|
ULUSUN TEMSİLCİSİ TSK DEĞİL TBMM'DİR 
"Emekli orgenerallere ziyaret, Başbakan Erdoğan tarafından "insani amaçlı" olarak yorumlandı..." Şahin Alpay yazdı.
Kocaeli Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi'nin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) adına Kandıra F Tipi Cezaevi'nde, Ergenekon örgütü davası kapsamında tutuklu bulunan emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'u ziyaret etmesi, Başbakan Erdoğan tarafından "insani amaçlı" olarak yorumlandı.
Başbakan'ın yorumunun genel kabul görmeyeceği, bu ziyaretin Türkiye'de askeri otoritenin yalnızca siyasi sürece değil, yargı sürecine de müdahalelerde bulunmasının son örneği olarak kayda geçeceği muhakkak.
Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Aydoğan Babaoğlu'nun, "Bence Ergenekon'un ne olduğu belli değil ki..." şeklindeki sözlerinin de, mahkemece tutuklanmış 53 sanığı olan davayı "sulandırma" gayreti olarak yorumlandığına da kuşku yok. Kandıra F Tipi Cezaevi'ne TSK adına yapılan ziyaret ise, kamuoyunun Kocaeli Garnizon Komutanı Korg. Mendi'nin sicili hakkında bilgilenmesine vesile oldu. (Doyurucu bilgi için bkz. Taraf, 5 Eylül)
Son iki yazıdan devamla Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un devir-teslim törenlerinde yaptığı konuşmalara dönecek olursam: Sayın Başbuğ, Türkiye'nin sosyal devlet niteliğinin zayıflamasının toplumu cemaatleşmeye ittiğine ilişkin tesbitinde haklı. Bu gözleme, cemaatleşmenin hukuk devletinin zafiyetiyle de ilgili olduğunu eklemek gerekir. Devlet, sosyal yardımlaşma ve hukuku uygulama alanlarında yetersiz kalınca, toplumun geleneksel dayanışma ağlarına yaslanmak zorunda kaldığı muhakkak. Evet, eğer cemaatleşme istenmiyorsa, sosyal devlet ve hukuk devleti güçlenmelidir.
Öte yandan unutmamak gerekir ki, din temelli cemaatler Türkiye'de toplumun işsizlik, yoksulluk, eğitimsizlik gibi sorunlarla başa çıkmasına yardımcı oldukları gibi, sağladıkları "sosyal sermaye" (yüz yüze ilişki ağları) ile ekonomik kalkınmada önemli bir rol oynamakta, dinsel ve dünyevi faaliyetlerin ayrışmasına, dolaylı olarak laikleşmeye katkıda bulunmaktadır. Asıl unutulmaması gereken ise şudur: İnsanlık varoldukça dini inançlar varolacak, artan güvensizlik ve belirsizlikler dindarlığı arttıracaktır. Demokratik bir toplumda dine (az veya çok) bağlı yaşam tarzları, en az dine (az veya çok) bağlı olmayan yaşam tarzları kadar saygıya layıktır. Dindar ya da "laik", belirli bir yaşam tarzını bütün topluma dayatma, ancak demokrasiyi dışlayan rejimlerin gayreti olabilir.
Başbuğ "çağdaş uygarlığın üzerine çıkma" çabası bağlamında bir araç olarak AB üyeliğine destek verirken, Koşaner'in dolaylı ifadelerle AB'ye katılım sürecini ulusal güvenliğe bir tehdit olarak sunması dikkat çekti... Bu konuda söylenmesi gereken şu: Koşaner'in imasının tam tersine AB'ye katılım süreci, Türkiye'de demokrasinin yerleşmesi kadar, gerek "ulus devletin" gerekse "laik devletin" korunması açısından da önem taşıyan dış desteklerden biri. AB projesi de, özünde, ulus devletlerin aşılmasının değil, korunmasının güvencesi.
Koşaner "TSK'nın ulusu dışında ayrı denetime ihtiyacı bulunmamaktadır," diyerek açıkça Türkiye'de silahlı kuvvetlerin sivil demokratik denetime tabi olmadığını, yani TSK'nın TBMM ve ondan çıkan siyasi otoriteye hesap vermek durumunda olmadığını da söylüyor. Totaliter rejimlerde bile silahlı kuvvetler, siyasi otoritenin denetimine tabidir. Silahlı kuvvetlerin siyasi otoritenin denetimine tabi olmadığı yerler yalnızca, ordunun ulusu temsil etme iddiasını taşıdığı askeri rejimlerdir. Türkiye ise bir demokrasidir ve burada "ulus"un temsilcisi TSK değil TBMM'dir.
Koşaner'in, 2006 yılında Genelkurmay 2. Başkanı iken kendisine verilen "andıç"taki ifadeleri yansıtan bir biçimde, kendisinden farklı görüşlere sahip STK, medya, akademi ve iş dünyası mensuplarını "ulusal güvenliği tehlikeye atmakla" itham etmesi ise, demokrasimiz açısından fevkalade hazin bir olay. Türkiye'nin güvenliğini tehlikeye atanların kimler olduğuna karar vermek, TSK komutanlarına değil, (Ergenekon örgütü davasında olduğu gibi) hukuk devleti kurallarını uygulayan yargı organlarına aittir. 06.Eylül.2008 08:20:22 |
|
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| SİZDEN GELEN YORUMLAR | [7 adet yorum gelmiştir]
|
|
|
yasar avcı 06.Eylül.2008 21:37:28 |
|
|
 |
|
|
sayın alpay sizi tebrik ediyorum.allah sizi her türlü bela ve musibetten korusun.binler selam. |
|
|
|
SELAHADDİN EYYÜBİ 06.Eylül.2008 19:38:09 |
|
|
 |
|
|
DEVR-İ MİTHAT PAŞA'DAN BERU İSTEMEZUK!!
VOLKAN KARDEŞİMİN DEDİĞİ GİBİ,ARTIK PAŞA İKTİDARININ YERİNİ MECLİS İKTİDARI ALMALI.MECLİSİN İKTİDAR OLMASI ENGELLENEMEZ,ERTELENİR. |
|
|
|
VOLKAN 06.Eylül.2008 16:51:47 |
|
|
 |
|
|
bitsin artık paşa saltanatı
BİTSİN ARTIK YILLARCA SÜREN BU PAŞA SALTANATI.YETER KARDEŞİM YILLARCA BU MİLLETİN KANINI EMDİNİZ.ARTIK EMDİRMEK İSTEMİYORUZ.İNİN MİLLETİN ÜSTÜNDEN.BU MİLLET FAKİR BİR ŞEKİLDE İDARE EDERKEN SİZ YILLARCA KRALLAR GİBİ YAŞADINIZ.BÜTÜN ÇABANIZDA BUNLARIN DEVAM ETMESİ.YOKSA NE LAİKLİK UMURUNUZ DA NEDE BAŞÖRTÜSÜ.İNGİLTERE KRALİÇESİ BİLE SİZE HEVESLİYOR.HESAP SORULMAZ.ALEHDE YAZI YAZILMAZ.KRALLIK BİTTİ HEMŞERİM UYANIN. |
|
|
|
melih 06.Eylül.2008 13:36:25 |
|
|
 |
|
|
bi ülken 3 belirgin olay olursa asıl tehlikededir 1.ahlak sistemi çökerse 2. adalet sistemi çökerse3 ordusu asli görevi dışına çıkıp siyaset yapmaya başlarsa .askerin siyaset yapmasnı halk istemiyor ya bunu asker görmüyor yada görmek istemiyor ama asıl zararı kendi görüyor |
|
|
|
b.ş 06.Eylül.2008 11:54:43 |
|
|
 |
|
|
HOCAM HİÇ YORMAYIN KENDİNİZİ !
HOCAM , BİZİM BUNLARA HEEÇ AHLIMIZ ERMEZ GAARİ ! HER TÜRK DOĞUŞTAN ESKER OLDUĞU İÇUN VE DE ESGER MİLLET OLDUĞUMUZ İÇUN BİZE SADECE EMREDECEENİZ BİZ DE YATIP GALHIP SÜRÜNECEEZ GAARİ . |
|
|
|
şamil 06.Eylül.2008 10:05:57 |
|
|
 |
|
|
Yüreğinize sağlık
Çok iyi ifade etmişsiniz. Günlerce böyle bir köşe yazısının hasreti ile bekledik. Eminiz ki TSK içinde büyük çoğunluk millet gibi düşünüyor. Ancak sessiz çoğunluğun genelkurmay sitesine o bildirinin konulmasını engelleyemediğini düşünüyorum. Tıpkı 27 Nisan bildirisinin malum durumu gibi.. |
|
|
|
mehmet hanefi 06.Eylül.2008 09:17:50 |
|
|
 |
|
|
daha ne kadar sürecek
Bir sade vatandaş olarak üzüntüm sonsuzdur.Hukuk devletinde, devleti kökünden sarsmaya çalışmakla suçlanan iki emekli general, TSK yı temsilen ziyaret ediliyor.Bunu hukuk kurallarının neresine koyacaksınız?Bir zamanlar, Adalet Bakanı Şevket Kazan da laikliğe aykırı davranışla suçlanan bir kişiyi ziyaret etmiştide, yer yerinden oynamıştı.Peki sormak lazım değilmi; ne farkı var bu iki olayın?Akıllar yerinden oynatılırsa, vicdanlar devreden çıkarılırsa, hele HUkuk Hukuk diyipte Hukuksuzluğun dikalası yapılırsa HALK bunu yutmaz, yutmuyorda.TSK, siyasete ve hukuksuzluğa bulaştırılmamalı, gönlümüzdeki nadide yerinde kalmalıdır. |
|
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|