Kırkpınar'da 650. Buluşma

Kırkpınar'da 650. Buluşma

Dünyanın en eski spor organizasyonlarından biri olan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, 8 Temmuz 2001 Cuma günü, Edirne Sarayiçi mevkisindeki Er Meydanı'nda başlayacak. Alınan bilgiye göre, 2 bine yakın pehlivanın katılması beklenen Kırkpınar'a 650. yılı dolayısıyla ilginin fazla olması öngörülüyor. Edirne Kırkpınar Haftası'nın başlaması dolayısıyla Sarayiçi ve Saraçlar Caddesi başta olmak üzere kentin çeşitli yerlerinde kültür, sanat ve spor etkinlikleri arttı. Yerli ve yabancı dans ve halk oyunları ekiplerinin gösterileri ve bando konserleri vatandaşların ilgisini çekerken, hafta boyunca çeşitli sanatçılar konserler verecek. Kentin sokaklarında, yağlı güreşin geleneksel isimleri gezmeye başladı. Pehlivanlar, hakemler, cazgırlar, eski güreşçiler ve Kırkpınar ağaları Edirne'ye ayrı bir renk katıyor. -TARİHİ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ'NİN OLMAZSA OLMAZLARI- Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin ''olmazsa olmazları'' bazı kaynaklara göre şöyle: Kıspet: Pehlivan için çok önemli olan bir unsurdur. Kıspet sözü Kisveden gelir. Kıspet dikmek ayrı bir ustalık ister. Kıspetin beli düz ve kıvrımlıdır. Kenarın iç tarafına uçkur vazifesini görsün diye kalınca bir ip parçası geçirilmiştir. Bu ip bir uçkur gibi kıspetin beli açar ve kapar. Buraya ''Kasnak'' denir. Güreşte hasmın eli bu kasnağı kolaylıkla tutmasın diye bazı kıspetlerde kasnağı beş, altı kat deriden yaparlar. Bu deri hem sert, hem enlidir. Kıspetin arka tarafı pehlivanın oturması için geniş yapılır fakat uyruk ve paçalar dardır. Ancak pehlivanın bacağı girip çıkar. Paçalar sayvanlıdır. Bu paçalar baldırın üstünden iple bağlanır. Paçalar, hasmın eli veya parmağı içeri girmesin diye güzelce sıkılır. Paça iç taraftan keçebent denilen keçe parçası veya bez ile sarılır. Paçanın adı da şirazedir. Zembil: Kıspetler ''zembil'' adı verilen sazdan yapılmış bir torbada taşınırlar. Zembilin en büyük özelliği pehlivanın kıspetine bulaşan yağı dışarı vermemesidir. Usta pehlivanlar gelecekte başarılı olacaklarına inandıkları çıraklarına zembillerini taşıtırlar, bu bir gelenektir. Ayrıca güreşi bırakan pehlivan zembilini duvara asar. Yağlama: Güreş esnasında vücudun kavranması güç olsun diye pehlivanlar zeytinyağ ile yağlanmaktadır. Pehlivanlar yağ ve su ile doldurulmuş kazanların etrafında yağlanırlar. Pehlivanlar önce sağ elle sol omuza, göğse kol ve kıspete yağ sürerler daha sonra sol elle aynı işlemi yaparlar. Pehlivanlar bu arada birbirlerinin sırtını yağlarlar. Güreş başladıktan sonra pehlivanlar çayırda dolaşan ibrikçilerden diledikleri zaman yağ ve su alabilirler. Davul ve zurna: Davul güreşin en önemli öğelerinden olan davul ve zurnada Kırkpınar'a has bir melodi bulunmaktadır. Yağlı güreşlere çalacak olan müzisyenlerin güreş ezgilerini çok iyi bilmeleri, güreşin gidişatına göre müziğin ritmini ayarlamaları gerekir. Peşrev: Güreşin başlangıcı ve güreşe hazırlıktır. Ahenkli ve mevzulu bir biçimde güreşe ısınma hareketi olarak bilinen peşrev seyircilerin göz zevkini okşamasının yanında pehlivanın moralini yükseltir. Pehlivan peşrevle, kaslarını, nefsini, kalbini ve beynini başlayacak olan güreşe hazırlar. Güreşmek üzere çayıra çıkan pehlivanlar ahenkli bir şekilde ellerini ve kollarını sallayarak peşreve başlarlar. Peşrevde üç kez ileri üç kez de geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülerek önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına üç defa değdirilir. Bu merasim bitikten sonra sıçrayarak ''Haydı bre'' pehlivan diye nara atılır. Karşılıklı gidiş ve gelişten sonra rakibin paçaları yoklanır, sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, eller tutuşur ve böylece güreşe girilmiş olur. Cazgır: Çayırda güreşecek olan pehlivanların adlarına, lakaplarını, oyunları seyircilere anlatan kişidir. Genellikle eski pehlivanlardan olan cazgırlar güreşecek pehlivanları bütün özellikleriyle halka anlatır ve dualarla pehlivanları meydana sürer. Bu merasimden sonra pehlivanlar da halka doğru yürüyerek güreş için hazırlığa başlarlar. Buna yağlı güreşte ''çıkış'' adı verilir. Hakem: Yağlı güreşin ilk zamanlarında birkaç eski pehlivan, köy ağaları veya güreşlerden anlayan birkaç kişi kurallara aykırı iş yapılmasın diye güreş meydanının bir köşesine oturur güreşleri kontrol ederdi. Bu gün ise kuralları uygulayan meydan ve kule hakem heyetleri oluşturulmuştur. Ağa: Kırkpınar güreşlerinin en temel öğelerinden biri ağalık müessesesidir. Önceleri pehlivanları güreşe çağıran, yarışmaları düzenleyen, gelen konukları ağırlayan, yemek ve yatacak yerlerini temin eden, örf ve adetlere uygun olarak güreşlerin yapılmasını sağlayan, ödüller veren Kırkpınar Ağasıymış. Ancak şimdi ağanın saydığımız bu faaliyetlerinden büyük bir bölümü Edirne Belediyesi'nce karşılanmaktadır. Altın Kemer: Kırkpınar başpehlivanına verilen, Kırkpınar'ın en büyük ödülüdür. Kırkpınar'da başpehlivan olan güreşçi 1 yıl süreyle altın kemerin sahibi olur. Ancak aralıksız üç yıl üst üste başpehlivan olan güreşçi altın kemerin sürekli sahibi olur. Altın kemer Edirne Belediyesi'nce özel olarak yaptırılmaktadır. Bu arada Kırkpınar Ağası da şehre gelişinde altın kemer takılarak karşılanmaktadır. Aralıksız Üç yıl üst üste Kırkpınar Ağası olan kişi de altın kemerin sürekli sahibi olur. Bu kemerin şimdiye kadar Alper Yazoğlu, merhum Hüseyin Şahin ve Adem Tüysüz sürekli sahibi olmuştur. Bu yıl Kırkpınar Ağası Seyfettin Selim de altın kemeri alacakaktır. Er Meydanı: Edirne Belediyesi'nce tertiplenen Tarihi Kırkpınar Güreş ve Kültür Etkinlikleri Haftası, Edirne'nin en önemli mesire yerlerinden birisi olan Sarayiçi mevkiindeki sahada yapılmaktadır. 1985 yılına kadar salaşpur denilen sazdan yapılma tribünlerle çevrili olan Er Meydanı, 1985 yılında dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal'ın talimatlarıyla yenilenmeye başlanmıştır. İlk etapta şeref tribünü ve şehir yönüne doğru olan tribünler yıkılarak betonarme olarak yeniden yapılmış, üzeri de uzay çatı ile kapanmıştır. 1992 yılına kadar geçen sürede tribünlerin hakem kulesinin tarafındaki bölümü eski halinde hizmet verirken, o yıl Kırkpınar'a gelen Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in talimatıyla buranın da yapımı için çalışmalar başlatılmıştır. 1992 Eylül ayında ihalenin gerçekleştirilmesiyle başlanan tribün yapımı, 1996 yılı Kırkpınar haftasında tamamen bitirilmiş ve 25 bin izleyici kapasitesiyle Sarayiçi Er Meydanı bugünkü haline getirilmiştir. (SAR-KAN)04.07.2011 12:34:15
<< Önceki Haber Kırkpınar'da 650. Buluşma Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER