Boşu boşuna boşanıyoruz

Evli çiftler ayrılık kararı almaya devam ediyor. Bunun sonucunda da boşanma oranlarının yükselmesi kaçınılmaz oluyor.

Boşu boşuna boşanıyoruz

Birbirimize tahammülsüzlüğümüzün arttığı modern çağda ayrılma sebeplerinin en başına ‘şiddetli geçimsiz’ ibareleri yerleştiriliyor. Oysa çiftlerin unuttuğu bir şey var; ölüm hariç her şeyin çaresi bulunur! Kadınlar kocalarının ilgisizliğinden ve nitelikli vakit geçirememekten; erkekler ise kadınların dağınıklığından ve kendilerine bakmamalarından yakınıyor. Ancak iki taraf da orta yolu bulmaya veya hoşgörülü olmaya yanaşmıyor. Kim bilir, belki biri hatasını kabul etse karşı taraf da kabul edecek ve her şey yoluna girecek. Hâlâ vakit varken, ‘yapacak bir şey yok, tek çıkış yolu boşanmak!’ demeden önce uzmanlara kulak verin. *** Boşanmak isteyene bahane çok Mutluluğa atılan evlilik imzası, aile mahkemelerindeki boşanmalarla siliniyor. Evliliğe zor karar veren çiftler bir çırpıda boşanma kararı alıyor. Geçtiğimiz haftalarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile hükümet meselelerini bırakıp gençlere evlenmeleri tavsiyesinde bulunmuştu. Hatta Başbakan, “Siz yeter ki evlenin, ben vergiyi düşüreceğim.” sözünü de verdi. Erdoğan’ın söylediklerine gençler itibar eder mi bilinmez; ama yapılan araştırmalarda son yedi yıldır boşanma oranlarında ciddi artış gözlendiği bir gerçek. Dahası, anlaşmalı evlilikler ile tek celsede yollar ayrılıyor. Medyanın “bir boşanma davasının en az 2-3 yıl sürdüğü düşünülürse hızlı boşanmanın en iyi yolu anlaşmalı boşanmadan geçiyor” türünden haberleri ve ünlülerin arka arkaya boşanma kararı alması, toplumu iyice “evlilik”ten uzaklaştırdı. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi büyük şehirlerde yaşayanlar sürekli boşanıyor. Ancak Anadolu’nun başka şehirlerinde boşanma oranının düşük olması, istatistiklerin o kadar da iç karartıcı olmamasına yol açıyor. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün 2005 yılında yaptığı “Evlilik ve Boşanma” araştırmasında evlilikler boşanmanın 6 katı daha fazla. Ne var ki, geçen yıl Ümraniye Belediyesi’nin yaptırdığı bir araştırmada, ilçede 5 bin çiftin evlenmiş, 2 bin 366 çiftin ise boşanmış olduğu kayıtlara geçmişti. Yani evlenen çiftlerin neredeyse yarısı boşanmış. Hem de Ümraniye gibi daha çok muhafazakar bir kimliğe sahip olduğu düşünülen bir ilçede. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün araştırmasında 2005 yılında 651 buin 896 kişi evlenirken aynı yıl 95 bin 895 çift boşanmış. İşte bu durum biraz kafa karıştırsa da en son araştırmayı Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı yürütüyor. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürü Ayşen Gürcan, “Geçen yıl boşanmaların yüzde yüz arttığı yönünde çalışmalar yayımlandı. Biz de en iyisi bunu araştıralım ve gerçeği halka gösterelim dedik. Çünkü ülkemizde naylon boşanma ve sahte boşanma oranları yüksek.” şeklinde bir açıklama yaptı. Gürcan, yüreğimize biraz su serpse de evlilik kurumu giderek eski anlamını kaybetti. *** “Geçimsizlik” ilk sırada Avukatlardan aile danışmanlarına kadar hemen herkes boşanma sebeplerinin aynı olduğu görüşünde. Yani kadınlar için en büyük boşanma sebebi, erkeğin eve bakmadığı ve yine erkeğin kendisiyle ilgilenmediği gerekçesiyle ortaya çıkan şiddetli geçimsizlik. Erkekten beklediğini bulamayan kadınlar, çoğu incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerle boşanma noktasına geliyor. Erkekler ise en çok cinsel ilişki talepleri yerine gelmediğinde başka bir kadın arayışına girebiliyor. Önemli bir nokta da bazı kadınların giyim kuşam ve davranışlarını kocalarının istediği biçimde şekillendirmiyor oluşu. Bu durumda birçok erkek, evlilikten ve eşinden uzaklaşabiliyor. Evlilikler en çok 6-10 yıl arasında sonlandırılıyor. “150 Soruda Evlilik Okulu” (Akis Kitap) kitabı yeni yayımlanan aile danışmanı Fatma Taş, bunun sebebini eşlerin “denedim olmadı, elimden geleni yaptım, sabrettim olmadı artık bıçak kemiğe dayandı” türünden hislerine bağlıyor. Yine uzmanlara göre evli çiftler ilk beş yılda birbirlerine alışma dönemi yaşayacakları için ilk on yıllık süreçte birbirlerine ve ilişkilerine zaman tanımalı, birbirlerini oldukları gibi kabul etmeli. *** Çiftler hangi durumlarda boşanmalı? 2002 yılında kurulan aile mahkemelerinin ilk bilirkişilerinden biri olan sosyal çalışmacı Avukat Ahmet Köse, boşanma kararının ancak şu hususlarda verilmesini doğru buluyor: “Kadın gayrimeşru bir hayat yaşıyorsa ya da psikolojik anlamda çok önemli ve tedavisi kesinlikle mümkün olmayan bir rahatsızlık geçiriyorsa erkek kadını boşayabilir. Eğer erkek cinsel sapkınlıklara meyilliyse, uyuşturucu veya gayri ahlaki durumlara ilgi gösteriyorsa, kadına işkence düzeyinde kötü muamele ediyorsa, evinin ve hanımının hiçbir ihtiyacını karşılamıyorsa kadın eşini boşayabilir.” Boşanma sebepleri * Çiftlerin evlenmeden önce birbirlerine dürüst davranmamaları * Erkeğin ilgisizliği ve kadının kendisini değersiz hissetmesi * Kadınların evde kıyafetine ve kendine özen göstermemesi * Ekonomik sıkıntıların üstesinden gelememe * Ailelerin çiftlerin ilişkilerine karışması ve yapıcı olmamaları *** Evliliği sürdürebilmek için... * Çiftlerin birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri gerekir * Karşılıklı birbirlerine vakit ayırmalı ve ilgi göstermeliler * Sorumluluklarını bilmeli ve ona göre hareket etmeliler * Sorunları anında konuşup halletmeli ve büyütmemeliler * Zorlandıkları noktada profesyonel yardım almalılar Ahmet Köse-Avukat (Aile mahkemelerinde bilirkişi): Boşanma kararını aceleye getiriyorlar Çiftler bize çoğunlukla şiddetli geçimsizlik sebebiyle müracaat ediyor. Bunda en önemli etken, ekonomik zorlukların doğurduğu geçimsizlik. Erkekler de boşandıklarında başka kadınla beraber olabileceklerini düşünerek bu konuda sıkıntı çekmeyeceklerini zannediyorlar. Boşanmaya en kolay karar veren kişiler ekonomik özgürlükleri olanlar. Yani toplumumuzdaki erkek ve kadınlar hayatlarıyla ilgili tüm kararları alabiliyor. Bu sebeple kafalarında kurdukları aile biçimleri oluşmayınca hiç düşünmeden boşanmaya karar verebiliyorlar. *** Fatma Taş-Aile Danışmanı: Çiftler birbirini iyi tanımalı Kadınlar en çok “Eşimle iletişim kuramıyorum, akşam geliyor, yemek yiyor ve TV karşısında uyuyor, benimle ilgilenmiyor, beni dinlemiyor” diyerek eşlerini şikayet ediyor. Bu durumda kadınlar kendilerini değersiz ve yetersiz hissediyor. Sonuçta da cepheleşmeler başlıyor. Erkekler ise en çok kadınların dağınık olmasından ve kendilerine bakmamalarından yakınıyor. Nişanlılık sürecinde tarafların birbirlerine dürüst davranması gerekir. Çiftlerin ayrılma sebeplerinden biri de ailelerin ilişkiye aşırı müdahalesi ve orta yolu bulma yerine kendi çocuğuna destek olması. *** Kezban Hatemi-Avukat: En kötü barış, en iyi davadan iyidir Aile içi şiddet, eğitimsizlik, işsizlik, gelir dağılımının adaletsizliği, göç gibi etkenlerin yanı sıra medyanın son yıllardaki tutumu toplumda ahlaki çöküntü ve kültür erozyonu sonucu hâkim bir alt kültür oluştu. Uzun süreli evliliklerden sonra boşanmalarda kadın şaşırıyor, panikliyor, toplum içindeki konumunu ve alıştığı yaşam tarzını kaybetmemek için boşanmak istemiyor ve daha fazla darbe alıyor. Artık beğenilmediğini, yıprandığını çok daha çabuk idrak ediyor. 33 senelik meslek hayatımda en kötü sulhün en iyi davadan iyi olduğuna inandım hep. 2005 yılı boşanma araştırması Yıllar - Boşanma sayısı 2000 76.230 2001 91.609 2002 90.454 2003 89.311 2004 93.144 2005 95.985 DİLEK CİHAN GÜRAY- ZAMAN
<< Önceki Haber Boşu boşuna boşanıyoruz Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER