Sahabe mesleği ve “kardeşlerime selam” hitabı

Samanyoluhaber.com yazarı Prof. Dr. Osman Şahin 'in yazısı

SHABER3.COM

PROF.DR. OSMAN ŞAHİN 

Seçim sonrası sarsılmalar 4

Başta peygamberler olmak üzere hak yolun yolcuları he zaman musibetler ve belalarla imtihan olmuşlardır. Allah Rasûlü (SAV) en şiddetli imtihanların peygamberlerin başına geldiğinden ve onlardan sonra da onlara yakınlık derecesine bağlı olarak diğer Allah dostlarının başına geldiğini haber vermektedirler. Bu durum Allah’ın (CC) değişmeyen adetlerinden biridir ve her zaman böyle olagelmiştir: “Başına bu türlü şeyler gelmedik Hak yolcusu kalmamıştır. Eğer ille de bu musibetlerden âzâde biri olsaydı, o, yüzü suyu hürmetine varlığın yaratıldığı İnsanlığın İftihar Tablosu (SAV) olurdu; Hazreti Nuh (AS) olurdu; Hazreti İbrahim (AS) olurdu!..” “İbret, Garipler ve Korku” 

Allah (CC) sevdiği kullarını yaratılış gayelerine eriştirmek, onları kendisine yakınlaştırmak, birer insan-i kâmil olmaları ve ebediyeti kazanmaları için böyle türlü türlü zorlukları, sıkıntıları ve maddi ve manevi fedakârlık gerektiren süreçleri onlara yaşatmaktadır: “Peygamberler, Ashâb-ı kirâm ve selef-i sâlihîn efendilerimiz -Allah’ın salât ve selamı onların üzerine olsun- melekler kadar azizdi ama Allah (CC), bir yönüyle, onları da presletiyordu. Ben, sevdiklerimi böyle imtihan eder, onları böyle arındırır, öbür âleme hazırlarım. Sıratı rahatlıkla geçebilmek, mizanda terazinin sağ kefesinin ağır basmasını sağlamak, sonra Cennet’in kapılarını açık bulmak, Reyyân’dan içeriye yürümek ve Cemâlullah’ı müşahede şerefiyle şerefyâb olmak için o güzergâhın gerekleri bunlar.

Âdetullaha nazar eylerseniz, göreceksiniz ki, bu değişmez. “Allah’ın bu hilkatini kimse değiştiremez. Gerçek ve kusursuz din budur.” (Rum, 30/30) Öteden beri devam edegelen sünnetullah budur; Allah dinine omuz verenler hakkında hep hüküm bu şekilde olmuştur veya onlar o dine mensubiyetlerinin karşısında hep bu türlü şeylere maruz kalmışlar ve hep çekmişlerdir.” “İbret, Garipler ve Korku” 

Günümüzdeki Hizmet insanları da peygamber varisleri olarak emaneti yüklenen insanlar olduklarından dolayı bu ağır imtihanlardan ve süreçlerden geçirilmektedirler. Ümmet-i Muhammed’in başlangıcında sahabe efendilerimize tevdi edilen emanet ahir zamanda Hizmet insanlarına tevdi edilmiştir. İslâm öncesi yaşanan fetret devrine benzer bir dönem de 20. asrın başlarında İslâm aleminde yaşanmış ve sanki bütün yeryüzü yeni bir fetret dönemine girmiş gibidir. 

Nitekim, Beyan-ı Nebevi’de bu hakikate işaret edilmektedir: “İslâm garip olarak başladı (gariplerle temsil edildi) ve bir gün başladığı gibi yeniden bir gurbet dönemi yaşayacaktır. Herkesin bozgunculuk yaptığı bir dönemde, imar ve ıslah hamlelerini sürdüren gariplere müjdeler olsun!”

Nasıl ki, Allah Rasûlü’nin ashabıyla Kur’an’i hakikatler ve Sünnet-i Seniyye yaşanarak temsil edilip sonraki nesillere aktarılmışsa, günümüzdeki Hizmet insanlarına da sahabeye benzer şekilde, İslâm dinini Sünnet-i Seniyyeye uygun bir şekilde yaşayarak insanlara gerçek İslâm’ı temsil ve göstermek vazifesi verilmiştir.

Bunun gerçekleşebilmesi için ise sahabenin saffetine benzer bir ihlas ve safiyete (Sahabenin umumi fazilette ve hayırda üstünlüğü mahfuz) ihtiyaç bulunmaktadır ki günümüzde böyle bir kıvama ulaşmak sebepler açısından mümkün gözükmemektedir. Çünkü, asırlarca ümmetin şerrinden ve fitnesinden Allah’a sığındıkları bir zaman dilimi, Ahirzaman yaşanmaktadır. 

