İktidar, onlara göz kırparak tehlikeli bir oyun oynuyor

Derin devlet, dindarları bitirmek için dindar görünen iktidarı kullanıyor. İbrahim Ersoylu'dan derin devlet ve dini cemaatler arasındaki mücadeleyi anlatan önemli tespitlerle dolu bir yazı.

İktidar, onlara göz kırparak tehlikeli bir oyun oynuyor

Derin Devlet, ya da vesayet rejiminin etkisi kırıldı denen bir dönemde hukuksuzluklar ve paranoyalar yaşayan iktidar ilk iş olarak eski Türkiye'yi, yani derinleri yardıma çağırdı. Bu güçlerin en önemli özelliğiyse dindarları, dindar görünenler eliyle yok etmeyi iyi bilmesi. Yeni Asya Gazetesi yorum sayfalarında yayınlanan İbrahim Ersoylu'ya ait yazı, bu konuda oldukça zihin açıcı. Ersoylu'ya göre derin devlet, dindar kimlikli iktidarı kullanarak hem Kemalizmi ayakta tutuyor, hem de dinî cemaatlerle mücadele ediyor. 

İşte o yazı

***

Derin devlet ve dinî cemaatler

Derin devlet; Gücünü hak- hukuktan değil, kişiye dayalı ideolojilerden alan, millet iradesini gözardı eden, halka rağmen halk için anlayışı ile hareket eden, ideolojilerini hâkim kılmak için her yola müracaat eden sivil veya sivil olmayan gizli güçlerdir.

Bu güçler laikliği dinsizlik olarak algılar. Onlar perde arkasında manevî değerleri yok etmeyi, bunun mümkün olması için toplumda sefahati, ahlâksızlığı yaymayı gaye edinir. Emellerine ulaşmak için mevcut sivil yöneticileri korkutarak veya sindirerek planına alet ederler. Bu mümkün olmazsa, ülkede silâhlı darbe yapmaya kalkışırlar. Geçmişte yapılan darbelerin arkasında onlar vardır.

Derin devlet, yeni MGK kararlarıyla din ile olan derin husûmetini tekrar su yüzüne çıkardı. MGK’ya aldırdığı kararlara göre, bürokrasi dindar kadrolardan temizlenecek ve dinî cemaatlerle topyekûn mücadele edilecek. Bu vazifeyi dindar görüntülü iktidara yaptıracak. 28 Şubat’ta benzer kararları o zamanki N. Erbakan’ın başında bulunduğu dindar görüntülü iktidara aldırmışlardı. O zamanlar dinî hizmetler onlarca yıl geri gitmişti. 

Bugün aynı senaryo değişik versiyonlarla tekrar sahneye sürüldüğü görülüyor. Yeni Asya ve Zaman ve Bugün’ün dışında dindar camiadan ve muhafazakâr medyadan tık yok. Çünkü muhabbetin gözü kördür. Aşırı bir muhabbetle iktidara destek verdikleri için onun yanlışlarını görmüyorlar, ya da görmeye cesaret edemiyorlar. 

Dindarları bürokrasiden temizleme planı, zaten bir kaç seneden bu yana yavaş yavaş uygulanıyordu. Kamu sektöründe çalışan başarılı, liyakatli dindar kadroların bir kısmı kızağa  çekilmiş, “Siz işe gelmeyin, ayın on beşinde maaşınızı alın” tarzında onları emekliliğe zorluyorlardı. Bu durumda çok sayıda bürokrat var Ankara’da. Onların yerine iktidar yanlısı gibi gözüken Kemalistler yerleştirilmeye çalışılıyor. Böyle yapmakla iktidar aslında bindiği dalı kesiyor, ya bunun farkında değil, ya da iktidarda kalmak için derinlere taviz veriyor. Çok yazık..

Derin devlet dinden pek haz etmez. Çünkü dini ve dinî inkişafı “irtica” olarak kabul etmektedir. Ona göre irtica PKK’dan daha tehlikelidir. Bu anlayışı Kemalizmden tevarüs etmiştir. 

Halbuki ülkemizin yaşadığı maddî–manevî sıkıntılar, problemler toplumu bunaltırken, toplumsal kriz yaşanmıyorsa, önce Allah’ın yardımı, sonra büyük oranda dinî cemaatlerin yaptıkları  iman–Kur’ân  hizmetleri sayesindedir. Cemaatler, hizmetleriyle olumsuz olaylar karşısında halkı teskin etmeseler, suçlar, kötülükler pıtrak gibi çoğalırdı. Toplu yağmalar ve cinayetler huzur ve güven ortamını berbat ederdi. Devlet bu duruma çareyi zor bulurdu. 

Derin güçler, cemaatlerin bu müsbet hizmetlerini görmezlikten gelmekte, bilâkis onları vicdansızca terör örgütlerinden daha tehlikeli görmektedir. Hükümete baskı yaparak onlarla mücadele edilmesini istemektedir. 

Bediüzzaman, “Ehl-i dünya bütün gücüyle dünyaya çalıştığı halde dünya işini de bilmiyor. Dinsiz on serserinin idaresi ve onların içinde asayişin temini, bin ehl-i salâhatın (dindar insanların) idaresinden daha müşküldür” der.  

Derin devletin en dessas hilelerinden biri; geçmişte yaptığı gibi, kendi zihniyetinde olanları iktidara getiremediği zaman Demokratlar yerine siyasal İslâmcıların başa gelmelerini tercih eder. Demokratlara yaptıramayacağı, demokrasiye aykırı olan dinle mücadeleyi ve Kemalizmi ayakta tutmayı bunlara çok rahat bir şekilde yaptıracağını bilir. Çünkü siyasal İslâmcıların demokrasiyi uygulamak diye bir gayeleri yoktur. Onlar ister gibi görünseler de aslında demokrasiye soğuk bakarlar. Yeter ki, iktidarlarına itiraz edilmesin. Her türlü tavizi vermeye hazırdırlar. Kemalizm’in devlet çarkını işletmesinden pek rahatsız olmazlar. Derin devletin de, Kemalizme dokunmadıkça, siyasal İslâm iktidarına pek itirazı  yoktur. Çünkü istediklerini onlara yaptırabiliyorlar. Aralarında “Al gülüm, ver gülüm” tarzında üstü örtülü bir mutabakatın varlığını hissettiren gelişmeler yaşıyoruz.  

İktidarın AB projesini askıya alması bunu gösterir. Derin devlet Türkiye’nin AB’ye girmesini istemez. Girerse Kemalizm’in ayakta kalamayacağını bilir. 

Aslında dindar kimlikli iktidar, derin devletle yönetimi paylaşmaya razı olmakla tehlikeli bir oyun oynuyor. Derin devlet onu kullanarak hem Kemalizmi ayakta tutuyor, hem de dinî cemaatlerle mücadele ediyor. Ona iktidarda olumsuz işler yaptırarak da İslâmî inkişafı engellemeye çalışıyor. Vazifesi bitince de, onu bir anda yerinden alaşağı edeceğini tahmin etmek pek zor değildir. Çünkü geçmişte, 28 Şubat’ta böyle  olmuştu. 

Sözün özü; Ülkemizde işlerin normalleşmesi için Demokratların, darbeciler, derin devlet ve dindar kimlikli siyasîler tarafından önlerine konan bütün engelleri aşarak ayağa kalkmaları ve iktidara gelmeleri, gerçek bir demokrasiyi uygulamaları lâzımdır. 

YENİ ASYA
<< Önceki Haber İktidar, onlara göz kırparak tehlikeli bir oyun oynuyor Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER