|
ENFLASYONU YENMEK NEDEN ZOR? 
İç gündemimiz son yılların en hararetli dönemini yaşıyor.
Olup bitenler ekonomiyi arka plana atabiliriz anlamına gelmemeli.
dünyada fırtınalar kopuyor. Ve bu fırtınanın bizi de yutmaya niyeti olduğu akıldan çıkarılmamalı.
Dövizin seyri, borsanın hali, enflasyonun gidişi dünyanın etkisi altında.
Ekonominin babaları geçen hafta Tokyo’da bir araya geldiler. Ev kredilerinden kaynaklanan krizin dünyayı sarmaya başladığının altını çizdiler.
Heng Seng’in popüler endekslerinden bir tanesi 30 binlerde geziyordu, şimdi 20 binlerde zor tutunuyor. Bu pırıltılı endeksin yüzde 30 kaybının bir anlamı olsa gerek.
17 Ekim’den bu yana Dow Jones endeksi de yüzde 17 değer kaybetti. Ve maalesef en ufak kötü haber katlanarak etki ediyor. İyi haberlerse saman alevi gibi geçiyor.
Son günlerde sadece Türkiye’de değil, dünyada da teknik analizler fayda etmiyor. Direnç-destek noktaları ilan edenler neye göre bu rakamları tespit ediyorlar, anlamak güç. Bütün hesaplar 6 aydır alt üst olmuş durumda.
Dünya bir de enflasyon derdine düştü. Merkez bankaları’nın en büyük kabusu bu.
Oysa ekonomiler yavaşlayınca enflasyon düşmeliydi. Yüksek petrol fiyatları enflasyonun düşmesine müsaade etmedi. Demokles’in kılıcı gibi tepesinde duruyor.
Petrol fiyatları bu seviyedeyken enflasyonu düşürmek çok zor. Bu şartlar devam ettiği sürece bizim de enflasyonda başarı sağlayacağımızı söylemek hayal olur.
Avrupa’da son 14 yılın en yüksek enflasyonu yaşanıyor. ABD, piyasaları düzeltmek için indirdiği faizlerin enflasyon olarak geri dönmesinden korkuyor.
Enflasyon tüketicinin cebindekini kemiriyor. Ekonomi yapıcılar bunun için korkuyor.
Enflasyon çıkarsa, tüketici içine kapanırsa, üretim azalırsa, işsizlik azarsa… Korkmakta haklı görünüyorlar.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’nin faiz indirmeye cesaret edememesini buna bağlamak yanlış olmaz. Ama şimdilik kaydını düşmek lazım. Çünkü finans piyasasındaki kötü gidiş böyle devam ederse geri adım atmamakta direnemez. Bu fikrimi aşağıdaki grafik bakın nasıl destekliyor.
Kırmızı çizgi FED’in (Amerikan Merkez Bankası), mavi çizgi ECB’nin (Avrupa Merkez Bankası) faizdeki 9 yıllık seyrini gösteriyor.
2001 Ocak’ta FED faiz indirmeye başlıyor, ECB ancak Mayıs’a kadar dayanabiliyor. O da inişe geçmek zorunda kalıyor. Sonra FED 2004 Haziran’da işler yoluna girdi gerekçesiyle faizleri yukarı çıkarmaya başlıyor. Uzunca bir süre bekleyen ECB yine FED’i takibe başlıyor, 2005 Aralık’ında çıkışa başlıyor.
Şimdi FED şok bir iniş yolunda. Gözler ECB’de. Başkan Trichet faizleri yükseltmeyeceğini açıkladı. Ama henüz indirime gitme sinyali de vermedi. Grafik açık. Avrupa, faiz konusunda ABD’yi geç de olsa takip ediyor ya da etmek zorunda kalıyor.
DOLAR GÜÇ MÜ TOPLUYOR?
Peki ne zamandır baskı altında kalan dolar kıpırdanmaya mı başlıyor? Galiba evet. Son 1 haftaya bakalım. Dolar en büyük rakibi euroya karşı atağa geçti. Euro/dolar paritesi 1.49’dan 1.44’e geriledi.
Sadece euro’ya değil, diğer bütün dünya paritelerine karşı gözle görülür bir üstünlüğü var. Oysa Amerikan ekonomisinde düzelen bir şey yok. Üstelik resesyonun derinlemesine devam ettiği herkesin ortak kanaati. Bütün bunlara rağmen dolar ayakta kalıyor. Bu da hala en güçlü para birimi olduğunu açıkça gösteriyor.
Çok yüksek petrol fiyatları, pusuda yatan dolar, Merkez Bankası’nın üzerindeki faiz baskısı ve kötü giden dünya ekonomisi… Enflasyonu yenmek için önce bunlarla baş etmeli.
Bir sonraki yazıda ; “dolar neden güçlü?” ona bakmaya çalışalım.
11.Şubat.2008 08:42:00 |
|
|
|
|
 |
|
|
| |
| YAZARIN DİĞER YAZILARI |
|
| |
|
|