Buna binaen, böyle bir kıvamı elde edilebilmek, hakiki tevhide ulaşmak ve saflaşmak bu zorlu süreçlerin yaşanmasıyla, celali tecellilerin sonucunda ortaya çıkan bela ve musibetlerle mümkün olabilmektedir.

“Kimden gelirse gelsin sıkıntılar olgunlaşmanın en önemli yollarındandır. Öyle olmasaydı, Allah en sevdiği ibâdını adeta bir hamur teknesinde yoğurmaz ve yoğrulmalarına meydan vermezdi.” "Hiç durmadan yürüyeceksiniz"  

SAHABE MESLEĞİ

Bediüzzaman Hazretleri ““Ben o şühûd mertebesini de çok gerilerde bıraktım, geçtim; asıl meslek gayba imana bağlı sahabe mesleği ve Kur’an yoludur!” diyerek talebelerine bu sahabe mesleğini telkin etmektedirler: “Risale-i Nur Mesleği, tarikat değil, hakikattir. Sahabe mesleğinin bir cilvesidir. Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır. Risale-i Nur bu hizmeti lillahilhamd en müşkül ve ağır zamanlarda yapmış ve yapıyor.” Emirdağ Lahikası.

Fethullah Gülen Hocaefendi’de bu iki zaman arasındaki benzerliklere dikkat çekmektedirler: “Dünyaya meyl-i muhabbette bulunmadan, sahabî yolunda gözünü kırpmadan yürüme… Sahabenin Bedir’e yürüdüğü gibi, Uhud’a yürüdüğü gibi, Hendek’te dimdik durduğu gibi… Evlerini/barklarını, hayvanların sırtında, çardak malzemesi olarak taşıyan, otağlarını bir cephede kuran ve orada iş bitince, yine yükleyip başka bir cepheye yönelen… O günün imkanlarıyla atın, katırın sırtında tâ Ceziretü’l-Arab’dan kalkıp İstanbul önlerine kadar gelen… Allah Rasûlü’nün (SAV) tebşirâtını almaya çalışan… O insanlar (R.anhüm) bütün dünyayı -Allah’ın izni ve inayetiyle- hizaya getirdiler, Hazreti Rûh-u Seyyidi’l-Enâm’ın mânevî gücüyle, stratejileriyle, doğru yolda yürüdüklerinden dolayı Allah’ın inayetiyle, riayetiyle, kilâetiyle.

Sizin gibi bir avuç insana da Allah (CC), bir yönüyle, farklı şekilde dünyanın dört bir yanına açılma imkânını bahşetti. Eğitim ile, fakirlikle mücadele adına, ihtilafa karşı baş kaldırma, insanları buluşturma, kucak kucağa getirme, muânaka (kucaklaşma) yaptırma adına size türlü türlü muvaffakiyetler ihsan ediyor.” “İbret, Garipler ve Korku”

Allah’ın (CC) Hizmet insanlarına yaptırdığı işin büyüklüğü, Allah Rasûlü’nün (SAV) iltifatı ve başa gelen her şeyin O’nun (CC) bilgisiyle, izniyle ve yaratmasıyla başa geldiğinin, O’nun (CC) bu güzel işlerde kullandığı sevgili kullarını asla yalnız bırakmayıp koruduğunun ve onlara yardım ettiğinin şuur ve bilinciyle hareket edilmelidir ki, bu zorlu süreçler aşılabilsin, aşk ve şevkle hizmetlere devam edilebilsin:  “Hazreti Hâcer validemizi Hazreti İbrahim oraya götürdüğünde, Allah’ın emri ile götürüp oraya koymuştu. Hâcer validemiz de bunu bildiğinden dolayı “Beni buraya koymasını emreden Allah (CC), beni burada zâyi etmeyecektir.” diyordu. Onun için mübarek annemiz, hiç ümidini yitirmedi…

Ve mübarek validemiz… Bir: Allah’ın emrine inkıyat… İki; Peygamberin emrine imtisal…. Üç; gelip bir yerde tek bırakılma ve âdetâ bütün esbâbın bilkülliye sukût etmesi… Nur-i Tevhid içinde Sırr-ı Ehadiyyet’in zuhuru ve onunla hemen bir suyun fışkırması… Bütün bunları üst üste görünce, anamız, ciddî bir itminan içinde oluyor.” "Şefkat Kahramanı Kadınlar” 

<< Önceki Haber Sahabe mesleği ve “kardeşlerime selam” hitabı Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER