Gazetecilerden balyoz için suç duyurusu

Kamuoyunu sarsan Balyoz darbe planına tepkiler çığ gibi büyüyor.

Gazetecilerden balyoz için suç duyurusu

Camilere bombalı saldırı ve Türk savaş uçağının düşürülmesi gibi kanlı senaryoların işlendiği planda, darbe sonrasında gözaltına alınacak gazeteciler de listeleniyor. Plana tepki gösteren gazeteciler, bugün önce basın toplantısı düzenleyecek ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunacak. Türkiye, arka arkaya ortaya çıkan darbe belgelerinin ardından gündeme gelen en kanlı planın şokunu yaşıyor: Balyoz Güvenlik Harekât Planı. Sıkıyönetim ve darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planları, darbe sırasında gerçekleştirilecek gözaltı ve el koyma süreçleri ile darbe sonrasında uygulanacak hükümet programı planda ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca, darbede görev alacak personel, darbecilerin öngördüğü bakanlar kurulu üyeleri, gözaltına alınacak ve faydalanılacak gazeteciler de listeleniyor. Planda en çok tepki çeken ise darbeye zemin hazırlamak için Fatih ve Beyazıt camilerinin bombalanması ve Türkiye ile Yunanistan'ın savaşması için Türk jetinin düşürülmesini öngören dehşet verici senaryolar oldu. Tüyler ürpertici planda, darbenin hemen ertesinde tutuklanıp cezaevine atılacak 36 gazetecinin ismi yazıyor. Hem darbe planına hem de isimlerinin bu listede yer almasına tepki gösteren gazeteciler, Nazlı Ilıcak'ın öncülüğünde bugün saat 12.00'de Cevahir Otel'de bir araya geliyor. Yapılacak toplantının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunacak olan gazeteciler, bunu bir vatandaşlık görevi olarak yerine getireceklerini vurguluyorlar. Onlara göre, bu plan sadece gazetecilere karşı değil, ülkenin tüm vatandaşlarına karşı yapılıyor. Bu yüzden herkes demokrasiye kasteden bu kanlı plan karşısında dik durmalı ve tepkisini dile getirmeli. Ancak bu şekilde Türkiye'de hukukun ve demokrasinin gelişmesi mümkün olur. Skandal listeye, 'faydalanılacak 137 gazeteci'den bazıları da itiraz ediyor. Suç duyurusunda bulunacak meslektaşlarına destek veren gazeteciler, "Plan gerçekse biz de dava açarız." diyor. Bugünkü fişlemeler de iptal edilsin Ali Bayramoğlu (YeniŞafak Gazetesi): Suç duyurusunda bulunmak istiyoruz prensip olarak. Ben bir vatandaşlık görevi olarak bunu yapacağım. Şahsa kasıt var, kanun dışı bir eylem var. Silahlı Kuvvetler'in doğal ve normal sınırlarına çekilmesi için bunu yapacağım. Bu işin üzerine gidilmesi lazım. Mesele sadece 2003'te fişlenmek değil. Bugün, İstanbul Garnizonu'nda EMASYA çerçevesinde kaç kişi fişlenmiş durumda? Bunlar yasadışı. Hepsi açığa çıkarılıp iptal edilmelidir. Toplantımız '137 gazeteci'ye de açık NAZLI ILICAK (SABAH GAZETESİ): Andıçlar döneminde gazeteciler büyük baskılar altındaydı. İşlerinden atılmışlardı. Şimdi süreç de buna müsait. Bu yönde mesleki ilk dayanışmayı sergileyeceğiz. EMASYA'nın kaldırılması, sivil yargının güçlendirilmesi ve alanının genişletilmesi gibi çağrılarda bulunuyoruz. 'Faydalanılacak gazeteciler' listesindeki 137 kişi içinde de demokrasi yanlısı olanlar var. Metni onlara da gönderdik. Bu nedenle bu toplantı herkese açık. Gelin hep birlikte suç duyurusunda bulunalım. Bizi öldürmeyi planlamışlar Mehmet Altan (Star Gazetesi): Toplantıya katılıp suç duyurusunda bulunacağım. Bunu mutlaka yapacağız. Diğer arkadaşları da ordu saflarına katılmaya çağırıyorum. Bu insanlar darbe yapınca bizi alıp götürmeyi, hatta öldürmeyi planlamışlar. Bunun kabul edilemez olduğunu söyleyeceğiz. Suç işlemeyen adamı neden alıp götürecekler? Çünkü hoşlanmıyorlar. Burası dağ başı mı, böyle bir plan yapılabilir mi? Bizim amacımız bilinç yükseltmektir. Bütün dünya basını da bu toplantıya davetli. Bu yüzden yapılan organizasyon önemli. Üzerimize düşeni yapacağız Hasan Celal Güzel (Radikal Gazetesi): Ben imzamla suç duyurusuna katılıyorum ama İstanbul'a gelmeyeceğim. Bu bir hak aramadır, bir suç işlenip darbe yapılacak, hiçbir suçu olmayan kişiler alınıp götürülecekti. Bu da programlanıyor, resmi belgelerde bulunuyor. Bu resmen suç teşebbüsüdür. Mutlaka bunu yapanlar hakkında gereken takibatın yapılması lazımdır. Savcılık mutlaka gerekeni yapmalıdır. Böyle kepazelik olmaz. Öteki faydalanacaklar listesindeki gazetecilerin de tek tek 'biz bu listede olduğumuz için üzüldük, darbeyi onaylamıyoruz' diye açıklama yapmaları lazım. Aksi takdirde onlar da töhmet altında kalır. Hukuk ve demokrasi kazanmalı Sibel Eraslan (Vakit Gazetesi): Suç duyurusuna katılacağım. Türkiye'nin geçmişi demokrasi sabıkalarıyla dolu. İhtilaller, 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası. Bunlardan gelen bir ülkenin vatandaşı olarak böyle bir ihtimal var. Bunun karşısında dik durmak, mücadele etmek ve üzerine gitmek gerekiyor. Ben bu yüzden önemsiyorum bu çağrıyı ve suç duyurusunu. Demokrasinin izini sürme noktasında bu çağrı hepimizi kapsıyor. Sadece afişe olmuş 36 gazeteci değil, hepimiz için de bir sorun var. Çünkü darbe tehdidi Türkiye'deki bütün vatandaşları hedef alıyor. Bu yüzden bu hak arama girişimini vatandaşlık bilinci olarak çok önemli görüyorum. Ne kadar çok bu bilinç içinde olursak daha çok hukuk ve demokrasi kazanır. Bunu devam ettirmek zorundayız. Türkiye değişiyor, değişecek Etyen Mahçupyan (Agos Gazetesi): Bu yönde bir bilgi bana henüz ulaşmadı. Eğer toplu olarak bir şey yapılıyorsa bunun içinde olurum. Türkiye zaten değişiyor ve değişecek. Bizim çalışmalarımızın ve yazılarımızın da buna bir katkısının olduğunu, olacağını düşünüyorum. Plan gerçekse biz de dava açarız Fatih Altaylı (Habertürk): İnşallah BİR ŞEYLER AÇIĞA ÇIKAR Her iki listeye de güldüm. Bana göre ciddiye alınacak bir yanı yok. Eğer bir asker kaleme aldıysa, onu tespit etsinler ve orduyla ilişiğini kessinler. Yaptığı iş yasalara aykırı olduğu için değil, bu kadar salak olduğu için. Çünkü o listede Emre Aköz var. Aköz 2003'te Life Style yazarı. Niye tutuklanacaklar listesinde olsun? Orada çok doğru düzgün gazeteciler de var. Diğer tarafa, faydalanılacak gazetecilere bakın, düne kadar askerler tarafından suçlanmış gazeteciler var. Ben de bunlardan bir tanesiyim. Suç duyurusunda bulunmam. Bulunanlara da hayırlı olsun. İnşallah bulunmaları bir fayda sağlar. Bir şeyler açığa çıkar. Ama zannetmiyorum. Balyoz gibi planlar yapıldıysa, 2003'ten bugüne kadar gerçekleşememesi güzel. Özden Örnek'in günlüklerine bakınca, 4 kuvvet komutanı bir araya gelip darbe yapmaya çalışmış ama yapamamışlar. Demek ki gerek Türkiye gerekse Türkiye'nin içinde bulunduğu uluslararası konjonktür artık darbelere uygun değil. Şunu biliyorum ki, en kötü sivil yönetim, en iyi darbe yönetiminden daha iyidir. Hakan Aygün (Flash TV): Destek isterlerse veririm Ben öncelikle böyle bir listede yer alıp almadığımı tam olarak bilemiyorum. Benim açımdan çok büyük bir sorun yok. En azından TSK'nın beni düşman olmayan gazeteci olarak gördüğünü kabul ediyorum, yandaş bir gazeteci olarak gördüklerini hissetmedim. Hatta gazeteci olarak Genelkurmay'la ters olduğum zamanlar da yaşadım. Bu ülkenin hükümeti gibi TSK'sına da büyük bir saygım var. Belge doğruysa 36 gazeteci açısından sorun var demektir. Suç duyurusunda bulunup haklarını aramalarından da daha doğal bir şey olamaz. Benden destek talep ederlerse memnuniyetle veririm; ama suç duyurusunda bulunmam mümkün değil. Çünkü biz mağdur durumda değiliz. Ben o meslektaşlarımın da her zaman arkasında yer alırım. Necati Doğru (Vatan Gazetesi): PLAN GERÇEKSE dava açaRIM Şahsi olarak bunun netleşmesini bekliyorum. Darbe planını yapanlar, gerçekten benim ismimi koymuşlarsa oraya, onlara karşı dava açacağım. Açmalıyım. Ama bu planın, bu isimlerin sonradan sokuşturulduğu ve bizim adımızı lekelemek için bir tuzak olduğu ihtimali de var. Bu durumun netleşmesini istiyorum. Tablo netleşsin, bu plan yapılmışsa bizim isimlerimizde konmuşsa dava açacağım. Ama yapılmamışsa bizim ismimizi oraya bizim adımızı lekelemek, kalemimizin namusuna tecavüz etmek için yapmışlarsa onlar için de dava açacağım. Bu arada, 'tutuklanacaklar listesi'nden toplantılarına katılmam için bir davet almadım. Haluk Şahin (Radikal Gazetesi): BU AĞIR BİR İFTİRADIR Gerçekten böyle bir şey var mı, yok mu bilmiyorum. Bu nedenle ilk etapta Taraf Gazetesi'ne suç duyurusunda bulunuyorum. Bu ağır bir iftiradır. Eğer Taraf Gazetesi gerçekten böyle bir listenin var olduğunu kanıtlarsa, elbette o suç duyurusunun hedefi onu hazırlayanlar olacaktır. Şu an benim karşımda Taraf Gazetesi var. Onların yayınlamasından dolayı onları muhatap olarak görüyorum ve onlar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Ama derlerse ki 'Bakın bu işin aslı burada' ve ispatlarlarsa aynı suç duyurusu onlar için de geçerli olacaktır. 36 gazetecinin hakkıdır, suç duyurusunda bulunmak. Öyle ya da böyle biz gazetecilere çamur atmak, mesleğimizin en büyük ayıplarından biridir. Çünkü bizim hayattaki en büyük sermayemiz inanılırlığımızdır. Nuri Elibol (Türkiye Gazetesi): yargıya başvuracağıM 2003'ten bu yana yazı yazıyorum. İradem dışında birisi benim ismimi o listeye koymuş. Abuk subuk bir şey. Lanetliyorum. Ben de yargıya başvurmayı düşünüyorum. Silahlı kuvvetlerden o liste hazırlandıktan iki yıl önce emekli olmuştum. Orayı peygamber ocağı olarak gören bir adamım ben. O 36 isim de büyük bir bölümü neredeyse tamamı o ocağı peygamber ocağı olarak gören insanlar. 36 kişi, doğru yapıyor. Herkes hukuk yolu ile hakkını aramalı. Kendi yasal sınırları dışına çıkan, demokrasiyi hazmetmeyen, millet iradesini hazmetmeyen, ordu içerisindeki sayıları çok az da olsa bu insanları asla desteklemiyorum. Demokrasiyi hazmedemeyen bir insan benden asla istifade edemez. Can Ataklı (Vatan Gazetesi): Kendimi iki grupta da görmüyorum 'Darbeye karşı çıkanlar'la 'destekleyenler' gibi bir liste yapmak yanlış. O sırada yönetici konumunda olanlar var. 'Destek olacaklar' listesindekileri, eylem sırasında ilişki kurulacak, bilgi verilecek, haber yapması sağlanacak kişiler diye algılıyorum. Listenin doğru olup olmadığı konusunda endişelerim var. Suç duyurusunu yaparken kimi suçlayacağım, onu da bilmiyorum. 'Demokrat' olanlar, 'darbeye destek verenler' ayrımından da son derece rahatsızım. Arkadaşlar özgürce suç duyurusunda bulunabilir. Ama ben ne o 137 kişi içinde, ne o 36 kişi içinde görüyorum kendimi. O sırada Star TV'nin haberlerini sunuyordum. İlk kez böyle bir listede oluyorum. Leyla Umar (Vatan): haksızlık varsa destek veririm En ufak şekilde böyle olaylarla ilişkim yok. 81 yaşındayım. Bugüne kadar bu tür ilişkilerim olmadı. Bundan sonra mı olacak? O listede olmak çok çirkin bir durum. Eğer ortada bir haksızlık varsa, o 36 gazeteciye destek olurum. ZAMAN
<< Önceki Haber Gazetecilerden balyoz için suç duyurusu Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER