|
TİMSAH GÖZYAŞI ACILARI DİNDİRMİYOR 
İzmir'de dur ihtarına uymayan bir kişinin polisin uyarı ateşiyle ölümünden sonra medya, şimdi bir polisimiz şehit oldu haberleri yapıyor.
Polis teşkilatı, toplumun huzur ve güveni için gece gündüz, toplumun safrasıyla, yani teröristi, katili, soyguncusu, gaspçısı, hırsızı, arsızı ve sarhoşuyla uğraşıyor. Polisin işi, hiç bir vatandaşın, hiçbiriyle yüzleşmek istemediği insanlar.
Bu yüzden üniforması, kelepçesi, jopu, bir de belinde silahı var. Ne var ki polis jopu kullansa suç oluyor, silahı kullansa katil hatta tetikçi ilan ediliyor. Yani polisin durumu eline uzun bir sopa verilmiş ama daracık odada suçluyla başbaşa bırakılmış bir çocuktan farksız. Eline verilen sopa, bir elini meşgul edip, yük olmaktan başka bir işe yaramıyor. İşin kötüsü suçlu polisin sopayı kullanamayacağını biliyor.
Nitekim son dönemde birbirine benzeyen iki olay yaşandı. İzmir'in Karşıyaka ilçesi'nde kontrol yapan polis ekibinin dur ihtarına uymayan Baran Tursun dakikalarca takip edildikten sonra, açılan uyarı ateşi sonucu hayatını kaybetti.
Polis görev ve selahiyetini kullanmış, toplumun huzuru açısından dur demesine rağmen kaçan bir kişiyi uzun süre takip ettikten sonra uyarı ateşiyle durdurmaya çalışmıştı. Son raporun da doğruladığı üzere, polisin attığı kurşun doğrudan değil sekerek Baran Tursun'un kafasına isabet etmişti.
Ne var ki bazı basın ve yayın organları, polisi kasıtlı cinayet işlemiş gibi gösterdi ve silah kullandığı için, bilirkişi raporlarından önce suçlu ilan etti. Yargıdan önce de astı. Dahası sadece olaya adı karışan polislerle de yetinmeyip bütün teşkilata "zaten bunlar katil" damgası vuruldu. Muhtemel ki o günlerde bütün emniyet personeli eşinin, çocuğunun ya da yakınlarının suçlayan bakışları karşısında nasıl davranacağını şaşırıyordu.
İzmir'deki olayın bir benzeri, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde yaşandı. Yine bir vatandaş polisin dur ihtarına uymadı ve kaçmaya çalıştı. Baran Tursun olayından sonra Medyanın yaptığı haberlerle eli kolu bağlanan, yakınlarının suçlayan bakışlarına maruz kalan polis, bu defa aynı şeyleri yaşamak istemedi.
Ne var ki her yerde teröristle ya da gözü dönmüş insanlarla karşılaşma ihtimali bulunan polis bu defa silah kullanmamıştı ama, araçtaki şahıs, yanında iki tane çocuğu da olmasına rağmen bunda tereddüt etmedi. Şüpheli araçtan açılan ateş sonucu polis memurlarından Gökhan Elbistan şehit oldu bir polis de yaralandı.
Giden geri gelmezdi elbette ama, medya bugüne kadar, kaçanın yanında değil de kovalayandan yani kanundan yana olsaydı, bugün polisten kaçmayı düşünmek bu kadar kolay olur muydu? Polis güç kullandığında medya yargısız infaz yapmayıp, polisin yetkilerini aleyhine çevirmese, eline verilen silah hiç değilse caydırıcı olmaz mıydı? Dahası polise kurşun sıkmak bir yana, bunu aklından geçiren kaç kişi olurdu?
Bugün polise katil diyenlerin gözü yine yaşlı. "Bir polisimiz şehit edildi" haberleri yapılıyor, şehidin geride bıraktıkları üzerine acındırıcı hikayeler yazılıyor. Ama medyanın asıl, "şehit polisten akan kanda, annesinin ve babasının akıttığı göz yaşında bizim de payımız var mı? sorusuna cevap bulması gerekiyor. 10.Ocak.2008 17:11:32 |
|
|