan, ''Çatlamasın. Çünkü gün ola harman ola. Onlar da gerçekleri anlayacak, öğrenecek ve bu kervana katılacaklar, merak etmeyin'' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu dönemde bir tane banka fona devredildi mi? Hayır. Niye? Çünkü biz bakkal dükkanı açar gibi banka açma dönemini kapattık. Varsa paran, imkanın gel banka aç. Yoksa kusura bakma kardeşim açamazsın ve açtırtmadık. Böylece bu ülkede banka yolsuzlukları dönemi bitti. Şimdi imkanı olan varsa müracaat eder. Olmayan gelemiyor zaten. Biz göreve geldik Türkiye'nin GSYH'si 230 milyar dolardı. Şimdi GSYH kesinleşmedi ama beklentimiz şudur; 750 milyar dolar. İşte Halep oradaysa arşın Sivas'ta. Enflasyon biz geldiğimizde yüzde 30'du. Şu anda yüzde 9,5. Bundan önce ne yapıyorlardı? Benim vatandaşımın cebindeki parayı enflasyonla modern hırsızlar çalıyordu. Ama şimdi hamdolsun buna da böylece son vermek üzereyiz. Yavaş yavaş bu da geriliyor.'' BUNLARIN HALKA YAKIN OLMA DİYE BİR DERDİ YOK 6 yılda Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyar TL'yi çeşitli vesilelerle ihtiyaç sahiplerine dağıttıklarını, Sivaslılar'ın da bundan nasibini aldığını belirten Erdoğan, ''Biz, sosyal devlet olmanın gereğini bugüne kadar nasıl yaptıysak bundan sonra da devam edeceğiz'' dedi. Ana muhalefet ve diğer partilerin ''AK Parti valileri kendisi için kullanıyor'' dediklerini kaydeden Erdoğan, ''Biz bu seçim öncesinde mi bunları yapıyoruz? İktidara geldiğimizden günden bugüne sürekli olarak yoksullara her ay Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'ndan bazılarına maaş bağlanmıştır, bazıları erzak alır, bazıları yemeğini alır, bunlar sürekli devam eder. Bütün bunları biz 6 yıldır yapıyoruz. Ama bunların böyle tarakta bezi yok ki. Bunlar bugüne kadar hep farklı düşünmüşler. Bunlar halka iç içe olmamışlar. Bunların halka yakın olma diye bir derdi yok'' dedi. Erdoğan, şunları kaydetti: ''Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sivas'a geldi, dedi ki; (Biz millete efendilik için değil hizmetkar olmak için geldik) Biz de diyoruz ki; Biz, bu milletin efendisi değiliz, bu milletin hizmetkarıyız. Biz, komşusu aç yatarken gözü uyku tutmayan bir medeniyetin evlatlarıyız, çocuklarıyız. Nerede fakir fukara, garip gureba varsa, kimsesiz varsa diyorum ki (sayın valim, kaymakamım git, ulaş, bul) Bunlar yapılıyor. Niye bundan rahatsız oluyorsunuz? Bir Başbakan olarak bunu yapmaktan, bunun talimatını vermekten daha doğal ne olabilir? Anayasamızın amir hükmünde bu var. Devletimizi tanımlıyor; (Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir) diyor. Sosyal devlet olmak bu. Biz niçin her yıl okullar açılırken sıraların üzerine kitapları koyuyoruz? Zengin fakir ayırıyor muyuz? Neden? Çünkü kitabını alamayan öğrencilerimiz vardı. Parası olduğu halde bulamayanlar vardı. Ama şimdi bu ortadan kalktı. Buraya bir eşitlik getirdik. İlköğretimde de orta öğretimde de yavrularımız kitaplarını sıralarının üzerinde buluyor. Bunu da hazmedemediler. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nı biz kurmadık. Biz geldiğimizde bu kurum zaten vardı. Ama hortumlardan, yağmadan, israftan, yolsuzluktan fakire fukaraya sıra gelmiyordu ki. Geldik bu kurumun ödeneklerin artırdık. Çok sağlam bir dayanışma sistemini Türkiye'ye kazandırdık. Bunlar Türkiye'yi sadece seçimden seçime hatırlıyorlar. Oysa 6 yıldır Türkiye'ye baksalar bu yardımların her an yapıldığını göreceklerdi. Ama göremediler, göremezler. Böyle bir dertleri yok. Seçim döneminde gözlerini Anadolu'ya çeviriyorlar. Bu yardımları o zaman fark ediyorlar. Yandaş medyaları da var ya. Onların vasıtasıyla şimdi bunları tespit ediyorlar. Bakıyorsunuz birilerini bir yerlere gönderiyorlar; (Git, ara, bul. Nerede ne var) Ondan sonra bakıyorlar ki arabalar kömür dağıtıyor. Kıyamet kopartıyorlar; (iktidar kömür dağıtıyor...) İktidar görevini yapıyor, görevini. 6 yıldır bunu yapıyor. Bundan dolayı da rahatsız oldular. Ne dediler; (AK Parti bununla kalmıyor. Her seçmene birer çeyrek altın dağıtıyor) Siz de bu altınlardan aldınız mı? AK Parti size de getirdi mi bu altınlardan? İşte 29 Martta bu yalanları ortaya koyanlara, bu dürüst davranmayanlara, davranmayanlara sizler AK Parti'nin o ampulüne mührü vurmak suretiyle bu cevabı vermelisiniz. Mührü vurmak suretiyle bu cevabı vermelisiniz. İnşallah karanlıklar bizim bu evladiyelik ampullerimizle aydınlanacak. Bunlarla aydınlanacak. 81 vilayetimizin tamamında her bir valimiz ve tüm kaymakamlarımız kılı kırk yaran bir hassasiyet içinde, adalet içinde, eşitlik içinde bu yardımları hak sahipleriyle buluşturuyor. Sen bunu yapamamışsın, senin iktidarın döneminde bunlar olmamış, becerememişsin, bari yapana, becerene engel olma Sayın Baykal, bunu bil, bunu öğren.''
<< Önceki Haber Erdoğan'ı çok kızdıran benzetme! - İzle Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER